'Çözüm: Kültür Turizmi' kitabında, “Eskimiş ve yıpranmış turizm kalıplarını bırakıp geleceğin turizmini ya da turizmin geleceğini görmek gerekiyor” diyor turizm otoritesi Faruk Pekin.
Turizm son yarım yüzyılda Türkiye'nin gündeminde sürekli yer alırken basında turizme ilişkin çeşitli haberler ve yazılar yayınlandı, yayınlanıyor. Ülkemizi ziyaret eden turist sayısı ve onların bıraktığı döviz miktarı övgülerle abartılırken sadece az sayıda insanın dışında hiç kimsenin bu verilerin ve sonuçlarının gerçekliğini sorgulamadığını görüyoruz.
30-35 sene önce devletin de desteğiyle Akdeniz kıyılarında teşvik edilerek hızlı ve sınırsız büyümesi sağlanan güneş-deniz-kum (G-D-K) turizmi şimdilerde dar boğazda. Kıyı turizminin standartlaştırıldığını gözlemleyen turizm otoriteleri çevreye saygısı olmayan, kalıplaşmış ürünler ve hizmetler sunan kitle turizminin yıllardır göz kamaştıran altın çağının sona erdiğini söylüyor.
G-D-K ya da kıyı turizminin Türkiye'de yarattığı derin çevre kirliliğinin ve çeşitli değerlerimizin acımasızca tüketilmesinin toplumsal boyutları düşünüldüğünde Türkiye'nin ne denli acı bir tablo ile karşı karşıya kaldığını görmezden gelemeyiz.
Kültür Turizmi ülkemiz turizm sektöründe yeni oluşmuş bir etkinlik değildir. 30-35 sene önce de kültür turizmi vardı, sahilerimiz boş ve temizdi. Turizm istatistiklerine bakıldığında ülkemizin turizmden kazancının oransal olarak bugünden daha iyi olduğunu farkediyoruz. Kıyılara göç olmadığı için betonlaşma da söz konusu değildi. Günümüz turizminde izlediğimiz ekonomik, kültürel ve toplumsal dengelerin değişimi, aynı dönemlerde başlatılan kitle turizmi anlayışının sonucudur.
Ekonomik, siyasal, toplumsal değişimlerin yoğun yaşandığı bir dünyada dinlenme ve gezerek öğrenme potansiyeline sahip olanlar çevreye daha saygılı, kültür tutkunu, düşünceli tüketen, yeşil ve doğa dostu gezgin sayısında hızlı bir artış gözlemleniyor. Türkiye turizminde kârlı, sürdürülebilir ve sorumlu olabilecek tek yaklaşımın kültür turizmi olduğu yadsınamaz bir gerçek.
Teknolojik gelişmeler bilgiye ulaşmada büyük kolaylıklar sağlamıştır. Dijitalleşen bilgi nedeniyle seçeneklerin de çeşitlilik kazanması, bir “tık”la arzu edilen yere, arzulanan zamanda seyehat edebilmek küreselleşen bir dünyada kültür turizminin önem ve değerini daha da artırmıştır. Kültür turizmi günümüzde hızla yükselen bir değer olarak dikkatleri çekiyor.
NEDEN KÜLTÜR TURİZMİ?
Ülkemizin doğal, tarihsel ve kültürel mirasın sürdürülebilir kılınması, bölgesel ve yerel ekonomilere katkıda bulunması, ülkenin genel ekonomisinde ve turizm alanında gerçek ve kalıcı bir rekabet gücü elde edilmesi için kültür turizmi en önemli araçtır. Sürdürülebilir ekonominin gerçekleştirilmesi ve doğal, tarihsel ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi, kültürlerarası diyaloğun ve etkileşimin geliştirilerek sağlanması, çok kültürlü bir ortama erişilerek kültür bilincinin geliştirilmesinde en önemli farkör kültür turizmidir.
Bir zamanlar 'Türkiye' denilince; arkeoloji, sanat, doğa, tarih ve kültür aklımıza gelirdi. Oysa şimdi 'ucuz tatil ülkesi' imajını üzülerek kabul etmek zorunda bırakılıyoruz.
Dr. Auliana Poon (The Tourism-intelligence) kültür turizmini şu sözlerle ifade etmektedir, “Daha eğitimli, deneyimli, özgür, koruma bilinci olan ve kültürlere saygılı yeni bir turizm anlayışıdır”. Doğayı anlamak, çevreyi korumak, kültürel gelişime katkıda bulunmak, iş ve istihdam yaratmak, doğal, tarihsel ve kültürel mirası korumak için kültür turizmi dikkate alınmalı.. Değerli bilgileri için kültür dostu ve duayen turizmci Faruk Pekin'e teşekkür ediyorum..