Günlerdir düşünüyor ve “Beni, ulusumu ve ülkemi temsil edecek bir Cumhurbaşkanı nasıl olmalı?” sorusuna yanıt arıyorum.. Aklınızdan; “Düşündüğün şeye bak, Türkiye ne cumhurbaşkanları gördü geçirdi, biri gider diğeri gelir” tümcesini geçirdiğinizi de biliyorum ama elimde değil, umutsuzca düşünüyorum.
Cumhurbaşkanlığı, bir devleti temsil eden en üst makamdır. Bu anlamda Çankaya'da oturacak kişi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ne zor koşullarda oluştuğunun bilincinde olan, Mustafa Kemal Atatürk'ün devrim ve ilkelerine sımsıkı bağlı, ülkeyi, kaymış olduğu tam bağımsızlık eksenine yeniden oturtmayı amaçlayan; halkı, hoş söylemlerle ya da siyasi sloganlarla avutmayan gerçekçi bir kişi olmalı.
İyi olmak ve erdemlilik göreceli kavramlardır ve Cumhurbaşkanlığı için yeterli koşul olamaz. Cumhurbaşkanı, uygar ve çağdaş duruşuyla ülkenin önündeki her türden engeli bertaraf edebilecek özel niteliklere sahip olmalı. Toplumu bölüp ayrıştırmayarak tüm dinlere ve etnik guruplara eşit yakınlıkta olmalı, ekonomik gelişmeyi ise otoyollar ve çok katlı beton yığınlarıyla tanımlamak yerine, gerçek gelişmenin halkın refah düzeyi ile ölçülebildiğinin ayrımında olmalı.
BOP, Eş Başkanlık zırvalarıyla ülkesinin somut ve somut olmayan değerlerini ayaklar altına alan, yurttaşlarının, küreselleşme sarmalının derinliklerinde yitirilmesini keyifle izleyen kişi benim Cumhurbaşkanım olamaz.
Barışçıl bir dış politikası olmayan, vatanının, yurttaşının çıkarlarını emperyalist, yayılmacı yabancı ülkelere peşkeş çeken, ülke ekonomisini yabancı sermayenin güdümüne sokanlar benim ülkemi yönetemezler, yönetmemelidirler..
Benim Cumhurbaşkanım; yalan söylememeli, Cumhuriyetin ve demokrasinin gereklerini her zaman yerine getirmeli, devlet malına zarar vermemeli, çalmamalı, çalanlara göz yummamalı. Hiçbir kişi, kurum ve kuruluşun emir ve önerileriyle hareket etmemeli. Karar verirken sadece toplum yararını ve refahını gözetmeli. Yalnız komşu ülkelerle değil tüm dünya ülkeleriyle iyi ilişkiler içinde olmalı ve dünya barışına katkı sağlayan tüm projelerde Türkiye Cumhuriyeti'nin yer almasını sağlamalı.
Ülkemin cumhurbaşkanı; farklı inanç, din ve ulusların özgürce yaşamaları gereken ülkemizde inanç ve düşünce özgürlüğüne, kültürel ve sanatsal gelişmeye destek olmalı ve kesintisiz iç barışı sağlamalıdır.
Kimsenin bir diğerinden öncelikli ve ayrıcalıklı olmadığı gerçekliğiyle dışlamayan ve ötekileştirmeyen, eşitlikçi yapısıyla küçüğünden büyüğüne, gencinden yaşlısına, doğulusundan batılısına herkesi kucaklayarak eşit refah sunan kişi benim Cumhurbaşkanımdır.
Dünya Bankası, İMF, ABD ve AB benzeri bataklarda ülkenin bugününe ve geleceğine ipotek koyduranlar, vatanı soyup soyduranlar, küresel ekonominin ülkemizdeki taşeronları bizim yöneticilerimiz olamaz. Sınır ötesinden gelen emirlerle ülke yönetenler de bizim Cumhurbaşkanımız değildir.
Ey! Mustafa Kemal Atatürk; sana, senin öğretilerine öyle çok gereksinimimiz var ki. Işığınla yeniden aydınlat yolumuzu, aydınlat ki; halk ve emek düşmanları, çıkarcılar, bağnaz ve yobazlar, kendilerinden ve yandaşlarından başka hiçbir şey düşünmeyenler cehaletin kör karanlığında gönüllerince davranmasınlar.
Ne Tayyip, ne Ekmeleddin.. Atatürk gibi insancıl ve barışçı, sadece yurttaşını ve ülkesini düşünen, tam bağımsızlığı ilke edinmiş; fabrikada işçi, tarlada çiftçi, devlet kapısında onurlu, doğru, dürüst ve gururlu görevli, halkının çıkarını her şeyin üstünde tutan bir Cumhurbaşkanı..
İşte o; benim Cumhurbaşkanım.