Bayram sonrası idi, güzel temiz bir çam havası almak ve gezmek için yaylaya çıktık. Hava sıcaklığı 18-20 derece kadar vardı. Arabayla yukarı doğru çıktıkça sıcaklık biraz daha düşüyordu. Yol kenarındaki ağaçlar yer yer yaprakları sararmaya başlamış, güz mevsiminin geldiğini haber veriyordu..!
Yol kenarlarında yayılan küçükbaş hayvanların boyunlarındaki o küçük zil sesleri sanki onlara müzikal bir şölene gider gibi tek sıra halinde hem kuru otları yiyor ve hemde meliyorlardı.
Ağaçlar mevsimin kuraklığından yaprakları solmuş dudakları susuzluktan çatlamış bir insan figürü gibi görünüyordu…!
Yaylaya çıktığımızda sezonun sonu olması hesabıyla pek kalabalık yoktu. Fakat yine de ara ara arabalara rastlıyorduk. Yaylaya gelmişken yayla havasının yanı sıra temiz bir yayla suyu da içelim dedik. Özalan tarafına yöneldik.
Bu arada Cahit Külebi şu güzel şiirinde anılarını ne güzel dile getirmiş;
“Gel dere ak, derim gürül gürül,
Dağdan aşağı akar gider,
Hayal kurmak isterse canım,
Bulutlara bir bağırmak yeter.”
O tarafa gidenler bilir, ara ara yol kenarlarında çeşmelere rastlarlar. Bizde o çeşmelere bakarak yukarı doğru çıkıyorduk. Bundan bir ay evvel hepsi akmasa da yer yer bazı çeşmelerin sularının aktığını görmüştük. Ne yazık ki bugün hepsi kurumuş. Çölde serap gören biri gibi hissettim kendimi. Biraz ileri gittikten sonra gürül gürül akan o çeşmeler de akmıyordu. Geri döndük adını çeşme üzerine yazdırmış bir merhum vatandaşın yaptırmış olduğu çeşme azda olsa akıyordu. Oradan birkaç bidon su doldurduk. O çeşmeyi yaptıran merhumun ruhuna Fatiha okuyup ayrıldık. Allah razı olsun…
Bu küresel ısınmadan meydana gelen bir felaketti. Bunu tüm dünya bilim adamları defalarca üzerine basa basa tüm dünyaya iletişim yoluyla duyurmuşlardı.
Bu kuraklığın ana sebeplerinin başında gelen çok yere yapılan HES'lerdir.
“Su testisi taşa değerse kırılır, taş testiye değerse yine testi kırılır”.
Tecrübe ehli bunu böyle bilir,
Kim ki çok söyleye o çok yanılır.
Atai
-Gözyaşı-
Çölün ortasında
Birkaç damla suya
Hasret çekeriz…
Geminin bordasında
Gözlerimiz yatar pusuya,
Sahil bekleriz.
Bulutsuz gök boşluğunda
Ellerimiz uzanır duaya
Yağmur isteriz.
Sudan uzakta susuz,
Suyun içerisinde huzursuzuz
Bütün bir ömür boyu
Gözyaşı ile doluyuz…
Necdet EVLİYAGİL (1926)