İnsan; yeryüzün de Allah'ın halifesidir.
İnsan, mükemmel özelliklere sahiptir.
O; "Ahsen-i Takvîm" üzere yaratılmıştır.
Tîn sûresinin 4. âyetinde; "Andolsun ki biz insanı en güzel biçimde (ahsen-i takvîm) yarattık" denilmektedir.
“Takvîm”, eğriyi doğrultmak, kıvama ve nizama koymak, kıymet vermek ve kıymetlendirmek; “ahsen” ise en iyi, en güzel demektir.
Bu ifade insanın ruh ve bedeni ile mükemmel şekilde yaratıldığını, fiziksel düzgünlüğünü, dileyen, isteyen, düşünen, konuşan, yazan, anlayan, anlatan ve sanat kabiliyeti olan; hakkı bâtıldan, güzeli çirkinden, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hayrı şerden, tatlıyı acıdan ayıran akıllı bir varlık oluşunu ifâde eder.
“Esfel-i sâfilin ise insanoğlunun yaratılış sistemindeki en aşağıdaki eşyaî makamdaki kulluk hayatının negatif ucundaki en alt durağıdır.
Aynı zamanda, O; “Eşref-i mahlukat”, yaratılmışların en şereflisidir.
Yani en yukarısı ile en aşağısı arasında gidip gelebilen varlıktır insan.
Gayesiz yaratılmamıştır.
Yaratılış sebebi, Yaradan'a “Kulluk” etmektir.
Üstün meziyetlerle donatılmıştır.
Akıl ve cüz'i irade gibi….
Ve dünya onun için bir imtihan salonudur aslında.
Ya Allah'a kul olup yücelmeyi, ya da dünyaya meyledip kula kul olmayı seçecektir.
İşte akıl ve cüz'iradenin bahşedilmesinin sırrı da buradadır.
Seçiminde özgür bırakılmıştır.
Seçimleri ve tercihleri bu imtihan salonunda onu ya meleklerden daha üstün bir konuma yükselecektir ya da hayvandan daha aşağı varlık olarak alçaltacaktır.
Dünyaya kalbinde yer vermek! Ya da vermemek !
Resulullah (SAV) efendimiz bir hadis-i şerifinde: “kahrolası dînâr ve dirhem kulları” diyerek, parayı kendisine ilah edinenleri, paraya kul olanı, mala mülke meyil edenleri kınamakta lanetlemektedir.!
( Buhârî, Cihâd, 70, Rikak, 10)
Yaratılışında kulluk duygusunu taşıyan insan; mayasındaki bu özelliği kula kul olarak yanlış yerde kullanmıştır.
Aslında; vatandaşlıkla kulluğun birbirine karıştırılması da denilebilir !
Bunu; Mevlana Mesnevi'de şöyle ifade etmektedir:
“Dünya padişahları; yüksek mevkilerde bulunanlar, bulundukları makamın hırsı ile benliğe kapıldıkları için kulluk şarabının kokusunu duyamamışlardır.
Eğer duysalardı, Allah'a kul olmanın padişahlıktan üstün olduğunu anlarlar da, İbrahim Edhem gibi şaşkın halde hemen tacı, tahtı, pâdişahlığı bırakıp giderlerdi.
Fakat Cenâb-ı Hakk bu dünya nizamı devam etsin diye, dünyayı idare edenlerin gözlerini, ağızlarını mühürlemiş, onlara makamlarını sevdirmiştir.(Mesnevî Terc., IV, s. 433 beyit: 667 – 669)
Sözün kısası tercih sizin !
Seçiminiz; insan olarak seviyenizi gösterecektir!
Ya Eşref-i Mahlukat ?
Ya Belhüm Adal ?