Hani iki hasım dar bir geçitte karşılaşırlar. Birisi yol vermezse diğeri geçemeyecektir. Birisi hemen atılır:
“Ben, böyle şerefsiz, namussuz, ahlaksız birine asla yol vermem!” der.
Öbürü kenara çekilerek :
“Ben veririm !” der.
Millet de herkese hoşgörü vardır !
Siyasal ümmetçilikte hoşgörü sadece kendisi gibi olanlara vardır!
Nasıl başlıyoruz söze…
“Birlik beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu bugünlerde….”
Sonrası…
Ayrıştırma…
Ötekileştirme…
İnsan yerine koymama…
Temel hak ve hürriyetlerini kullanmasını engelleme…
Ve hakaret etme..
Bu durumda; nasıl bir olacağız ?
Bu durumda nerede ve nasıl beraber olacağız ?
Kendi mahallesinde olup bitene bırakın bir eleştiri getirmeyi tacizi, gaspı, hakareti,
ahlaksızlığı, hırsızlığı, kul hakkını görmemezlikten gelmeyi, bir siyasal davanın mücahidi olmanın gereği olarak görenlerle nasıl bir birlik beraberlik sağlanabilir?
“Eh işte yapmış bir yaramazlık !”
“Bir sefer yapmış ama…! “
Diyerek ya da dinden referanslar uydurarak tüm yaptıklarını gizlemeye, hafifletmeye, caiz hale getirmeye çalışanlarla oluşacak birlik ve beraberliğin adı da başka olur tadı da!
Rahmet ve mağfiret ayı, onbir ayın sultanı Ramazan ayındayız.
Televizyonlarımız Ramazan programları yapıyorlar. Her kanaldan bir veya birkaç hocaefendi evlerimize misafir oluyor değil mi?
Dualar, nasihatler, kıssalar, tarihten yapraklar, eski ramazanlar, üzerine sohbetler dini ve ladini musiki eşliğinde servis ediliyor.
Ne kadar güzel ! Bize Ramazan iklimini yaşatmak için beş para almadan kendilerini parçalıyorlar !
Tabii ki ağzından bal damlayanlar olduğu gibi gözyaşı döken hocaefendiler de var!
Orucun faziletlerinden, namazın öneminden bahisle:
“Ben düz söyleyeyim, ayette de bunu söylüyor, ağır gelmesin, yani namazı hayvanlar kılmaz, namaz kılmayan hayvandır” diyor. Programın adı da “Ramazan Sevinci” iyi mi ?
Tabii ki bütün kainat Allah'zikreder. Hayvanların zikrinin bazılarının eğilip doğrulmasından daha hayırlı olup olmadığını ancak Allah bilir. Çünkü O yüce kitabında “Muhakkak biz insanı ahsen-i takvîmde yarattık.” (Tin, 95/4) buyuruyor.
Sonra da hiç bir şey olmamış, kimseyi insanlıktan çıkarmamış gibi başlıyor iftar duasına:
'Ramazan hoşgörü, rahmet, bağışlanma, sevgi, saygı, dargınların barışması, küskünlerin sarılıp kucaklaşması, iyiliği ve güzelliği tavsiye ayıdır'
Diyor…
Yani o da birlik, beraberlik, kardeşlik mesajı vermeyi ihmal etmiyor!
Ramazanın hoşgörünün, rahmetin, bağışlanmanın, sevginin, saygının, dargınların barışmasının, küskünlerin sarılıp kucaklaşmasının, iyiliğin ve güzelliğin tavsiye edildiği bir ay olduğunu bilmesem…
Onun da bu sözleri samimiyetle söylediğine az kalsın inanacaktım!
“Ben, böyle şerefsiz, namussuz, ahlaksız birine asla yol vermem!” der.
Öbürü kenara çekilerek :
“Ben veririm !” der.
Millet de herkese hoşgörü vardır !
Siyasal ümmetçilikte hoşgörü sadece kendisi gibi olanlara vardır!
Nasıl başlıyoruz söze…
“Birlik beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu bugünlerde….”
Sonrası…
Ayrıştırma…
Ötekileştirme…
İnsan yerine koymama…
Temel hak ve hürriyetlerini kullanmasını engelleme…
Ve hakaret etme..
Bu durumda; nasıl bir olacağız ?
Bu durumda nerede ve nasıl beraber olacağız ?
Kendi mahallesinde olup bitene bırakın bir eleştiri getirmeyi tacizi, gaspı, hakareti,
ahlaksızlığı, hırsızlığı, kul hakkını görmemezlikten gelmeyi, bir siyasal davanın mücahidi olmanın gereği olarak görenlerle nasıl bir birlik beraberlik sağlanabilir?
“Eh işte yapmış bir yaramazlık !”
“Bir sefer yapmış ama…! “
Diyerek ya da dinden referanslar uydurarak tüm yaptıklarını gizlemeye, hafifletmeye, caiz hale getirmeye çalışanlarla oluşacak birlik ve beraberliğin adı da başka olur tadı da!
Rahmet ve mağfiret ayı, onbir ayın sultanı Ramazan ayındayız.
Televizyonlarımız Ramazan programları yapıyorlar. Her kanaldan bir veya birkaç hocaefendi evlerimize misafir oluyor değil mi?
Dualar, nasihatler, kıssalar, tarihten yapraklar, eski ramazanlar, üzerine sohbetler dini ve ladini musiki eşliğinde servis ediliyor.
Ne kadar güzel ! Bize Ramazan iklimini yaşatmak için beş para almadan kendilerini parçalıyorlar !
Tabii ki ağzından bal damlayanlar olduğu gibi gözyaşı döken hocaefendiler de var!
Orucun faziletlerinden, namazın öneminden bahisle:
“Ben düz söyleyeyim, ayette de bunu söylüyor, ağır gelmesin, yani namazı hayvanlar kılmaz, namaz kılmayan hayvandır” diyor. Programın adı da “Ramazan Sevinci” iyi mi ?
Tabii ki bütün kainat Allah'zikreder. Hayvanların zikrinin bazılarının eğilip doğrulmasından daha hayırlı olup olmadığını ancak Allah bilir. Çünkü O yüce kitabında “Muhakkak biz insanı ahsen-i takvîmde yarattık.” (Tin, 95/4) buyuruyor.
Sonra da hiç bir şey olmamış, kimseyi insanlıktan çıkarmamış gibi başlıyor iftar duasına:
'Ramazan hoşgörü, rahmet, bağışlanma, sevgi, saygı, dargınların barışması, küskünlerin sarılıp kucaklaşması, iyiliği ve güzelliği tavsiye ayıdır'
Diyor…
Yani o da birlik, beraberlik, kardeşlik mesajı vermeyi ihmal etmiyor!
Ramazanın hoşgörünün, rahmetin, bağışlanmanın, sevginin, saygının, dargınların barışmasının, küskünlerin sarılıp kucaklaşmasının, iyiliğin ve güzelliğin tavsiye edildiği bir ay olduğunu bilmesem…
Onun da bu sözleri samimiyetle söylediğine az kalsın inanacaktım! Hani iki hasım dar bir geçitte karşılaşırlar. Birisi yol vermezse diğeri geçemeyecektir. Birisi hemen atılır:
“Ben, böyle şerefsiz, namussuz, ahlaksız birine asla yol vermem!” der.
Öbürü kenara çekilerek :
“Ben veririm !” der.
Millet de herkese hoşgörü vardır !
Siyasal ümmetçilikte hoşgörü sadece kendisi gibi olanlara vardır!
Nasıl başlıyoruz söze…
“Birlik beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu bugünlerde….”
Sonrası…
Ayrıştırma…
Ötekileştirme…
İnsan yerine koymama…
Temel hak ve hürriyetlerini kullanmasını engelleme…
Ve hakaret etme..
Bu durumda; nasıl bir olacağız ?
Bu durumda nerede ve nasıl beraber olacağız ?
Kendi mahallesinde olup bitene bırakın bir eleştiri getirmeyi tacizi, gaspı, hakareti,
ahlaksızlığı, hırsızlığı, kul hakkını görmemezlikten gelmeyi, bir siyasal davanın mücahidi olmanın gereği olarak görenlerle nasıl bir birlik beraberlik sağlanabilir?
“Eh işte yapmış bir yaramazlık !”
“Bir sefer yapmış ama…! “
Diyerek ya da dinden referanslar uydurarak tüm yaptıklarını gizlemeye, hafifletmeye, caiz hale getirmeye çalışanlarla oluşacak birlik ve beraberliğin adı da başka olur tadı da!
Rahmet ve mağfiret ayı, onbir ayın sultanı Ramazan ayındayız.
Televizyonlarımız Ramazan programları yapıyorlar. Her kanaldan bir veya birkaç hocaefendi evlerimize misafir oluyor değil mi?
Dualar, nasihatler, kıssalar, tarihten yapraklar, eski ramazanlar, üzerine sohbetler dini ve ladini musiki eşliğinde servis ediliyor.
Ne kadar güzel ! Bize Ramazan iklimini yaşatmak için beş para almadan kendilerini parçalıyorlar !
Tabii ki ağzından bal damlayanlar olduğu gibi gözyaşı döken hocaefendiler de var!
Orucun faziletlerinden, namazın öneminden bahisle:
“Ben düz söyleyeyim, ayette de bunu söylüyor, ağır gelmesin, yani namazı hayvanlar kılmaz, namaz kılmayan hayvandır” diyor. Programın adı da “Ramazan Sevinci” iyi mi ?
Tabii ki bütün kainat Allah'zikreder. Hayvanların zikrinin bazılarının eğilip doğrulmasından daha hayırlı olup olmadığını ancak Allah bilir. Çünkü O yüce kitabında “Muhakkak biz insanı ahsen-i takvîmde yarattık.” (Tin, 95/4) buyuruyor.
Sonra da hiç bir şey olmamış, kimseyi insanlıktan çıkarmamış gibi başlıyor iftar duasına:
'Ramazan hoşgörü, rahmet, bağışlanma, sevgi, saygı, dargınların barışması, küskünlerin sarılıp kucaklaşması, iyiliği ve güzelliği tavsiye ayıdır'
Diyor…
Yani o da birlik, beraberlik, kardeşlik mesajı vermeyi ihmal etmiyor!
Ramazanın hoşgörünün, rahmetin, bağışlanmanın, sevginin, saygının, dargınların barışmasının, küskünlerin sarılıp kucaklaşmasının, iyiliğin ve güzelliğin tavsiye edildiği bir ay olduğunu bilmesem…
Onun da bu sözleri samimiyetle söylediğine az kalsın inanacaktım!