Emiray, uzun boylu sarışın mavi gözlü 16 yaşında çocuktu. Semay, orta boylu, esmer yeşil gözlü, 15 yaşında bir kızdı. Çevreyi sevdiklerinden, çevre müfettişi oldular. Yaşadıkları şehirde çevre kurumu vardı. 10 yaş üstü her birey müfettiş olabilirdi. Üye olmak için gönüllü olmak yeterliydi. Emiray ile Semay’da bu kurumda tanıştılar. Ali ise uzun boylu, ela gözlü, siyah saçlı, 15 yaşındaydı, kardeşi Zehra da ağabeyinden 10 cm kısaydı, o da ela gözlüydü, 13 yaşındaydı. Çevreyi korumayı hem sevmiyorlar hem de boş iş diye çevreyi kirleten bir ikiliydi.
Bir gün Emiray Semay’la ile birlikte parka gitme karar verdi. Semay’ın evine gitti kapıyı çaldı ardından annesi Selen teyze, kapıyı açtı.
Emiray utanarak;
-Merhaba Selen teyzeciğim, dedi.
Selen teyze karşılık verdi;
-Merhaba Emiray.
Emiray bu karşılamaya sevindi, çünkü genelde Selen teyze sinirli bir insandı. Emiray;
-Nasılsınız Selen teyze? Diye sordu.
Selen teyze;
-Eh işte. Allaha şükür sen nasılsın?
-Ben de çok iyiyim.
-Ee ne istedin? Dedi Selen teyze.
Emiray;
-Sema'yı çağıracağım da.
-Bekle oğlum ekmek alacaktı. Gelir şimdi, geç istersen eve, dedi Selen teyze.
Emiray;
-Yok yok. Şey unuttum da annem çağırmıştı, gideyim ben dedim.
Selen teyzenin bir başka huyu da ısrarcıydı. Fırına doğru ilerlerken Semay’ı gördü. Semay;
-Aa Emiray!
Emiray;
-Sıkıldım parka gidelim.
-Ekmekler…
-Ver, dedi ve ekmekleri Semay’ın elinden aldı ardından Semay’ın evine bıraktı. Ekmekleri astı, zile bastı ve koşarak uzaklaştı. Selen teyze de ekmekleri aldı, içeri geçti.
Parka geldiler. Önce şaşırdılar sonra sinirlendiler. Etrafa bakıyorlardı, park parklıktan çıkmıştı. O sırada Ali karşılarına çıktı. Ali;
-Ne oldu? Neden bakıyorsunuz, öyle?
Semay hem üzgün hem kızgındı. Semay;
-Bu hal de ne?
Sonra Zehra çıkıştı. Zehra;
-Ne hali ama Semay’cığım? Aa!
Emiray;
-Ciddi olamazsınız! Ali;
-Ne yapalım? Olan oldu.
Dedikten sonra kaçıştılar. Zehra koşarken;
-Kolay gelsin. Ha ha! Diye seslendi. Sonra gözden kayboldular.
Emiray ve Semay işe koyuldular. Ellerine birer çöp poşeti aldılar, parkı ikiye böldüler. Bir tarafta Semay, bir tarafta Emiray vardı. 2 saat geçse de daha parkın dörtte birini temizlemişlerdi. Semay’ın aklına parlak bir fikir geldi;
-Başkalarından yardım alabiliriz.
Duyuru yaptı Semay;
-Arkadaşlar, bu parkı temizlememiz lazım. Yardım ederseniz seviniriz, dedi.
Parktakiler hep bir elden yardım ettiler. Parkı temizlediler, limonatayı hak ettiler.
Akşamüstü Emiray ve Semay yine parka gittiler. Zehra’yı gördüler, kız arkadaşlarıyla oturuyordu. Akşam çadırda kalacaklarmış. Zehra’yı dinlediler. Çadırın yerini de öğrenince, çadıra girdiler. Minik soğutucuyla gelmişlerdi. Soğutucuyu çadırın içine sakladılar, beklediler. Sonra Ali ve Zehra çadıra girdiler. Semay vantilatörü çalıştırdı ve yel yaptı. Sonra Emiray ısıtıcıyı son bölmeye aldı ve sıcak hava püskürttü. Sonra aletleri sakladılar. Ali Zehra'ya;
-Of bir ara üşüdüm, sonra sıcak geldi.
-Bana da öyle oldu sanki ağabey.
Bunları duyan Semay ve Emiray evlerine gittiler. Ertesi sabah Semay ile Emiray yine parka geldiler ve oturdular. Karşılarına Ali ve Zehra geldiler. Emiray;
-Şimdi ne olacak? Doğamızı yine mi kirleteceksiniz?
Semay;
-Yaparsanız eğer ki izin vermeyiz.
Ali ve Zehra birbirlerine baktılar, sonra özür dilediler. Semay ile Emiray çok şaşkındılar Zehra utanarak;
-Bana çevreyi anlatır mısınız? Dedi.
Emiray;
-Çevremizi temiz tutmalıyız. Çevre bizim yaşamamızın tek kaynağıdır. Temiz çevre hayattır; çevreyi korumalıyız, çevreyi korursak hayatımızı da koruruz. Doğa, temiz çevre demek. Çevreyi korumazsak hem biz hem diğer canlılar zarar görebilir.
Zehra;
-Pardon ağabey, sözünü kestim ama bir sorum var. Biz ve diğer canlılar nasıl zarar görüyorlar?
Semay; biz bu kirli doğada yaşarken bizim özgürlüğümüz kısıtlanır. Bir de diğer yaşamamızı sağlayan nefes, zararlı kokular bize zarar verir. Sonra toprağı ekersin, toprak anadır. Toprağın altında zararlı maddeler var.
Ali;
-Zararlı maddeler?
Semay;
-O plastik cam metal…
Ali;
-Ha! Tamam. Bu zararlı maddelerin olduğu toprağı ekersen sen yine zarar görürsün. Başka örnek ise; kaplumbağa doğadaki plastiği yiyor ve ölüyor. Zehracığım senin evin hep çöp olsaydı yaşayabilir miydin?
Zehra;
-Hayır.
Emiray;
-Çevre kirliliği hem suda hem karada hem de havada yaygın. Hayvanlar, çiçekler, insanlar canlıdır. Doğamız kirli ise çevremizde kirlidir. Bu kirlerden dolayı da küresel ısınma oluyor.
Zehra;
-Ali ağabeyciğim çadırdaki gün küresel ısınma oldu. Emrah ve Sema'yla güldüler.
Semay;
-Zehra, küresel ısınma bir gecede, günde gerçekleşip bitmez. Sana küresel ısınma hakkında bilgi vereyim. Çöplerden ve buna benzer; zehirli gazlar, plastikler ve zararlı atıklardan dolayı oluşur. Bunlar da mevsimi etkiler.
Zehra;
-Bu ısınma nasıl bir şey?
Semay;
-Değişik hava. Bir sıcak, bir soğuk… Bir yaz, bir kış havası.
Emiray;
-Bunlar da iklim değişikliğinin kanıtı. Bu da çöplerden dolayı oluşuyor, sonra çöp konusu. Çöpü çöpe atmayın çöp yine doğaya gelir. Mesela bir okul müdürü çöpleri suya atıyor ama geri dönüşüm kullanırsak eğer atıklar direkt fabrikaya gider. Sonra dönüştürülür. Tekrar kullanılır.
Ali;
-Biz de çevre sözü verelim çevre müfettişi olalım.
Zehra;
-Biz doğayı koruyacağımıza ve temiz tutacağımıza söz veriyoruz.
Sonsuza dek doğayı temiz tuttular…
Güzel yazmış. Tebrikler
Temizlik imandan gelir Doğa ve çevremiz kontrolümüzde olmalı
güzel yazmış
Bir öğrenci çok güzel bir başlangıç başarıların daim olsun .
Öğrencimizi tebrik ederim.