Eski Türkiye Cumhuriyet Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, bugün Sözcü Gazetesindeki “Niksar” başlıklı duygusal bir yazıyı kaleme aldı. Aynı zamanda kendisi de bir Niksarlı olan Yekta Güngör Özden, çocukluğunun büyük bir çoğunluğunu Niksar’da geçirdiğini belirterek o dönemdeki birlikte vakit geçirdiği arkadaşlarından ve anılarından bahsetti.
Kendisi adına Niksar’ın birçok anısının ve özelliğinin önemli olduğunu ifade eden Özden, yazısında “Rum Pontus imparatorluğunun ve Danişmentliler’in başkenti olmuş Niksar, doğal güzellikleri, ürünleri, Melik Gazi Türbesi, ilkokul 1. sınıfta babamin ögrencisi olan sair Cahit Külebi ile sair Emrah’ın mezarlarının bulunduğu Karşıbağ ve özgün suyuyla tanınmış AYVAZ'ı, Çamiçi Yaylası ve kale kalıntıları yanında ülkemizin en çok ceviz yetiştiren verimli toprağıyla Tokat ilinin tarihi bir ilçesidir. Benim hem dogum yerim hem de ilkokul ve ortaokulu bitirdiğim verimli bir kaynaktır. Ortasından akan Çanakçı deresi, ilçenin hemen yanından geçen ve üzerinde uzun bir köprü bulunan Kelkit Çayı’na dökülür. Bir zamanlar tanınmış hukukçu Salim BASOL'un da yargıçlık yaptığı bir yeşil kuşak kentidir. 1939 ve 1941 depremlerinde yakınlarımı da yitirdiğim Niksar'da son depremde ben de vardım. Uzun süre kış koşullarında çadırda kaldım. Sağ bacağımda kan çıbanı çıkmıştı, dayımın eşi beni birkaç gün sırtında taşıyarak tedavimde yardimci oldu. Anılarımda çok renkli ve çok coşkulu bir yeri vardır. Halkevi'ndeki temsiller sırasında oynadığımız harmandalı, Sarı Zeybek ve Kazaska'daki arkadaşlarımdan sağ kalanlarla bugün bile konuşmak benzersiz bir mutluluk vermektedir.” İfadelerini kullandı.
1954 yılında Ankara’ya taşınıncaya kadar Niksar’da geçirdiği süreden ve edindiği arkadaşlıklardan bahseden Özden, görüştüğü arkadaşlarının birçoğunu da kaybettiğini ifade etti. Özden yazısında, “Önce dedemin evi olmak üzere Turaçlı Nuri Beyin evinde, sonra Turaçla Salim Beyin evinde, daha sonra berber Mahmut Uslu amcanın evinde kiraci olarak oturduk. Ankara'ya taşınıncaya kadar (1954) kiracılığımız sürdü. Unutamadığım arkadaşlar edindim. Şimdilerde Muzaffer Selimbeyoğlu (Alphan) ilkokuldan arkadaşım olarak görüşüp konuştuğum bir dostumdur. Kumluk Hamdi'yi de geçen yıllarda toprağa verdiğimiz bir arkadaşım olarak hiç unutmam. Seyfi amcanın çocukları Ahmet ve Rıfat’ı da... Keklik ailesinin küçük oğlu Nurettin ortaokul velisi arkadaşımdı. Tekel Müdürünün oğlu Sadi'yi de iki yıl önce yitirdik. Tanınmış göz Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Erol Turaçlı da Niksar’ın bir değeri idi. Çok erken aramızdan ayrıldı. Anne yanından aile büyüklerimin mezarlar Melikgazi Türbesi yanındadır.” Cümlelerine yer verdi.
Niksar’da çocukluk anılarının verdiği mutluluğunu da kaydeden “Anne toprağım Niksar” diyerek Niksar’ı sıkça ziyaret ettiğini ancak son ziyareti olduğunu belirterek duygusal bir yazıya imza attı. Özden yazısının devamında, “Ayvaz’ın havuzunda yıkandığımızı, alanında panayır izlediğimizi, Geroğlu bağlarının yamacında oturup söyleşiler yaptığımızı, elektrik fabrikasının havuzunda bekçiden kaçarak , Çanakçı deresinde yüzdüğümüzü, Karşıbağ'dan Ayvaz'a yürüyerek gittiğimizi, Harmancık’ta top oynadığımızı, Halkevi’ndeki temsilleri, Zati Sungur'un çağrısıyla sahneye çıktığımızı hiç unutamam. Belediye Başkanı olan Softaoğlu ve Gödelek ailelerinin çalışkan çocuklarını, futbolcu Kaya'yı unutamam. Ulucan ilkokulundaki sınıf arkadaşlarımdan Albay Sabahattin Günseren'i birkaç yıl önce yitirdik. İlkokul bitirme sınavlarında onunla ve Turan Aydın’la birlikte çalışıyorduk. Mehmet Dağdelen ile Cevdet Özsayın’ı da unutamam.
Verimli toprakları, sıcakkanlı insanları, içtenlikli ilişkileriyle güven veren tüm hemşehrilerim her zaman en iyi duygu ve dileklerle anıyorum. Niksar benim ana kucağımdır. Zaman zaman ziyaret etmekle mutluluk duyuyorum. Ama bu kez sanıyorum son ziyaretim, artık iyice yaşlandım. "Kalenin bedenleri, koyverin gidenleri, ipek bürük bağlamış Niksar’ın fidanları!..." türküsünü de hiç unutamam.” İfadelerini kullanarak unutamayacağını söyledi.
Ahmet ÖZTÜRK - Niksar Danişmend (Özel Haber)
Duygu yüklü bir hayat hikayesi, Teşekkürler Yekta bey ❤
Kurtuluş savaşında ipek bürük bürüyen annelerin çocuklarının torunlarına sırf inançları gereği başlarına örttüğü örtüden dolayı irtica ile suçladığın günleride bir Niksarlı olarak bizlerde hafızalarımımızda unutmadık şimdi yaşlandınbkuvvet ve kudretin kalmadı toprağın altına girdiğin zaman Allah'a mağdur olan o gencecik çocukların vebalinin hesap günü yaklaştı sanırım ne diyelim kuvvetli benim dediklerin gün bitti gücün Allahın olduğunu orada anlayacaksın hesap günü
zehrabiltekin@ hotmail.com