“Analar ağlamasın !” diye başlatılan ama anaların daha fazla ağlaması için terör örgütünün hazırlık yaptığı bir süreçten geçtik. Türkiye'nin her tarafından şehit haberleri geldi. Geliyor.
Oğlunu şehit vermiş anaların, babaların; eşini hayat arkadaşını, can yoldaşını şehit vermiş kadınların; babasını şehit vermiş çocukların; kardeşini şehit vermiş abilerin ablaların, yeğenini şehit vermiş amcaların dayıların ve yüreğinde bir nebze de olsa insanlık haysiyeti taşıyan herkesin feryadından tabii, gözyaşından normal ne olabilir ki ?
Canı yanan, ciğeri dağlanan, ocaklarına ateş düşen bu insanların acılı feryatlarından ürkerek, duymak istemeyerek, görmezden gelerek, nereye kadar götürebiliriz bu durumu ?
Son zamanlarda özellikle sosyal medyada insanlıktan nasibini alamamış bazı trollerin; şehit yakınlarına yönelik, insanlık dışı hakaret ve iftiralarına şahit olmaktayız. Oğlunun, eşinin, abisinin veya kardeşinin seçtiği askerlik mesleğiyle ilgili değil feryatlar.
Bu; girilen mücadelede herkesin üzerine düşeni yapmadığına inanıyorlar belki !
Şahadetlerinde birilerinin ihmali olduğunu sanıyorlar belki !.
Belki; sivillere de sorumluluklarını bu yolla hatırlatmak istiyorlar !
Tunceli'de teröristlerle girdiği çalışmada şehit olan Jandarma Binbaşı Yavuz Sonat Güzel'in annesine yönelik sözlere bakın: “hoşt”, “şahsiyetsiz”.
Bu hakaretler biricik evladını şehit vermiş acılı bir anaya yapılıyor.
Siyasal aidiyeti beğenmediklerine küfür ve hakaret olarak anlayan ve bu konuda hiç çekinceleri de olmayan bu tipler gücünü nereden almaktadırlar? Kendisine edepsizlik yapan öğrencisine “Terbiyesizlik etme ! “ diye söylediği için soruşturma geçiren öğretmenlerin olduğu memleketimizde ; bu ahlak yoksunu tipler nasıl ortalıkta cirit atmaktadır ?
Yoksa bizim “şehide saygımız” Türk bayraklarıyla meydanlarda propaganda yapıp şehit cenazelerinde ağlamak ve diğer taraftan şehit annesine ve yakınlarına hakaret etmek gibi bir samimiyetsizliği içinde mi barındırmaktadır ?
Şehit annesinin terörle mücadele hakkındaki sitemi için anneye hakarete izin mi verilmektedir? Dün şehit abisine, şehit babasına, şehit ablasına, bugün şehit annesine yapılan bu saygısızlıklar karşılıksız kaldıkça toplumdaki kutuplaşma da o oranda artacaktır.
Selcan Taşçı'nın 29.09.2015 tarihli Yeniçağ Gazetesinde yazdığı yazıdan bir bölüm :
“Ağıtlar ne zamandan beri “köpek havlaması” muamelesine tabi tutulur hale geldi bu ülkede? Ve parti aidiyeti ne zamandan beri felce uğratır oldu insanın her şeye, herkese rağmen insan kalabilme becerisini?
Ne zamandan beridir “köpek havlaması” varsayılır oldu adını anmaya “Allah kimseye yaşatmasın” la başladığımız “evlat acısı”?
Nasıl oldu, olabildi de Allah korkusunun bile önüne geçti biatin gerekleri?
Herhalde cennetin tapusu vaat edilmemiştir kimseye, cennetin ayaklarının altına serildiği kutsal bir varlığı linç etmenin karşılığı ? ”
Sözün özü……
Şehit olmuş birinin geride bıraktığı emanetlerine sahip çıkmak insan olmanın gereğidir. Aksini söyleyenlere ise söylenecek sözü buraya yazamam.