Türk Milleti büyük bir millettir. Türk Milletinin büyüklüğüne tarih şahittir. Yüzyıllar içerisinde büyük milletlerin vereceği imtihanları vermiş, sadece askeri alanda değil, bilim ve kültür alanlarında, özellikle devletler kurup bunları yönetmek de hiçbir millete nasip olmayan başarılar göstermiştir. İşte bu Türk Milleti, şu son yılarda, tarih içindeki yerine, yeteneklerine ve büyüklüğüne uygun biçimde yönetilmemektedir.
Avrupa’da henüz millet bile olamamış insan kalabalıkları var. Ama çok ciddi ve sözü geçer devletler olabilmişlerdir.
Türkiye’mizin durumu ne yazık ki tam tersinedir. Coğrafya’nın gereğini yapamıyor. Dört mevsimi aynı anda yaşayan, dünyanın hem stratejik, hem yeraltı, yer üstü zenginlikleri açısından en şanslı konumunun ona sağlayacağı avantajları kullanamıyor. Genç ve kalabalık nüfusu, maddi ve manevi üretime sevk etmek gereğinin bile idrakinde değil.
Türkiye Cumhuriyetini yönetmek durumunda olanlar, buna talip olanlar ve şu bu veya bu şekilde yönetmek şanını elde edenler, ne garip tecellidir ki bu milletin içinden çıkan en zeki yetenekli, uzağı görebilen, birikimli ve deneyimli insanlar olmak yerine, küçük çıkarların, bilgisizliğin acımasızlığın ve hamakatın esiri bir garip güruh olarak karşımıza çıkıyorlar.
Batı’da, Amerika’da, tarihini inceleyen, bunu görev ve iş edinmiş büyük bilim adamları, siyasetçiler ve bürokratlar var. Osmanlı tarihini, Türk milletinin daha önceki devlet durumlarını belgelerle ortaya çıkaran, kitaplarla, konferanslarla dünya tarih sahnesine yansıtan uzmanları var. Onlarda bize zengin tarih içindeki beceriksizliğimize bakıp hayret içinde kalıyorlar. “ İtilip kakılan bu devleti çeşitli vesilelerle korumak ve doğruyu bulmak için nasıl çabaladıklarını görüyorsunuz” inanmıyorlar.
Türk Milletinin kurduğu bir devletin, hem kısa zamanda değişimler geçirmiş, alfabesinden kıyafetine, hukuk alanından kültür alanına kadar Batı’ya entegre olmuş çağdaş bir devletin nasıl böyle beceriksizce yöneltildiğine şaşırıyorlar.
Türkiye bundan böyle basiretli, bilgili uzağı gören ve 50–100 yıllık projeler üretebilen devlet adamlarını iş başına getirebilmelidir. Halkın kültür seviyesi yükseltilmelidir. Seçim sistemleri değişmeli, yeni yapılacak anayasada; PKK iradesine değil, halk iradesine yer verilmeli ve milletvekilleri parti başkanları tarafından değil, millet seçmelidir. Meclisteki milletvekilleri kaliteli olmalıdır.
Türkiye gerçek devlet adamlarını bulursa, enerjik genç bir topluluk olarak büyük atılım yapacağına canı gönülden inanıyoruz.
Batılılar bunu idrak edebiliyorlar da,biz neden idrak edemiyoruz.Dürüst olamıyoruz..Verilen sözleri zamanında yerine getiremiyoruz.
Bir toplum nasılsa; öyle yönetilir.
Merhum Mehmet Akif Ersoy’un güzel bir sözü var:
“Avrupalının işi bizim dinimiz gibi,
Bizim işimiz Avrupalının dini gibi”
Merhum Mehmet. Akif Ersoy 100 yıl önce o gün Türk Milletinin bu günkü halini görmüş gibi ve durumunu ne güzel özetlemiş…
Biz millet olarak böyle yöneltilmeye layık değiliz. Türk Milletinin büyük devlet olması onun, en kaliteli, en sorumlu ve en bağlı evlatlarınca yönetilmesiyle mümkündür.
Eğer bu millet tüm heyecanları, adalete saygısı, devlete itaati, karşılıklı hoşgörüsü ve beraber yaşamak arzusu varsa, özellikleri ile şimdi dipdiri duruyorsa ve bu özellikleri paylaşan siyaset alanındaki temsilcileri de varsa hâlâ ümit var demektir.
Sanki bizim siyasetçiler için söylenmiş gibi siyasi rakibi Churchill için şöyle söylemişti:
“Başvekil’in faziletli tarafları çoktur. Ben vakti gelince onun faziletlerinden söz edebilirim. Fakat şimdi şunu söylemeye mecburum. Siyasi onur ve feraset, bahsettiğim faziletleri arasında hiçbir zaman yer alamadı.
Siyasi onur ve feraset… Siyasetçide bu ikisi olmayınca istediği kadar dürüstlük, kibarlık, centilmenlik hikâyelerine konu olsun. Hiç bir şeyi ifade etmez.
Bizim siyasetçiler öylesine ilkel bir siyasetçilik geleneği yaratmışlardır ki aklı başında, onurlu ve ciddi bir siyaset heveslisinin bu güvenilmez, sorumsuz gelenek içinde istediği yere gelmesi mümkün değildir. Çünkü bu gelenek, kafaca ve ruhça seviyesi düşük insanlara göredir.
Türkiye’nin her zaman söylenir, sıradan siyasetçilere değil, devlet adamlarına ihtiyacı vardır.