Bazen atasözlerini yeri ve zamanı geldikçe kullanırız. Bu da günün koşullarına göre
değişir. Bunun en güzel örneğini Anadolu insanı her zaman vermiştir.
Günümüz konusu olan, ekonomik hayat şartları her gün daha da ağırlaşmış olmasıdır.
Bir ailede aile fertlerinden pek çoğu çalışmıyorsa ailenin geçiminin ne kadar zor ve güç olduğu maalesef acı bir gerçektir.
Pazara çıktığımızda sebze, meyve fiyatlarının ve hatta nohut, mercimek, pirinç gibi gıdaların da fiyatının yükseldiği insanların alım gücünün ne kadar zor durumda olduğu görülmektedir. Belki nohut, mercimek ve pirinç gibi gıdaları bizim yetiştirmemiz mümkün olmayabilir amma “Baş başa vermeyince taş yerinden oynamaz” Bir kişinin üstesinden gelemeyeceği işler yardımlaşma yapıldığı takdirde başarıya ulaşabilir.
Ama ne var ki başta da belirttiğim gibi Anadolu insanı bunun da üstesinden geleceğidir.
Mesela, çoğumuzun iyi kötü bir toprağı bir bağı, bir bahçesi vardır. Pazara gidip bir bağ soğan, maydanoz, marul her hafta pazara gitmeden evinin önünde ki bahçesinde çoğumuz
pekala yetiştirebiliriz. Her gün yediğimiz ekmeği ihtiyacımız kadar alıp çöpe atmadan
suyu, elektriği, gazı hesaplı harcayarak günlük ( iki paket sigarayı) bir pakete, beş dakikalık yolu arabayla değil yürüyerek, daha birçok fuzuli alışkanlıklardan kurtularak başarabiliriz.
Vatandaş bunları yaparken esnafı, amiri, memuru, devletin her kademesinde ki bakanı
müdürü herkesin bu kervana katılıp” kemerleri sıkması “gerekir.
“YILAN BİLE TOPRAĞI, ÖĞÜNLE YER”
Bu işte anlayamadığımız bir durum var! Şimdiye kadar ne soğan ne patates ve domates vesair sebze ve meyve bu kadar fahiş fiyatla satılmamıştı.
Niksar'ın nüfusu düştüğü halde, ekilen, dikilen (tarlaların) sayısı mı azaldı acabaaa…?
Ne dersiniz? Sayın Niksar'lılar……..
BİR FIKRA: HOROZLAR-TAVUKLAR
Beş yaşında ki Acar babasına sorar “Horozlar sabahları niçin bu kadar erken öterler babacığım?”
Babası cevap verir:
- Seslerini duyurabilmek için. Çünkü andan sonra tavuklar da uyanırlar…”
KERTENKELENİN RIZKI
Evini yeniden dekore etmek isteyen Japon, bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışarıdan gelen bir çivi ayağına battığı için bir kertenkele görür. Adam bunu gördüğünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır da, kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce.
Muhtemelen bu çivi on yıl önce, ev yapılırken çakılmıştı. Nasıl olmuşta kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan on yıl boyunca yaşamayı başarmıştı? Karanlık bir duvarın boşluğunda hiç kıpırdamadan on yıl boyunca yaşamak çok zor olmalıydı.
Sonra bu kertenkelenin on yıl hiç kıpırdamadan nasıl on yıl yaşadığını düşündü. Ayak çivilenmişti! Böylece çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar, ”Ne yiyor acaba?”
diye. Sonra nereden çıktığını fark edemediği başka bir kertenkele gelir, ayağında taşıdığı yiyecekle… İnanılmaz !!! Adamı sersemletir gördüğü manzara. Bu nasıl bir sevgi ?Ayağı çivilenmiş kertenkele, on yıldır diğer kertenkele tarafından beslenmekteydi .
ÇARPIK ÇAĞ
----------------------------------------
Doğru mu, yanlış mı karar sizlerin
Biz aklın durduğu çağda yaşadık
'Ben dinsizim! ' diyen beyinsizlerin
Din dersi verdiği çağda yaşadık.
Önümüz çileydi, arkamız cefa
Bir gün semtimize basmadı sefa
Mürşidin, müridin günde beş defa
Günaha girdiği çağda yaşadık.
Atladık bir çağdan bir diğerine
Çıktık zirvelere, daldık derine
'Çağdaş bayanlar'ın cins beylerine
Çuvallar ördüğü çağda yaşadık.
Biri yola çıkmaz dayı bulmadan
Biri balık avlar suyu bulmadan
Birinin haftayı, ay'ı bulmadan
Milyarlar derdiği çağda yaşadık.
Abdurrahim KARAKOÇ