Birinci Cihan Harbi sonlarında bütün gayretlerine rağmen, hala yıkamadıkları Müslüman Türk Milletini, alkol ve uyuşturucu maddeler kullanılmasını azami suretle teşvik ederek , bu şeytani planın tatbiki için İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan gemileri binlerce ton içkiyi İstanbul limanına taşımışlardır. Bunların sarf ve dağıtımı için çeşitli kolaylıklar ihdas ederek halkın içki ve uyuşturucuya alışmasına sebep olmuştur.
Bu hali gören zamanın şeyhülislamı İbrahim Efendi, doktor Mahzar Osman ve arkadaşları gizlice “Alkol ve uyuşturucu maddelerle mücadele” adıyla bir teşkilat kurmuşlar. Daha sonra bu HİLAL-I AHDAR adıyla 1 Mart 1920'de resmen cemiyet kurmuşlar.
Hilal-i Ahdar daha sonra Yeşil Hilal, son olarak da YEŞİLAY adını almıştır.
1924'de Yeşilay dergisi çıkmaya başlamıştır.
Ortaöğretimde faaliyete geçen Yeşilay daha sonra okullarda yaygın olarak faaliyete geçmiştir. 18 Mart bütün yurtta Yeşilay haftası olarak kutlanır. Cenabı Hakk'ın içki hususunda emri şudur: “Ey iman edenler! İçki, kumar, tapmaya mahsus dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçının ki murada eresiniz.”
Ülkenin birçok bölgesinde olduğu gibi ilçemizde de yer yer, bilhassa gençlerimizde uyuşturucu yaygınlaşmaya başladığı görülüyor.
Gençlerimizi bu uyuşturucu batağından kurtarmak başta aileden, sonra da okullarımızdan geçmektedir. Bilhassa yoksul zayıf inançlarda hasıl olmaktadır.
Birgün bundan takriben 4-5 sene evveldi. İş hanında tuvalette sızmış kalmış bir genç görmüştük. Balley bağımlısı imiş. Biz kapıyı çalınca zorlanarak kapıyı açıp, yalpalanarak gitmişti. Daha sonra duyduğumuzda ölmüş olduğunu söylemişlerdi. Şimdi de çeşitli uyuşturucu kullananların tenha ve terkedilmiş yerlerde oldukları söylenmektedir.
Gençlerimize sahip çıkalım yarın geç olmadan.!
“Güneşi gözden kaçırdım diye gözyaşı dökersen, yıldızları da kaybedersin.”
“Yaşamak, ölümden korkmayanların hakkıdır.”
İçki içmeyen aldanmaz, içki ocak söndürür,
İçki bir milleti mahveden korkunç bir şeytandır.”
*** *** ***
Bu günlerde gün geçmiyor ki bir trafo patlıyor.
Gerçi doğal olarak belki teknik hatadan meydana gelebilir, fakat bu trafolara herhangi bir araç çarpıyorsa, bunu da rastgele bir olay gibi göremeyiz.
Adam fazla miktarda alkol almış, zaten gözünün önünü göremiyor. Yol kenarında duran elektrik trafosuna veya doğalgaz kapağına çarpıyor. Saatlerce elektriklerin kesilmesine sebep oluyor. Bu trafoların ya yeraltına veya trafoların çevresi demir korkuluklarla muhafazaya alınırsa hiç değilse biraz daha tedbir alınmış, devletin ve vatandaşın hem mal, hem can kaybına uğraması önlenmiş olur.