Türkiye bulanık su misali dibi görünmeyen bir durum arz etmektedir. Devlet kurumları arasındaki anlaşmazlık bunu göstermektedir. Özellikle Emniyet istihbaratı ile MİT arasındaki savaş bunu teyit etmektedir.
* Başbakanın ofisine böcek konulması olayı,
*Akdeniz’de keşif uçağının Suriye tarafından düşürülmesi,
* Şırnak’ın Uludere ilçesinde sınırı geçmek isteyen kaçakçıların bombalanması,
*Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na komplo kurulması olayı,
* Gaziantep ve Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde çok sayıda vatandaşın ölümüne neden olan bombaların patlaması gibi olaylar,
*Şırnak’ın Cizre İlçesinde KCK ve PKK’nın kendi Polis Teşkilatını yani ÖZ SAVUNMA gücünü kurup, eğitim sonucu mezuniyet diplomalarını almaları gibi olaylar iki kurum arasındaki anlaşmazlıkları göstermektedir.
Bu gibi olayların artması bize Türkiye’de yabancı İstihbarat kuruluşlarının faaliyetlerinin son zamanlarda daha çok arttığını göstermektedir.. Bunu MİT müsteşarı Hakan Fidan yaptığı açıklamalarıyla doğrulamaktadır. Özellikle İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD’ı suçlamaktadır. Hakan Fidan’ın açıklamasına ilk tepkiyi eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan bazı basın organlarına yaptığı açıklamasında gösterdi.
Tantan, “Talihsiz bir açıklama, Türkiye’de yabancı istihbarat servislerinin faaliyetlerinin engellenmesi MİT’in görevidir. Ancak, İsrail’le ilgili yakalanıp adli makamlara teslim edilen bir ajanlık faaliyeti göremiyoruz. Bu yönde diplomatik bir tavır ya da sınır dışı edilme olayı da yok. Gazze’den dolayı Mısır’da, Gezi olayları sırasında da İstanbul’da MOSSAD Başkanı ile kendisi görüşmedi mi? Madem İsrail kendisine karşı, MOSSAD Başkanı ile kendisi niye görüştü.”dedi.
Son zamanlardaki olaylarla Türkiye’de güvenlik ve iktidar zafiyetinin had safhaya çıktığını vurgulayan Tantan, “ Güvenlik politikaları bütünlükten çıkmış siyasi menfaat için kullanılmaya başlamıştır. Güçlü devlet algısının yerine cemaatler devleti, KCK devleti gibi parçalanmaların yansıması ülkenin geleceğini tehdit ediyor. İktidar sahipleri ve onun yöneticilerinin şikâyet etme hakları yoktur. Çünkü güç onların elindedir. Onlar sorunları çözmek için oradadırlar.”
*** ***
Avrupa’da: başta Almanya, İsviçre, Hollanda ve Fransa olmak üzere Öcalan’ın ve eli kanlı katillerin serbest bırakılması için 10 yıldır oturma eylemi yapıyorlar. Türkiye’nin devletler nezdinde en ufak bir kınaması yok. Başmüzakereci’nin görevi ne ola! İsviçre’nin Basel kentinde yapılan bir festivalde, imza toplayan militanlar, AKP hükümetinin süreçte rolünü iyi oynaması gerektiğini, “aksi takdirde başta Kürdistan gençleri olmak üzere KÜRT halkının önünde hiçbir gücün duramayacağını” ifade ediyorlar.
Festivalde konuşan Uludere eski Belediye Başkanı Şükran Sincar, “Öcalan’ın şahsında başlatılan barış süreci Kürtler tarafından samimi bir şekilde ilerletilmeye çalışılırken devlet PKK’nın geri çekilişini fırsat bilerek karakol ve baraj yapılmasını hızlandırdı. Bunu protesto eden halkımızın üzerine saldırdılar. Bunun hesabı mutlaka sorulacaktır.”
Yapılan başka bir açıklamada ise, “Devlet şunu iyi bilmeli, Kürtler artık eski Kürtler değil. Onlar bugün barış için her şeyi yapıyorlarsa önderliklerine ve hareketlerine güvendikleri için yapıyorlar. Bu halk barışmayı da iyi bilir savaşmayı da. Bunu hiçbir zaman unutmayın” dedi.
Terör örgütünün PKK’nın şehir yapılanması KCK, Lice’de olaylara tepki gösterirken, AKP’ye yüklendi: “AKP iktidarı şunu iyi bilmeli ki: Kürt halkı sindirilmeyi, teslim alınmayı ve sessiz kalmayı asla kabul etmeyecektir.
BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, “Demokratik meşru haklarımızı kullanmayacaksak, barış nasıl gelecek. Hükümet karar versin, çözüm mü, barış mı istiyor, yoksa savaş, çatışma mı istiyor?”Resmen hükümet tehdit ediliyor. Ama ondan bir ses yok.
BDP Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna, “Başbakan sürecin işlemesini istemiyor. AKP hükümetinin bizim önümüze koyduğu demokrasi bu mudur?. Kürtler demokratik yöntemlerle haklarını talep ettiler, öldürüldüler, katledildiler. Bunun üzerine Kürtler de silah aldı. Bu nedenle Kürtler silaha başvurdu. Bugün silahlar mı sussun, o mudur talep. Kürtler silah kullanmasın mı, bu mudur talep. Kürtler liderlerinin posterleriyle dolaşamadılar, kendi dilleriyle serbest siyaset yapamadılar.”diye konuştu.
Türkiye’ye sığınmış olan ÇEÇEN liderlerinin Türkiye’de Rus ajanları tarafından tek tek öldürülmeleri istihbarat zafiyetini göstermiyor mu?
Yetmedi, Amerikan Büyük Elçisi yanına eşini de alarak, Diyarbakır, Van, Batman gibi doğu illerini geziyor. Diyarbakır’da ellerini şeyhlere öptürdü. Açılım denen süreci, mutlulukla takip ettiklerini bildirdi, adeta Güneydoğuya ve özellikle Diyarbakır’a özerk bir devlet kurulmuş gibi davrandı. Devletin gıkı çıktı mı? Adana’da ki Amerikan konsolosluğunda 20 yıldır devam eden fitnelere devletin sesi çıktı mı? Bütün bu tavizlerden sonra PKK’nın veya onun etkisinde kalan bir kısım köylünün, protestosunu bir yere kadar eleştirebiliriz.
Buna benzer olayları çoğaltabiliriz. Ne devlet var, ne de istihbarat elamanları. Türkiye yolgeçen hanı olmuş, yazık. Yorum sizin artık!
.