1 Mart 2003 'te meclis tarafından reddedilen malum tezkerenin 13.yıldönümü.
Tarihte Türk-Amerikan ilişkilerinin önemli anları olmuştur elbette. Ama bence en önemli kırılma anı TBMM'nin bu tezkereyi reddetmesidir.
1 Mart'a gelene kadar; Amerika'nın Türkiye'ye karşı tutumunu belirleyen olaylardan ilki Kıbrıs'ta yaşanan 1963-1964 olayları sırasında ABD'nin tarafsızlık yerine açıkça Yunanistan'a yakın bir tavır içinde bulunmayı tercih etmesidir. Hatta, ABD Başkanı Johnson'un Başbakan İsmet İnönü'ye yazdığı mektupta Türkiye'nin elindeki Amerikan silahlarının Kıbrıs'ta kullanılmasını men ettiğini ve Türkiye'ye bu yüzden yapılması muhtemel bir Sovyet saldırısında, NATO anlaşmasının işlemeyeceğini bildirmesi ile bir kriz çıkmıştı. İsmet İnönü; “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye'de onun içinde yerini alır” diyerek tavrımızı net biçimde ortaya koymuştu.
Kıbrıs'tan sonra bu sefer de ABD'nin Irak'a müdahaleye pek bir hevesli olması ve bunun için Türkiye'den yardım istemesi 90'yılların önemli olaylarındandır. Kasım 1998 tarihinde ABD tarafı, Irak'a askeri operasyon konusunda Türkiye'den yardım talebini tekrarlamıştır. Hatta; Ecevit Başbakanlığı'ndaki hükümete hatırlatılmıştır. Yardım edildiği takdirde Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin kabulü için daha istekli olunacağı, PKK konusuna bir çözüm getirileceği vaatlerinde bulunulmuştur. Özellikle Bülent Ecevit'in Başbakan olduğu 1999 yılında, Abdullah Öcalan'ın Kenya'nın başkenti Nairobi'deki Yunanistan Büyükelçiliği'nden çıkarken MİT ve CIA ajanlarının ortak operasyonu sonucu yakalanıp, paketlenip Türkiye'ye gönderilmesi olayını, ABD bir alacağı varmışçasına koz olarak kullanmaya çalışmıştır.
Hatta o dönemde (1999) ABD Savunma Bakanı olan William Cohen; Başbakan Ecevit'in “PKK'ya verilen destek” yüzünden şikayet etmesi üzerine: “bize destek olun, bırakın devirelim siz de kurtulun” cevabını vererek Türkiye'den Irak'a askeri müdahale hususunda istedikleri yardımı tekrar dile getirmiştir.
Sonra 3 Kasım 2002 de Türkiye'de yeni bir döneme girilmişti.
Peki geçmesi için uğruna bu kadar mesai harcanan ama meclisten veto alan ve bana göre Türk Dış Politikasını etkileyen 1 Mart 2003 Tezkeresi'nin içeriği neydi? Neleri kapsıyordu?
1 Mart 2003 Tezkeresi kısaca; Irak Krizi konusunda hükümete yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına ilişkin yetki veren Başbakanlık tezkeresiydi. Ama, TBMM'de yapılan oylama sonucunda 250'ye karşı 264 oyla reddedilmişti.
Türkiye o tarihten sonra bunun olumlu ve olumsuz yansımalarını (dış politika bazında) hissetmiştir.
Tezkerenin reddedilmesi ABD'de şok etkisi yaratmıştır. Duruma ilişkin ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz bir Türk televizyonuna yaptığı açıklamada :“Oylamanın yapıldığı ve reddedildiği gün, Türkiye bizim ödediğimizden daha büyük bir bedel ödemiştir. Bu durum; Türkiye'nin lehine olan bir durum değil” demiştir.
Akabinde ABD; Kuzey Irak'ta bulunan Türk askerlerine saldırarak, başlarına çuval geçirmişti. Biz ise bu; küçük düşürücü hakarete cevap bile verememiştik.
Bizi doğrudan ilgilendiren meseleler konuşulurken bile “Sen karışma !” “Sen sus !” denilerek, azarlanan, susturulan “evin küçük çocuğu”na döndük !
Arada yaramazlık etmemize göz yummalarını kaale alınmak gibi anladık! Halbuki yazdıkları senaryoda bize verilen alt tarafı birkaç sahnede görünebileceğimiz bir figüranlıktı o kadar. Yapımcı olarak jenerikte ismimiz olmadığı gibi afişte bile malzemeci muamelesi gördük!
Sonrası mı?
Irak'ta yokuz!
Şimdi orada ABD 'nin müttefiki bir Kürt Devleti var!
Orayla sınırlı kalacak gibi de durmuyor! Bugün Suriye'deki ateşe odun taşımanın bize nelere mal olduğunu veya olacağını bilemiyoruz.
Kürtlere koridor açıp, onlara kebap ısmarlayıp, Türkmenler'i sahipsiz bırakmanın sonucu bölgede yapayalnız kaldık!
Ha ! Yalnız kaldık derken hem Rusya ile flört edip hem de ABD'nin koynundan çıkmayan Suudi'leri unutmuşum!
Şimdi; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günü topraklarımızdan halay çekerek geçen bu sürüyü (PYD), terörist ilan ediyoruz!
Bâ'de Harab-ül Basra ….Basra harap olduktan sonra…..
Her yaptığımızda bir keramet arayanların dışında bize kim inanacak ki !