“Komşularla sıfır sorun” diyerek yola çıkan stratejik derinlik uzmanı Ahmet Davutoğlu eliyle Türkiye’nin Irak ve Suriye sınırı PKK’nın yolgeçen hanı haline getirildi. Suriye sınırından Türkiye’ye giren bomba yüklü araçların patlatılmasıyla yüzlerce insanımız katledildi. Bu da bize sınırın ne hale geldiğini göstermektedir. AKP’nin parti kongresinde “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye alkışladığı Irak’ın kuzeyindeki oluşumun lideri Barzani, Kandildeki PKK’yı kollamakla kalmayıp, Beşar Esad’ın elini kolunu serbest bırakmak zorunda kaldığı Suriye PKK’sı PYD’yi silah, techizat ve askeri eğitim olarak da destekliyor. Onları disiplinli birlikler haline getirip savaşsınlar diye Türkiye-Suriye sınırına sevk ediyor. Bu gün PKK Suriye’de Esad’a karşı savaşmak için hazır bekliyor.
Hükümet, Öcalan’la anlaşmış, PKK, Karayılan’ın rehberliğinde silahlarıyla birlikte Kuzey Iraktaki kamplarına göstermelik çekilme yapmaktadır. İstekleri hükümet tarafından yerine getirilmezse daha da güçlenerek 40 bin gerilla ile geri geleceği tehdidini yapıyor. İnsan’ın Helal olsun hükümet; PKK’’ya diz çöktürdü diyesi geliyor. Aslında kârlı çıkan terör örgütüdür.
Çünkü o, “Sizi öldürmekten vazgeçmem karşılığında Lozan’ı yırtın yeni bir anayasa yapın. Kurucu unsur Türk milleti değil, Kürt ve Türk milleti olsun” diyor. Yani ülkeyi ikiye bölüyor. AKP bunu kabul etmiş görünüyor.
ABD, İsrail ve Avrupa Birliği Lozan’ı değil Sevr’i istiyor. Sevr için de Türkiye’nin büyük bir bölümünün de içinde olduğu haritaları NATO’dan İsrail’e, AB ülkelerinden ABD’ye kadar hemen her yerde arşivlerde ve duvarlarda asılı olan bir Kürdistan hedefleniyor.
Bu Kürdistan’ın kurulabilmesi için de büyük ve çokayaklı bir operasyon hayata geçirilmiş bulunuyor.
Dinler arası Diyalog’la müslüman İslâm’ın antiemperyalist cihat ruhu, Ilımlı İslâm’a evrimleştiriliyor. Hıristiyan ve Musevilerin de cennete gidebileceği fikri Türk gençleri arasında sinsice yayılıyor.
Her şeye rağmen Kürtlerin, müslüman kardeşleri Türklerden kopmayacakları bilindiği için Zerdüştlük’le Kürtlerin ahretleri de cehenneme çevrilmek isteniyor.
Toprakları satacak iktidar oluşturuluyor ve toprakları satın alınıyor. Fabrikalarına, bankalarına, tersanelerine dolarlarla sızılıyor. Adaları işgal edilip petrol’ü 25 yıllığına ABD’ye kiralanıyor.
Ahlâk çözülsün diye zina ve domuz eti serbest bırakılmış, AB’nin dayatmalarıyla Türk milletine AB normları kabul ettiriliyor.
Bütün komşularla kavgalı hale getirilerek bir yandan enerjisini kalkınmaya teksif etmesi önlenirken, diğer yandan bu düşmanlıkta Türkiye’nin yanındayız yalanı ile Patriotlar eşliğinde fiili işgal başlatılıyor. İsrail’in önü açılıp Suriye parçalanıyor. Kürdistan’nın denize açılımına çalışılıyor.
Ordu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk itibarsızlaştırılıyor. Lozan’ın zafer değil hezimet olduğu fikri alttan alta yayılıyor.
ABD’ye karşı gelinemeyeceği fikri yaygınlaştırılıyor. Başbakanın Irak’ı kirleten ABD askerlerinin kayıpsız dönmeleri için dua ettiğini dile getiren makaleler yazılıyor. Polis Akademisi Öğretim üyesi “Allah ABD’ye zeval vermesin, Âmin. Her vatanseverin, beş vakit oturup ABD için dua etmesi milli menfaatlerimiz icabıdır” diyebiliyor.
Son günlerde Suriye’de ve Türkiye’nin güneyinde meydana gelen olaylar bize ileride daha çok senaryoların yazılıp Türkiye’ye oynattırılacağını gösteriyor. Türkiye’nin akıllı hareket edip bu olayların içerisinde yer almamasını temenni ediyor, Reyhanlı’da katledilen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar ve geride kalanlara da sabırlar diliyorum.