Görgü kuralları okulda, ailede ve toplumun içerisinde yazılı bir kanun gibi bir metni bir belgesi yoktur.
Yalnız bu kurallar ve bazı gelenekler insanların içerisinde özbenliğinde bulunur.
“Görgü ilmin haşiyesidir”
“Göz iki, ağız tek, çok görüp, çok dinleyip az söylemek gerek” bunun gibi bir çok atasözlerimiz bulunur.
Yokuş çıkan bir kimseye yukarıdan gelenin selam vermesi gibi, bu durum trafikte de pratikte de böyledir.
Yol insanların rahat (araçların) gidip gelmesi için yapılmıştır. Çoğu zaman rastlarız, yayaların da trafikte geçme zorunluluğu vardır. Karşıya geçmek isteyen kişi belki gözü iyi görmeyebilir, veya kulağı az işitir, yürümekte zorlanır, hastadır, engelli bir hali vardır. Daha birçok saymakla bitmeyen bir sürü şartlar olabilir. İşte bu durumda karşıdan gelen araç sürücüsünün yavaşlayıp o şahsa yol vermesi kadar doğal, aynı zamanda bir erdemliliktir.
“Marifet olmayacak bir kişide ey Ruhi
Baht ile başı göğe irse yine cahildir”
Ruhi
Malum Niksar'ımızda çok yerde bilhassa çarşıda kaldırımlarımız dar. Bazı kimseler kaldırımların iki tarafında mala-yağni konuşup oradan geçen bayan, yaşlı, çocuklu veya elinde poşeti, çantası olan kimseleri zor duruma düşürmektedir. Görgü kuralları derken bunu arzetmeye çalıştım. Yoldan geçen kimselere toparlanıp yol vermesi gerekir. Çoğu zaman yine rastlarız adamın elinde telefon yolda saatlerce yüksek sesle bağırarak konuşmakta, etrafı rahatsız etmekte…!
Yağışlı havalarda veya kaldırımda yürüyen insanların üzerlerine çok hızlı giden araçlar su sıçratmaktadır. Araç kullanan sürücülerin biraz daha duyarlı ve dikkatli olmaları bir insanlık vazifesi ve görevidir. (Sanırım). Bir günde kendisi yaya gidebilir.
(Bugün bana, yarın sana)
Öğrenimin üç kaynağı çok görmek, çok acı çekmek, çok çalışmaktır.
Catheroll