Evrendeki hiç birşey birbirinin aynı değildir. Ne yıldız kümeleri ve yıldızlar, ne de gezegenler ve uyduları asla birbirlerine benzemez.. “Mavi gezegen” olarak adlandırdığımız dünyamızdaki herşey için geçerlidir bu benzemezlik durumu. Aynı gibi gördüğümüz çakıl taşları, renk renk çiçekler, boy boy ağaçlar, sevimli kediler, köpekler ve böcekler aynı değildir. Aynı olmaları da beklenemez, çünkü aynı olmak evrenin doğasına aykırıdır. Dereden akan su bile, bir saniye önceki ya da bir saniye sonrakinden fizyolojik ve biyolojik olarak farklılıklar gösterir.
Varolduğu günden bu yana geçirdiği evrimlerle fiziksel özellikleri birçok değişime uğrayan insanoğlunun; boy, kilo ve biçim gibi nicelik özellikleriyle birbirilerine benzerlik göstermesi; onların düşünme, algılama, öğrenme, yorumlama, adalet duygusu, karar verme, sorgulama, vb. yeteneklerini aynı kılmaz. Yerkürenin üzerinde, farklı coğrafyalarda yaşamlarını sürdüren farklı ırklara, farklı etnik kökenlere sahip, farklı ulusların, farklı devletlerin bireyleri kalıptan çıkmışçasına aynı olabilir mi? Olamaz.. Birbirinin komşusu iki evde yetişen, aynı kuşak ve aynı kültürel düzlemdeki insanlar bile benzer düşüncelere sahip olamaz. Beğenileri, sanat anlayışları, kültürel birikimleri, dünya görüşleri, yaşam felsefeleri, hoşgörüleri ve duyarlılıkları aynı değildir.
“Tatlı”, “tuzlu”, “ekşi” ve “acı” yemeklerimize lezzet katan değerler değil midir? Onlar olmasa yemeklerimizin de deyim yerindeyse “tadı tuzu” olmaz. Verdiğim bu küçücük örnekten yola çıkarsak, toplumları oluşturan bireyler elbette birbirilerinden farklı düşünecek ve farklı davranacaktır. Bu, insanın olması gereken en doğal ve en normal halidir, aksi düşünülemez.. Bu anlamda, özgürce düşünen insanoğlu düşünce ve davranışında birbirilerinin sınırını ve özgürlüğünü de dikkate almak zorundadır..
Saygı, toplumda barış ve huzurun temel harcıdır. Davranışlarını saygı düzleminde oluşturmayan bireylerin, kendileri gibi düşünmeyenlere karşı hoşgörülü davranmaları da söz konusu olamaz. Çok çeşitli düşünce ve anlayışa sahip toplumlardaki insanların birbirini sevmelerini beklemek belki abartılı bir düşünce olur ancak her birey bir diğerine mutlaka saygı duymak zorundadır. Bu saygı; aynı evreni, aynı dünyayı, aynı coğrafyayı, aynı ülkeyi paylaştığımız için olmalı. İnsan olduğumuz için olmalı.. Dil, din, ırk, ulus, devlet, coğrafya, etnik köken ayırmaksızın tüm insanlığa saygılı olmalıyız.. Saygı ve sevgi, insanlığın ve toplumların birlik ve beraberliği için, sağlıklı yaşaması için en önemli besindir.
Ülkemizde insanın insanla sınandığı zor günleri yaşıyoruz. Birbirini ötekileştiren düşünceler eyleme ve karşı şiddete dönüşürken saygısızlık ve sevgisizlik kanıksanıyor ve ne acıdır ki; aynı ülkenin evlatları karşı karşıya getiriliyor.. Bu düşündürücü ve üzücü gündeme Niksar’dan duyulan bir haber; insanlığın, görev aşkının, sevgi ve saygının hala tükenmediğini dünyaya haykırıyor adeta..
BAŞKOMİSER
MUSTAFA KIYAK’TAN
ÖRNEK DAVRANIŞ
Günler önce pazar yerinde kaybolan, Yazıcık Köyü’nden Alzheimer hastası yaşlı Fadime Bulut, Gülbayır (Zera) köyü’nün eski yolu yakınlarındaki ağaçlık alanda bulunan bir çobanın güvenlik güçlerine haber vermesiyle, uzun süredir aramayı sürdüren Niksar Emniyet Müdürlüğüne bağlı birimler tarafından kurtarıldı.
Ağaçlarla kaplı alanda bir tepede yapayalnız bulunan Fadime Bulut’un Niksar Şehit Mahmut Güler Polis Merkezi Amiri, Başkomiser Mustafa Kıyak’ın sırtında dakikalarca taşınarak tepeden indirilmesi duygulu ama bir o kadar da düşündürücü bir davranıştır. Ben, Başkomiser Mustafa Kıyak’ın kendisine ve onun şahsında vatanını, ülkesini ve toplumunu severek saygı duyan tüm güvenlik güçlerimize teşekkür ediyor ve tarihe geçen bu örnek davranıştan dolayı Mustafa Kıyak’ı kutluyorum.
İşte, saygı, işte görev aşkı, işte insan sevgisi.. Ne mutlu ki; ülkemizde Mustafa Kıyak’lar oldukça toplumsal iç barış, hoşgörü, düşünce özgürlüğü ve bireylerin birbirine saygısı da varolacak ve artacak.. Yazımın girişinde de söylediğim gibi aynı olmak evrenin doğasına aykırıdır. Ne bulutlar aynıdır, ne de esen yel.. Ne sabahları aynıymış gibi doğan güneş, ne de gecemizi aydınlatan mehtap aynı.. Dünyamız döndükçe kış da olacak yaz da, bahar da olacak güz de ama yaşamın güzelliği ve büyüsü yalnız sevgi ve saygıyla çoğalacak..