Emaneti ehline vermek ve adaletle yönetmek ve hükmetmek önemli.
Emaneti ehline vermek kadar görevde ehliyet ve liyakat de önemli olsa gerek.
Değişik kaynaklardan mealleri aldım ki, mukayese imkanı olsun. Yazıyı fazla uzatmamak için sadece dört kaynağın mealini alıyorum.
Cenab-Allah; Nisa Suresi 58.ayette şöyle buyuruyor.
Diyanet İşleri: Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Elmalılı Hamdi Yazır: Haberiniz olsun ki Allah size şunları emrediyor: Emanetleri ehline veresiniz ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakıt adaletle hükmedesiniz, hakikat Allah size ne güzel va'z veriyor, şüphesiz ki Allah semi', basir bulunuyor.
Hasan Basri Çantay: Şübhesiz ki Allah size emânetleri ehil (ve erbâb) ına vermenizi, insanlar arasında hükmetdiğiniz zaman adaletle hükmeylemenizi emreder. Allah bununla size, gerçek, ne güzel öğüd veriyor! Şübhe yok ki Allah (sözlerinizi, hükümlerinizi) hakkıyle işidici, (bütün yaptıklarınızı) hakkıyle görücüdür.
İbn-i Kesir: Şüphesiz ki Allah; size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Gerçekten Allah; bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah; Semi', Basir olandır.
Basiretsiz, ehliyetsiz, ama kendisini göreve getirenlere sadakati tartışılmayan görevlilerden ,makam sahibi yöneticilerden çektiğini hiçbir şeyden çekmemiştir bu millet !
Özellikle son yıllarda göreve getirilmelerde belirleyici kriter sadece gücü elinde bulunduran zihniyet sahiplerine hizmet ve sadakat olmuştur.
Bu durumun olumsuz yansımaları bu çapsız yöneticilerin başında bulunduğu kuruma göre ya toplumun bütününü ya da ilgili kesimi etkiler.
Zaten bugünkü haliyle sadakat anlayışı; kurumsal anlamda değil bireysellik bağlamında ve bir erdem olarak görülmüyor.
Kurumun başındaki kim ise kurumun lideri de odur.
Ve lider;
Çevreyle ilişkilerini dinamik tutan, kurumla ilgili problemleri teşkilat şartları ölçüsünde girişimciliğini kullanarak çözen,
Müzakere etmeyi, ilham vermeyi, yol göstermeyi bilen,
Stratejik ve genel anlamda çalışanları destekleyip motive eden ,
Örgütün belirlenen amaç ve hedeflerine ulaşmasını sağlayacak kadar enerjik ve dinç olmalıdır da !
İşte öyle olmuyor !
Bu kriterlerle ve özelliklerle ilişiğini çoktan kesmiş, ununu elemiş ve eleğini çoktan duvara asmış olması gerekenler güya yönetim tecrübesi ! var diye kurumların başına getirilince; olmuyor işte !
Ne emanetin ehline verilmesi gerektiği akla geliyor ne de ehliyet ve liyakat !
Belli coğrafyada doğup, belli okulları bitirmek ve gücü elinde bulunduranlarla yakın durmak başlıca kriter oluyor.
Ve bizden saygı bekleniyor. Halbuki saygı beklenmez. Hak edilir!
Ve Türk Milleti ariftir. Kim neyi hak ediyorsa ona onu verir !
Durum bu merkezde iken eğitim kurum yöneticiliği daha da bir önem kazanıyor.
Çünkü yarınımızın teminatı gençler bu yöneticilerin hüküm sürdüğü kurumlarda yetişecekler.
Başka kurumları bilmem ama eğitim kurumları yöneticiliği ve onların da bağlı olduğu üst kurum yöneticiliği, bütün bir toplumu ilgilendirecek konumdadır.
Bu sebeple en tepeye enerjisi kalmamış, vizyonsuz, eğitimde teknoloji kullanmanın kıyısından bile geçmemiş, görevle ilgili misyonu sadece personele yöneticilik olarak anlayan birisini getirmek ; hem kurum hem de o kurumun hitabettiği toplum için en büyük kötülük olur.
Hani; Nasreddin Hoca,”Eski ayları ne yaparlar?” sorusuna “Kırpıp kırpıp yıldız yaparlar !” demiş ya !
Oralara ehliyet, liyakat ve performansına bakmaksızın sadece makamı işgal etsin diye atama yapmak ; “Mekan oynatıyor !” diye beceriksiz topçuyu transfer etmeye benzer.
Ne isim ne forma oynar bu oyunu ! Becerin yoksa, enerjin yoksa, vizyonun ve öngörün yoksa ve en önemlisi ekip ruhu taşımıyorsan sahada madara olmak da kaçınılmaz olur. “Makam Oynatmaz !” yani.
Orasını da artık onu iyi bildiği halde takıma transfer eden kulüp yöneticileri düşünsün !
Yoksa ampulü olmayan sokak lambası direği gibi dikilmiş olur !
Niye böyle bir yazı yazmak gereği duydum?
Eh orasını ilerleyen günlerde göreceğiz bakalım!
Cevabını öğrenmek için yazıyı ya saklayın ya aklınızda tutun.