1919'da İzmir Yunanlılar; Maraş, Urfa, Adana ve yöresi Fransızlar tarafından; İstanbul, Samsun ve Karadeniz'in bazı yerleri İngilizler; Antalya ve civarı İtalyanlar tarafından işgal edildiğinde Anadolu insanı bu işgali kabullenmemişti. Düşmanı defetmek için çareler ararken bazı zihni özürlüler ABD mandasını mı kabul etsek yoksa İngilizlerin himayesine mi girsek diye çareler arıyorlardı. Her meslekten vardı bu gibi düşünenler. Bu gün yok mu? Daha fazlası var bu ülkede…
Bu gün artık Türkiye'de de her şey ABD ve AB patentlidir. ABD'ye gidilmeden iktidar da olunmuyor. Yasalarımız bile AB yasalarına uyumlu hale getirildi. Hatta bunların meşhur yazarlarından birisi de Bilderberg toplantısına katılarak oradan icazet alarak bu gün en büyük Yahudi dost'u oluverdi. “Hak gelecek batıl zayii olacak” sloganını cami duvarlarına yazdılar. Bu gün ise her şeyimiz batıdan geliyor. Batıdan sorumlu devlet bakanımız bile var. Cumhurbaşkanımızın eşinden tutun da milletvekillerinin, bürokratların ve Türkiye ile problemleri olanların hepsi davalarını çözümlemek için AB mahkemelerine müracaat etmişlerdi. İşte bu kafa haçlı-siyon kafası değil de nedir? Oradan medet ummaktadırlar.
Batı bize ne diyor?
Yeri gelmişken hatırlatmakta fayda var. Osmanlı zamanında İttihat ve Terakki Hükümetine Avrupalılar baskı yaparak “Kiliseler Kanunu” çıkarttılar. Bu Balkan yenilgisinin en önemli sebepleri arasında sayılır. Çok sevdikleri II. Abdülhamit'in, yasanın çıktığını duyduğunda “Balkanlar elden gitti” diye hayıflandığı söylenir.
ABD'nin Ankara büyükelçisi akıl veriyor. “Farklılıklarınızı öne çıkarın”diyor. Onların anladığı farklılıklarımızı başbakanımız zihinlerimizi hoplatacak cinsten açıklamada bulunuyor. “Sünni vatandaşımın da Alevi vatandaşımın da sorunlarını biz çözeriz ve çözüyoruz. Türk kardeşimin, Kürt kardeşimin, Arap, Laz, Çerkez, Gürcü, Boşnak, Roman ne kadar etnik unsur varsa kardeşlerimin sorunlarını bu şekilde çözeriz ve çözeceğiz” diyor. İşte Türk milleti için en büyük tehlike batının bize dayatmaya çalıştığı başbakanımızın da kabullenip açıkladığı bu düşünce tarzı değil midir?
Eski ABD Dışişleri Bakanı Condela Rice, “Orta Doğuda 22 ülkenin sınırları değişecek. Büyük Orta Doğu Projesi içerisinde yeni devletçikler oluşacak” demişti. Başbakanımızda, “Ben büyük Orta Doğu Projesinin eş başkanıyım. Diyarbakır da buranın yıldızı olabilir.” Demişti. Ne çabuk unuttuk bunları.
Biz artık dini inanç sistemlerimizi bile AB uyum yasalarına uydurarak yaşamaya çalışıyoruz ve ondan sonra da İslâm'ı yaşadığımızı zannediyoruz. Yüce kitabımız Kur'ân ayetleri açıktır. Bunları değiştirmek ve başka inançlara yamamak ve yapılmamasını yasalaştırmak hâşâ insanı dininden çıkarır.
ZİNA'yı serbest hale getirip yasalaştırdık. Kur'ân-ı Kerimde 18 ayette zina açıklanmakta ve yapılması yasaklanmaktadır. İşte bu ayet ve hadislerden bazıları:
“Ve zinaya yaklaşmayın ( o cürümün sebeplerinden dahi uzak durun); çünkü o,çirkin bir iştir. Ve ne kötü bir yoldur! İsrâ süresi, ayet 32)”, “Ve o kimseler ki, onlar ırzlarını koruyucudurlar.(Artık kim bundan ötesini aşarsa, işte onlar gerçekten haddi aşanlardır.)Mü'minün süresi, ayet 5-7”
“Zinadan sakınınız. Zira zinada dört hal vardır. Yüzde olan güzellik nurunu, rızıkla olan hayır ve bereketi giderir. Cenâb-ı Allah'ın gazabını ve uzun süre cehennem azabına uğramayı gerektirir.(Hadis-i Şerif)”
İşte bu ayetlerce yasaklanan ZİNA, AB uyum yasalarına adapte ettirilerek yasal hale getiriliyor. Ondan sonrada halkın karşısına çıkıp dinden iman'dan bahsedip başka insanların inançlarını tartışıyorlar. 'Suçlu hırsız ev sahibini bastırır' misali bunlarda aynı taktiği uyguluyorlar. Bunu da mı 'faşist manifesto'su yaptı dersiniz? İşte bu münafıklığın en önemli şartlarından biri değil midir? Bu ülkeyi çokları Dar-ul harp ilan ettiler ve gelen yiyor giden yiyor.
Bazı üniversite okumuşlar da çıkıp 1933 yılından beri okullarda söylenen ANDIMIZ'ı eleştirip; “ülkedeki hırsızlıkları, yolsuzlukları, ahlaksızlıkları, tecavüzleri, gayri meşru oluşumları, baskıları ve ne kadar yasa dışı olaylar varsa” andımıza getirip bağlıyor. Andımızın 'faşist bir manifesto' olduğunu ifade ediyor. Türk'e yapılan bu hakaretlerin, kin ve öfkelerin sebebi nedir?
Hani bir söz vardır ya! “Okumak cahilliği giderir eşeklik baki kalır.”Demek ki okumak da bazen meseleyi halletmiyor. Çünkü bazı özellikler kalıtsaldır. Bu kalıtsallık genlerinde vardır. Hani derler ya! “Dedesi ekşi erik yemiş torununun dişi kamaşmış.” Bu gibi düşünenlerin kafalarının arkasında ne vardır bilinmez? Yabancı bir tarihçi, “Türklerle dost ol, asla düşman olma, onların ayranlarının ne zaman kabaracağı belli olmaz.”diyor.
İstiklâl Savaşı döneminde 'milli oluşumları' baltalamak için çalışanların kafası ile bunların kafası aynı olsa gerek. Öfke ve kini baskın olan insanlar fazla düşünemezler. Akıllarının üstü örtülür. Sağa sola saldırırlar.
Bu tiplere şöyle bir soru sormak lazım. “ Sen kimsin? Hangi millettensin? Kendini ne hissediyorsun? İşte Ümmi Sezen bunlara güzel cevaplar veriyor.
Prof. Dr. Ümmi Sezen'in dediği gibi, “İslam'ı İslamcılık rayına oturtmaya çalışanlara, milli ile İslâm arasındaki uyumu anlatmak zor” olsa da, onun şartlarıyla izah edelim.
“Sizleri, bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışıp birleşmeniz için sizi kavimlere ve milletlere ayırdık. (Hucurat 13)”, “Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı. (Maide 45)”, “Eğer yüz çevirirseniz… Sizden başka bir kavim getirir de O'na hiçbir zarar veremezsiniz…(Hud 59)”Bu ayetlerde fertler kadar kavim ve milletler de muhatap alınmış ve sorumlulukları belirtilmiştir. Birçok tarihçi Hud süresi-59'cu ayette kastedilen milletin Türk Milleti olduğu konusunda birleşirler. Prof.Dr Zekeriya Kitapçının kitaplarını okuyanlar geniş olarak izahını orada görürler.
Hani bir söz vardır ya! “Aslını inkâr eden haramzadedir.”Fazla söze gerek var mı?
Şurasını asla unutmayınız? Gazi Meclisi dualarla açıldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Gazi meclisinde dualarla kuruldu. Bunu kuran iradeye sahip olan Türk Milleti Peygamberimizin hadislerinde övgüye mazhar olmuştur.Bu devlet asla yıkılamaz.Gerisi teferruattır.İt ürür kervan yürür derler.Vesselâm!..
Şair'in dediği gibi:
Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdadıma saldırdı mı? .
Boğarım.
Boğamazsın ki?
Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!