Kanunda artık gaziler için “vazife malulü”, şehitler için “vazife ölümü” sözcükleri kullanılıyor.
Artık görevliyken trafik kazası geçirip hayatını kaybeden kamu görevlisiyle, silahlı çatışma sonucu hayatını kaybeden asker arasında hiçbir fark yok. Trafik kazası geçirenle, çatışmada ölen ya da yaralananların durumları yasaya göre aynı. Kanunda yapılan tanım değişikliğiyle gazi sayısı 4 binden 25 bine, şehit ve şehit yakını sayıları da 6 binden 35 bine yükseldi. Yasalarda yer alan bu sözcüklerin çıkarılmasında gazilerin, şehit yakınlarının isyanlarına rağmen yeni bir düzeltmeye gidilmedi.
Gazetelerde Gaziler ile ilgili farklı tarihlerde yer alan haberlerden birkaçı…Konuyla ilgili haberlerin tamamı için bu köşe yetmez.
*****
“ Foça'da 20 gün önce askeri aracın geçişi sırasında bombanın patlatılması sonucu şehit düşen er Özkan Ateşli'nin baba ocağı, önceki gün de icra müdürlüğünden gelen evrakla sarsıldı.
Türkiye'yi yasa boğan terör saldırısında şehit düşen 2 çocuk babası Özkan Ateşli, Esenyurt'ta Şehitler ve Gaziler Parkı'nın hemen yanındaki, devasa ve lüks sitelerin gölgesinde kalan, yağmurda çatısı akan, derme çatma barakada yaşıyordu. Sabah erkenden kalkıyor, mahalle mahalle, sokak sokak geziyor hurda kağıt, plastik topluyordu. Derme çatma barakanın mutfağında yere attığı yer yatağında eşi ve iki çocuğuyla beraber yatıyordu. Askere gidene kadar hep çalıştı. Hurdacılıktan artan zamanlarında Esenyurt Belediyesi'nin bahçıvanlık işlerine gitti. Askere giderken bile yol parasını Esenyurt Belediyesi'nden aldı.”
*****
“İstanbul'da 1987 yılında askerliğini yaparken, mayının patlaması sonucu sağ kol ve ayağı ile sol gözünü kaybeden Gazi Mustafa Azgın'ın protezine haciz gelmişti. Şimdi de 'yardıma muhtaç değilsin' dediler. “
*****
“Kuzey Irak'a yönelik 1997'de gerçekleştirilen Çekiç Harekatı'nda tim komutanı olarak görev yapan Hakan Mutlu (43), mayın patlaması sonucu sağ bacağını diz altından kaybetti. Tedavisinin ardından protez bacak takılan Hakan Mutlu, dün eşiyle birlikte kızını yolcu etmek için Sabiha Gökçen Havalimanı'na gitti. Arama noktasından geçmek isteyen Mutlu'dan şort giymesine rağmen görevliler, protez bacağını çıkarmasını istedi. Mutlu, gazi kimliğini gösterip duruma itiraz etse de, protezi çıkarmadan geçişine izin verilmedi. Gazi Mutlu, çaresiz protez bacağını çıkarıp bir kutuya koydu ve x-ray'den geçebildi.”
*****
“ 30 Ağustos Zafer Bayramı Çorum'da düzenlenen sade bir törenle kutlandı. Tören alanında dikkat çeken bir detay gaziler için ayrılan yer oldu. Üniformalarıyla tören yerine gelen Kore ve Kıbrıs Gazileri üstü kapalı protokol tribününe oturmak isterken görevliler tarafından uyarıldı. Bir görevli, gazilere kaldırım kenarındaki plastik sandalyelere oturmalarını söyledi.”
*****
“ Kıbrıs'ta yaralanan ve Gazi ünvanı alan Basri Yıldırım, İzmit'e gelmek için Yuvacık'tan halk otobüsüne bindi. Arabaya bindiğinde gazi kartını çıkartarak şoföre gösterdi. Tam yerine geçip oturmak isterken, otobüsün şoförü kartı makineye okutmasını istedi. Basri Yıldırım gazilik kartının makineye okutulan bir kart olmadığını, gösterilen bir kart olduğunu söyledi. Bunun üzerine şoför kendisine 'O zaman para vereceksiniz' dedi. Yıldırım, elindeki kartın gazi kartı olduğu ve devletin şehitlere, gazilere ve yakınlarına bu araçlardan ücretsiz yararlanma hakkı verdiğini ifade etti. Ancak şoför bu defa kendisine 'tamam tamam benim sadakam olsun' dedi.”
*****
“Zonguldak'ta Gaziler Günü nedeniyle yağmur altında düzenlenen törende Vali Ali Kaban, Belediye Başkanı CHP'li Muharrem Akdemir ve 3'ünü Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Birol Şimşek, korumalarının tuttuğu şemsiyelerle yağmurdan korundu. Muharip Gaziler Derneği Şube Başkanı Ramazan Çakal ise şemsiyesiz olarak protokolde yer aldı ve tören boyunca ıslandı.19.09.2014”
*****
“ Yılmaz Yiğit adlı gazi, PKK'nın 2007 yılında 21 silah arkadaşıyla beraber pusuya düşürdüğü bir gazi. O çatışmada iki kolunu, sağ ayağını ve bir gözünü kaybetti.
Bugün Ankara'da yaşayan Yılmaz Yiğit, 3 yaşındaki kızı Z.Y. ile otobüse bindi. Yiğit “Gaziyim” diyerek kızıyla bir yere oturdu. Ancak otobüs şoförü Vahit Çatal iddiaya göre gaziye “kartını bas yoksa inemezsin” dedi. Bunun üzerine “elleri olmadığı için arka cebindeki cüzdanına ulaşamadığını söyleyen Gazi Yiğit, şoförden yardım istedi. Aldığı yanıt gaziyi şoke etti. Karakol tutanağına yansıyan ifadeye göre Çatal şunları söyledi: “Bana ne… Çıkarmak zorunda mıyım? Bunlar hep böyle. Benim için mi kollarını kaybettin. Sana iyi olmuş, iyi ki kaybetmişsin. Senin gibi şerefsiz bir gaziden 2 bin 500 lira tazminat aldım…”
*****
“ Şehit babası Şerafettin İncetürkmen Uludere'de ölen kaçakçıların yakınlarına 123 bin lira tazminat ödenmesine tepki göstererek, “Ben pazarda saat satarak geçimini sağlıyorum. Kaçakçılık Şubesi polisleri, faturasını gösterdiğim halde 660 saatime el koydu, konu yargıya taşındı. Saatlerim şimdi gümrük müdürlüğünde. Ben faturalı saat satıyorum, şehit babasıyım.Ama kaçakçıların yakınları 123 bin lira alıyor, şehit babasının kaçak olmayan, faturalı saatlerine kaçakçı muamelesi yapılıyor. Bu nasıl iş?" diye konuştu. İncetürkmen, oğlu Cengiztopel İncetürkmen'in 1994 yılında Van'da çatışmada şehit düştüğünü de anlattı.”
Gazilik; Türk vatanseverliğinin, Türk kahramanlığının, Türk fedakarlığının, yaşayan destanıdır. Bu destanı yazana da “Gazi” denir. İnancımıza göre “Şehit nurlanmış, gazi onurlanmıştır.”
Dış düşmanlara ve onların içteki işbirlikçilerine karşı şerefle vatanını korumuş, mücadele etmiş tüm gazilerimizin gaziler gününü kutluyor, onlara saygı ve selamlarımı sunuyorum. 19.09.2015