Duymuşsunuzdur ama yeri geldiği için bir daha hatırlatmak istedim. Kimileri Nasreddin Hoca'ya atfen anlatırlar. Biz yine bir hocayla anlatalım ama adı Nasreddin olmasın:
Karadeniz'de hoca camide vaaz veriyormuş:
-Kızlarımıza sahip çıkalım, çok açık giyiniyorlar, boya sürünüyorlar, zincir takıyorlar, kısa giyiniyorlar... derken cemaatten biri seslenmiş:
-İyi de hoca senin kız da bunları yapıyor.
Hoca cevabı verir:
-Şimdi Allah var, bizim kıza yakışıyor !
Konu rektör seçimleri ve atamaları…..
Cumhurbaşkanları, hükümetler ve YÖK başkanları değişse de sıkıntı değişmiyor!
Nasıl bir yöntemi var ?
Neye göre seçiliyor ?
Önce üniversitede rektörlüğe adaylar ortaya çıkıyor. Sonra akademisyenlerin önüne sandık konuyor. Yapılan oylama sonucu üniversite tarafından Yök'e bildiriliyor. YÖK ise kendisine gönderilen listeden üç kişiyi onaylanmak üzere Cumhurbaşkanı'na gönderiyor. Ama üniversiteden gelen oylama sonuçlarını pek de dikkate almıyor. Bazı üniversitelerde en az oy alan adayı birinci sıraya yazıp öyle gönderiyor! Yani sandığın, seçmen iradesinin bir kıymet-i harbiyesi yok ! Birileri için kutsanan sandık birileri için önem arzetmiyor yani!
Sıkıntı burada bitmiyor tabii!
Cumhurbaşkanı ise Yök'ün kendisine gönderdiği listedeki sıralamaya pek sadık kalmıyor.
YÖK'ün gönderdiği listeden bazen ikinci sıradakini, bazen üçüncü sıradakini, bazen de birinci sıradakini rektör olarak atıyor.
Seçilmişe saygı diye bir kaygımız yok yani !
Ahmet Necdet Sezer döneminin en çok eleştirilen konularının başında geliyordu bu rektör seçimleri.
Bu yanlış uygulamayı hepimiz çok eleştirdik ama birileri hep savundu o zamanlar.
Çünkü onların kıza yakışıyordu !
Sonra Cumhurbaşkanları değişti ama bu konudaki yanlış uygulamalar hep devam etti.
En çok eleştirenler, o yetki kendilerinde olunca daha önce eleştirdikleri şeyi kendileri yapmaya başladılar.
Kimsenin performans, ehliyet, liyakat ya da aldığı oya bakılmadı !
Daha öncekinin atamalarını zehir zemberek sözlerle yerin dibine sokanlar devir değişince aynı uygulamanın ne kadar yerinde olduğunu, ”Zaten bunlar hep mağdur edilmişti !” diyerek başkalarının mağduriyetine mazeret uyduruyorlardı.
Yani herkes; yapılanın yanlış ama kendi kızına yakıştığını söyledi.
Tabii kızı olmayanların diyeceği bir şey de yoktu.
Sadece bazıları kızın babasından daha fazla “ Bu kıza yakıştığını” söylemekten de geri durmadılar.
Üniversitelerin özgürlüğüne kendileriyle kavuştuğunu da eklediler üzerinde tüy niyetine !