Sevgili dostum, arkadaşım, yoldaşım, kardeşim Orhan Şahin, benim 19 Mayıs 2016 tarihli “Olmadı Koray Aydın. Yakışmadı !” başlıklı yazıma bir yorumda bulunmuş. ”Sayfa editörleri belki bu kırık dökük ifadelerimi sana ulaştırır“ demiş. Yorumu onaylamışlar. Ben bugün gördüm yorumu.
Öncelikle güzel duygu ve düşüncelerini böyle güzel bir biçimde paylaştığı için ayrıca teşekkür ediyorum.
Bu yazıyı onun yorumuna cevap olarak değil, onunla aynı düşünceleri paylaştığımı vurgulamak için yazıyorum. Belki gazetenin internet sayfasına giremeyenler olur düşüncesinden hareketle, kardeşimin bazı cümlelerini buraya alacağım.
Neden siyasete ve siyasetçilere mesafeli durduğunu, bu alanda boy gösterenlerin kifayetsizliğini “Ne ki memlekette kabadayılar, varoşların racon kesen bitirim çocukları ve kenar mahallenin cahil amatör topçuları söz söyler kıymet bulur oldular o gün bu gündür siyaset ve politik meselelere mesafeli durmuştum.” Sözleriyle ne güzel anlatmış.
Tarafsız kalarak, adaletle karar vermesi gerekenlerin, birilerinin ağzına bakarak kararlarına şekil vermesini Bülent Arınç'tan örnek vererek dile getirmiş: “Bülent Arınç ifadesiyle: talimatla iş gören bir hukuk düzeni, iç barışı bozulmuş, gün yok ki vatan evlatlarının üçer-beşer toprağa düştüğü bir ülkede yaşıyoruz.”
Beraberken kendilerine koridorlar açılarak yürümesi sağlananların önü, yine aynı kişilerce bugün yolları kesilip, baskı uygulanarak üniversitelerdeki konferansları iptal ediliyor. Sebebi bizce malum! Aykırı ses istenmiyor.
Tatlı yalanlar kapısının önünde kuyruğa girenler, acı hakikat kapısını da kapatmaya çalışıyorlar. Ama, bunlar boş çabalar!
Hakikat güneş gibidir. Göremediğiniz, adını telaffuz etmekten korktuğunuz zamanlarda da vardır. Siz gözlerinizi kapatsanız da o bir gerçektir.
Son birkaç yılın en sihirli iki kelimesinde birine dikkati çekmiş. Bunlardan birisi “Paralel” ithamı ikincisi “Darbe anayasası” !
“O kadar kullanılışlı bir kavram ki bildiğin İngiliz Anahtarı: “PARALEL”. Ve namuslu, vatanını seven, hırsızlığa, yolsuzluğa, ihanete bulaşmamış her vatan evladı bu ithamı tadacaktır. Hal bu olunca bir siyasi partinin üst yönetimini ele geçirmiş (bu bazen delege tercihi ile gelip bir daha gitmemekle de olur) ya da ele geçirme niyetiyle yola çıkmış ama bir türlü becerememiş kimselerce durumun ciddiyeti görülünce PARALEL türküsü söylenmesi kadar normal bir şey olamaz. Uzunca zamandır cari siyaseti takip ederim daha bir tek partiden: hırsızın, yolsuzun, haydutun, katilin, üçkağıtçının, onun evladının, teröristin vb herçeşit olumsuz karakter sahibinin OYUNU İSTEMİYORUZ sözünü duymadım. Böyle bir tavrın pratikte karşılığı da olamaz zaten. Öyle olunca bir siyasetçiye yapılacak en büyük haksızlık herhangi bir sosyolojik katmandan destek görüyor olduğunu ifadeyle onu suçlamak olacaktır.”
Kimin neresi sıkışırsa sarılacağı bir söylem “Paralel” !
Ayağına taş takılanın, karısından boşanmak isteyenin, istediği düdüğü çalmadı diye hakeme kızan taraftarın sarıldığı bir itham “paralel” !
Çok kullanışlı !
İsviçre çakısı desek yeri !
Bir sefer üstünlerce bu damgayı yemişseniz artık gerisini düşünmek bile insana ürküntü veriyor !
Kullanana kazandırırken kullanılana kaybettirdiği sanılan büyülü kavram !
Evet bir sosyolojik katmandan destek görmekle suçlanmak bir siyasetçi için utanılacak bir durum değildir ve olmamalı !
Esas sorgulanması ve incelenmesi gerekenler, kusuru ve kabahati açıkça bilinen ve kendinden başka herkesi ötekileştiren kibir abidelerine kayıtsız şartsız, sorgusuz sualsiz destek olan tutum ve davranış sergileyenler olmalıdır.
Bir de “Bu anayasaya uygun değil ! Bu anti demokratik bir tavır !” denilince: “Sen “darbe Anayasası”nı mı savunuyorsun? diye darbeci ilan edilmek var işin ucunda !
Ben 12 Eylül Anayasası'na hayır oyu kullananlardanım. Niye hayır oyu kullandın diye de hesabı sorulanlardanım.
Ama yaptıkları herşeyi, geldikleri her makamı bu darbe anayasası dedikleri anayasayla elde edenlerin bu anayasaya “darbe anayasası” demelerini samimi bulmuyorum. Hem her tarafı delik deşik edilmiş bu anayasayla yapamadıkları ne var da “Yeni”sini istiyorlar ?
Ağızlarındaki baklanın ucunu gösteriyorlar ama ağızlarından çıkarmıyorlar !
Orhan kardeşim; “memlekete tez zamanda huzur ve hukukun avdet etmesini dileyerek !” bitirmiş yorumunu.
O'nun bu güzel dileğine katılmakla beraber ufukta böyle bir emare de göremediğimi belirtmeliyim. Bu bir ümitsizlik değil tabii ki. Biz hukukun üstünlüğü için, huzurun gelmesi için elbette mücadele edeceğiz. Zira biz “sefere çıkmak” la yükümlüyüz. Zafer Allah'tandır.
Selam ve muhabbetle…