Yeni yıla yine yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama gibi ahlak dışı olaylarla giriyoruz. Artık bu gibi olaylar toplumda normal karşılanır hale geldi. İstiklâl Marşı şairi Mehmet Akif'i 77'ci ölüm yıl dönümünde hatırlamak ve anmak bu ahlak yoksunu insanlara bir mesaj olacaktır.
“Akif için şu dört şey çamur kadar pisti: Cimrilik, ikbal şımarıklığı, kibir ve bir de maddi pislik.”Bunlar bize ne kadar tanıdık geliyor. Bugünkü insanların sahip oldukları meziyetlerle ne kadar örtüşmektedir. Bugün yine sorumluluk makamında olanlar vicdanlarını kibrit kutularına, paraları ayakkabı kutularına ve ahlakı da oy sandıklarına sığdırmayı iyi beceriyorlar. Yine Akif'in güzel bir sözü var:
“Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır,
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.”
Allah'ı dillerinden hiç düşürmeyen bu ahlak bezirgânlarına, Kur'ân'ın şu ayet ve hadislerini iyi okumalarını tavsiye ederim. “(Ey İnsanlar! Allah'ın vaadi haktır. O halde iğreti dünya hayatı sizi sakın aldatmasın! O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın. ( Fâtır süresi,Ayet 5)”.Yine bir gün Hz. Muhammed (a.s.v) , hasta yatağında son günlerini yaşarken Hz..Ebu Bekir (r.a)'ı yanına çağırır. “Size rehber edineceğiniz iki şey bırakıyorum. Allah'ın kelâmı Kur'ân-K erim ve Hadis-i Şerifler” der. Haramın ve helalin birbirine karıştırıldığı şu günlerde yukarıda arz ettiğim ayet ve hadislerden ders çıkarıp da ona göre hareket eden iyi ahlaklı kaç yöneticimiz vardır?
Ülkemiz 2014 yılını bakan çocuklarının yolsuzluk, rüşvet, çeteleşme, kara para aklama gibi olayları yapmaları sonucu tutuklanmaları; babaları bakanların aynı olaylara karışmaları nedeniyle istifaları ve Ortadoğu da kan, gözyaşı ve göç dalgaları ile karşıladı.
Ülkemiz bir Ortadoğu veya kuzey Amerika ülkesi haline getirildi. Her şey yapanın yanına kâr kalıyor. Adalet yok! Hırsızlık, rüşvet almak ve vermek olağan hale geldi. Yetkili ve etkililerin çocukları yaptıkları yolsuzluklardan dolayı yargılanamıyor. Başbakan tarafından koruma altına alınıyor. Bir milletvekili mensubu olduğu partinin adını Kalkınma Partisi olarak telaffuz ederken ayrılan bir başka bakan ise yapılan suiistimallerin altında başbakanın imzasının olduğunu açıktan açığa söyleyebiliyor. Bu yolsuzluklar, yasalar değiştirilerek veya özel yönetmelikler çıkarılarak üzerleri örtülmeye çalışılıyor.
Şu üç hırsız fıkrası günümüzü çok güzel ifade etmektedir.
“Üç hırsız ömürlerinde hiç eşek görmemiş bir kasabaya gelirler. Etraftakiler hemen kendilerine ilgi gösterir. Bu ne biçim hayvan diye başlarına toplanırlar. Hırsızlardan biri der ki:
İşte tam para kazanılacak yer. Şimdi bu hayvanın etrafına perde çekip gelen geçene para ile gösteririz.
Öbürü itiraz eder:
— Olmaaaaz… Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez. Bu eşeği dükkânların semtine yakın bir yere çekelim. Ben etrafıma toplanan meraklıları oyalarım. Siz de müsait yerleri soyarsınız.
Nihayet bu fikre karar kılarlar. Münasip gördükleri bir yere gelirler. Hırsızlardan biri halkı oyalamak için olanca sesiyle bağırmaya başlar:
—Ey ahali! Bu hayvanın sesi Cennet'ten bir sedadır. Şimdi bağırdığı zaman göreceksiniz der ve eşeğin başını kaşımaya başlar. Kaşıdıkça eşek naralar atar. Olanca esnafı başına toplar.
—İçlerinden biri uyarır. Size yemin ederim ki bu adam madrabazın biridir. Böyle cennet sedası olmaz. Onun cennet diye gösterdiğine ben gitmem.
Bunun üzerine bir başkası çıkıp, “Sus sen cennete, dine küfür edemezsin” diye çıkışır.
Seyredenler ikiye bölünür. Cennetten bir seda olurdu olmazdı. Böyle söylemek günahtı değildi derken kargaşalıktır gider. Bu kargaşalığa eşeğin sesi de karışır. Bu arada diğer iki hırsızda kuyumcudan bir şeyler çalarlar. Arkadaşlarının yanına gelince de bir de halkı kınayıp:
Böyle kavgacı, cahil bir yer bize gerekmez, diye eşeklerini de alır aceleyle giderler.
Ertesi gün işin farkına varan kuyumcu:
Eyvahlar olsun! Cennetlik ile cehennemliği ayırt etmeye çalışırken asıl cehennem benim dükkân oldu. Soyuldum, yandım ben, diye diye dövünür ama iş işten geçer.”
Bugün ülkeyi bölmeye çalışanlara mı yoksa birbirine düşürüp bu ortamdan istifade edip vurgunu vuranlara mı, eşeğin sesini cennetlik diye yutturmaya çalışanlara mı inanalım.
Yüce Yaradan ne diyor: “Benim huzuruma iki şeyden gelmeyiniz! Birine borcunuzu vermeden ve yetim hakkı üzerinizde varsa ödemeden.”
Bizde bu gibi insanlara musalla taşına geldiklerinde, imam sorduğunda hakkımızı helâl etmeyiz o kadar. Allah böylelerini ıslah etsin! Âmin!
2014 Yılının hayırlara vesile olmasını dilerim.