“Ağlıram gülmüyençin
Gözyaşın silmiyençin
Derdin diyen rahatlar
Vay derdin demiyençin”
“ Ortadoğu’da bizden habersiz yaprak bile kıpırdayamaz ! “
Dedik mi ? Dedik !
Ortadoğu verimli bir coğrafya parçası !
Çok çeşitli yaprak türlerini içinde barındırır ! Besler !Büyütür ! Dünya piyasalarına sürer.
Alıcısı , pazarlayanı boldur burada büyüyen ve kıpırdamak için rüzgar bekleyen yaprakların !
İğne türü,damarlı-damarsız türü,dikenlisi,sivirisi,yuvarlağı,yumuşağı,serti ……..Çeşit çoktur !
Büyük efelik yaprağı gibidir Esat !
Dibinde,önünde,arkasında,karşısında, kısaca çevresinde irili ufaklı çeşitli türden yapraklar çıkmıştır.Bir kısmı eski bir kökden yeni bir filizmiş gibi sürmüş bir kısmı yeni bir tür olarak arzı endam etmiştir.
Yeni tür yapraklardan biri İŞİD’dir.Bazı botanikçiler bunlara DAEŞ de der.
Ülkemizde de özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde rastlanan ,zehirli sarmaşığa benzeyen bir türdür PYD !
Yerli türlerin yanında ithal yapraklar da mevcuttur bu coğrafyada !Taaa diktatör Saddamın sarayını süslemek için getirttiği Amerikan kaktüsleri vardır.Hem de en yaygını da bunlardır.Zamanında daha büyüyüp serpilmeleri için Türkiye’den gübre ve su desteği sağlanmıştır.
Soğuk iklimlere dayanıklı ama sıcak suya hasret bir çiçek türü daha vardır ! Kökeni Rusya’ya dayanan bu yaprak türlerinin Çarputinovski olan adı ülkemizde Ayı Yaprağı olarak bilinir.İlk tohumları Esat’ın babası Esat tarafından getirtilmiş ve Şam’ın bahçelerini süslemiştir !
Daha başka irili ufaklı yaprak türleri de vardır ama en bilinenleri bunlardır.
Haa az daha unutuyordum ! Bir de kökeni Tahran mı desem,Isfahan mı desem yoksa Tebriz mi desem dalında sakal gibi sarkan dibi sarık gibi topuzlu bir tür daha var!
Hey gidi günler hey !
Bu yaprakların hiç biri bizden izinsiz kıpırdayamazdı !
Ama bu yaprakların hiçbirinin de kıpırdamak için ne bizden esecek rüzgara ,ne de izin almaya ihtiyacı yoktu ki !
Rüzgar arkalarından esiyordu ! Arkalarına aldıkları rüzgarla da dikili bulundukları alanları genişletmek için oraya buraya saldırıyor ya da savruluyorlardı !
Aslında bu türleri iyi biliyorduk ama sözümüzle yerlerinde kıpırdamadan duracakları gibi bir hayale kapıldık .Hatta bazılarının etrafını temizleyip diplerini bile suladık !
Halbuki kökeni Anadolu’dan giden,Anadolu’nun havasına,suyuna,iklimine,insanına toprağına en uyumlu ve bizden izinsiz kıpırdamayacak tek yaprak türü Türkmendağı’nda idi !
Kıpırdamak için hep bir rüzgar beklediler bizden.
Biz ise onlara o yeşerip boy attıkları dağları zindan edeceklere koridor açıp selam gönderdik !
Sahi onlara nasıl rüzgar estirecektik ki ?
Ecdadımızın mezarını bile “Suriye’ye dört adam gönderip gerekçe oluşturmadan !” o topraklardan başarılı ! bir operasyonla kaçırmışken ?