ABD’nin 28’ci Cumhurbaşkanı Thomas W.Vilson’nun 1920’de Paris Barış Konferansına sunulmak üzere Türkiye’nin parçalanmasını öngören “Büyük Kürdistan” senaryosu bugün gerçekleşiyor.
W.Vilson, Türkiye’yi “Ermenistan, Lazistan, Kürdistan ve diğer etnik parçalar” şeklinde dört’e bölen bir harita yapmıştı. Bu haritada Türkiye’nin kuzey doğusunu Ermeni’lere, Güney doğusunu Kürt’lere bırakıyordu. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’den koparılacak “Büyük Kürdistan” için ise Irak’tan başlanacaktı.1966’da Molla Barzani devreye sokulmuştu. Barzani de“İkinci hedefimiz Türkiye”dir demişti.
Bugün Dışişleri Bakanı olan derinlik uzmanı, büyük tarihçi, akademisyen Ahmet Davutoğlu bu yazdıklarımı bilmiyor mu da Ortadoğu’nun şekillenmesinde en büyük görevi üslenmiş oluyor. Bunların amacı nedir bilen var mı Allah aşkına?10 küsür yıldır Türkiye’de Dışişleri Bakanı. Komşularımız ile sıfır sorun varken bugün hepsi ile sorunlu hale geldik. Bugün bize kafa tutan Barzani,Silopi Kaymakamı ile muhatap olabilecek düzeyde iken Türkiye’ye giriş ve çıkışları yasakken ona kırmızı pasaport verip adam yerine koyduk. Kendi ellerimizle onu palazlandırdık. ABD’nin de yardımı ile Irak’ı bölerek, Irak’ın kuzeyini ona karşılıksız altın tepside sunduk. Bütün yandaş şirketleri oraya yönlendirip kalkınmasına ve oranın ticari, ekonomik, sosyal yönden gelişmesine önayak olduk. Besledik kargayı şimdi ise gözümüzü oymaktadır.
Irak’ın kuzeyinde bölgesel Kürt yönetimi kuran Barzani Türkiye’de kırmızı halı ile karşılandı. Adam yerine koyduk. O da bizi tehdit etmeye başladı.Aynı Barzani AKP kongresine davet edildi. Ayağına kırmızı halı serip, Kongredeki AKP’liler tarafından “Türkiye seninle gurur duyuyor.”sloganları ile karşılandı. PKK konusunda ona danışmadan iş yapamaz hale geldik desek yalan olmaz.
Bugün Barzani bütün Kürt’lerin ulusal lideri olmuştur. Suriye’de Esad’a karşı Özgür Suriye Ordusu ve muhalif guruplar çatışırken oradaki Kürt unsurları çatışmanın dışında kaldılar. Çünkü Barzani Suriye Kürt ileri gelenlerini Irak’ın Erbil kentinde toplayarak onları uyardı. Onlara “Esad ile çatışmaya girmeyeceksiniz. Bekleyeceksiniz. Sular durulacak. Size silahsa silah, para ise para ve her şeyimle yardımcı olacağım.”dedi. Kürtler Suriye’de Esad ile çatışmaya girmeyip silahlandılar. Türkiye’den giden 2500 PKK’lının katılımıyla da daha da güçlendiler. Bugün Tank’ından tutun da uçaksavar’ına kadar silahları var. Suriye’deki Kürtlerinin başına da ABD ve İsrail’in birlikte anlaşıp gönderdiği Salih Müslim getirildi. Bu Salim Müslim gelir gelmez Türkiye’yi uyardı. Kürtlerin El-Nusra muhalif grupla çatışırken top mermilerinin Ceylanpınar’ı ve çevresine düşmesi sonucu birkaç vatandaşımız yaralanmış ve ölenler olmuştu. Bunun üzerine Türkiye, Kürtleri bu konuda uyarmıştı. Koskoca devlet, iki günlük zırtaboz tarafından(Salih Müslim) açıkça tehdit edildi. Bizimkilerden en ufak bir karşılık verilmedi.
Türkiye’nin güneyinde yangın varken Başbakanımız sürekli gündem değiştirip kendi halkı ile uğraşmayı tercih etmektedir. Güney doğuda PKK’nın karakol yıkıp şehirleri yaşanmaz hale getirmesine göz yumarken en ufak bir tepkisi dahi olmuyor. Ramazan iftarlarında rüyasına giren Gezi Parkı olaylarına kafasını takıyor. Suriye ve Türkiye’nin güneyinde olan KCK/PKK’nın devlet yapılanması ile ilgili faaliyetlerine hiç tepki vermiyor.
Mesut Barzani daha önce Brüksel’de yapılan aynı içerikli bir kongreye yolladığı mesajda; “Kürt halkının mücadelesini zafere ulaştırmak” için birlikte çalışmanın önemini vurgulamıştı.
Barzani birinci aşamayı gerçekleştirdi. Sıranın ikici aşamaya geldiğini ve Ulusal Kürt Kongresini Irak Erbil’in de yapacağını açıkladı. Barzani “21’ci yüzyıl Kürtlerin yüzyılı olacaktır.”demiştir. Dört parçalı Kürdistan’ın ayaklarının daha sağlam basması için yapılacak kongreye Türkiye’den 20’nin üzerinde dernek, vakıf ve BDP milletvekilleri katılıyor. Ayrıca Akil adamlarından da katılacaklar varmış. Bunlara kongreye katılmaları için izni kim verecek. Eğer bunlara izin verilirse, izin verenlere dilim varmıyor amma ne denir?
ABD’nin 1920’de hazırladığı Türkiye, Irak, İran ve Suriye’yi bölen “Büyük Kürdistan” projesi, Barzani’nin düzenleyeceği kongrede dünyaya resmen ilân edilecek.
ABD’nin Lozan’da Türkiye’nin Misak-Milli sınırlarını neden tanımadığı şimdi gün gibi ortaya çıkmaktadır. İşte ABD’nin o günkü 100 yıllık projesinin sonuna doğru yaklaşıldığı açıkça görülmektedir.
Bizi yönetenlerin kibir, gurur, ben bilirim, onlar ve ötekiler, makam, mevki, hırs, öfke ve benlik duyguları bizi bu hale getirdi. Ülke ayağımızın altından yavaş yavaş kayıyor. Biz üç beş kişinin bu halleri yüzünden son kalemizi de kaybedeceğiz.Uyanın artık.Bırakın artık particiliği,mezhepçiliği,ayrılığı gayrılığı.Şimdi kenetlenme zamanıdır.Ayrılıkta azap vardır. Dönün de Türkiye’nin haline bakın?