Bir rüya gördüm. Birileri bana bir dosyayla geldiler ve bunun iyi bir proje olduğunu söylediler.
Aklıma yatan güzel bir projeydi. Onların fikri benim birikimimle hayata geçecekti. Hemen fizibilitesi tamamlanan işyerini; başlarda bazı problemler çıktıysa da bir sene sonra üretime başlattık. Çalışacak kişilerden tutun da ekipmana varıncaya kadar her şeyiyle ilgilendim. Çünkü; patron bendim.
Yıllar yılları kovaladı. Bu yıllar içerisinde rakip işletmelerin yönetim zaaflarını da kullanarak bölgedeki insanların evine ekmek götürebileceği tek işletme olarak kaldık neredeyse! Burada çalışanlar işinden memnun du. İş dışındaki problemlerini bir telefonumla hallediyordum. Fazla para vermiyordum ama geçim sıkıntısı çeken bölge insanları gurbete gidip üç kuruş fazlasına çalışacağına burada birgün çalışabilme umuduyla sesini de çıkarmıyordu.
İşletmeyi genişlettik. Entegre tesisler yaptık. Çalışanları ve ailelerini elde tutmak zorlaşmıştı. Rakip işletmeler ustabaşından en vasıfsız işçisine varıncaya kadar herkesin aklını çelebilecek dedikodular yaymaya başladılar. İlk başlarda işçilerin vefası, sadakati falan diyerek geçiştirdim ama….Fısıltıların ardı arkası kesilmiyordu. Çalışanlar etkilenmeye başladılar. Hemen rakiplerimizin neler söylediğini, hangi sözlerle çalışanların aklını çeldiğini araştırmak üzere bir ekip kurdum. İşçilerin ve ailelerinin arasında dolaşarak rakiplerin; kendilerine çalışmaları halinde onlara neler teklif ettiğini bir rapor halinde bana getirdiler. Tamam bunların bir kısmı maliyete etki edecek, bize kalan miktarı azaltacak şeylerdi ama, ellerimle kurup büyümesine tanıklık ettiğim bu işletmenin kapanmasına da gönlüm razı olamazdı.
Bu sebeple tüm çalışanları toplayıp onlarla bir konuşma yapacaktım. Rakiplerin teklifleri karşısında onlara inanıp inanmama arasında bocalayan bu insanlar; bu zamana kadar evlerine ekmek götürmelerine vesile olan beni dinlerlerdi. Hem benim derin ikna kabiliyetime hem de rakip patronların çalışanlara pek güven vermemesine güveniyordum.
Topladım onları ve şu geçen yıllarda kendilerine yaptığım ufak tefek iyileştirmeleri söyledikten sonra, homurdanmalarına sebep olan ve içten içe kızdıkları ne varsa yapmadığım bütün şeyleri yapacağıma dair söz verdim.
Dedim ki:
“ Bütün çalışanlarımızın sorunlarının çözümüne hız vererek her türlü ayrımcılık zeminini ortadan kaldıracağım. Bu işletmede hiçbir çalışan, ait olduğu kültür, etnik ve mezhebi, geçmişi dolayısıyla tahkir edilemeyecek, dışlanamayacak, ötekileştirilemeyecek, hepsi bu işletmede saygın bir konumda olacaktır.
İşe gelirken, işten çıkışlarda veya mahallede size saldıran, taciz eden ne kadar köpek varsa belediyeyle görüşüp itlaf ettireceğim.
Bizim işletmeye eleman yetiştirmek üzere çocuklarınıza kurs açacağım. Çocuklarınız işsiz kalmayacak.
Biliyorum zor geçiniyorsunuz ama maaşlarınıza zam yapacağım.
İşletmeye hep yürüyerek geldiniz. Sağolun varolun. Üstün gayreti ve çabası tarafımızca tespit edilenlere servis ihdas edeceğim. Evlerinin önünden binip, evlerinin önünde ineceklerdir.
Kadın çalışanlarımızın süt iznini yarım güne çıkaracağım. Taleplerine göre ya sabahları ya da öğleden sonraları sağlıklı nesiller yetiştirmek için bu izinlerini kullanabileceklerdir.
Daha önce “ Burası çocuk yuvası mı “ diyerek kapattığım kreşi tekrar açacağım.
Bayramdan bayrama sizlere bir maaş bayram hediyesi vereceğim.”
“ Var mısınız? “ dedim.
“ Varız” dediler. Bana inandılar!
“ İyi de patron bunları daha önce niye yapmadınız?” diye sormadılar.
Kanaatkar insanlar…Vefalı insanlar…Saf ve sadık insanlar….İyi ki varlar.
Uyandım…Bir işletme vardı belki ama o bana ait değildi! Kimsenin vebalini taşımadığım için rahatladım. Büyüklerimiz boşuna dememişler: “ Korkulu rüya görmektense, uyanık durmak evladır “ diye.