Önceleri “Taşra basını” deniliyordu belli ki!
Küçümseme yoktu bu tanımlamada.
Bunu biliyoruz.
Bir merkez vardı bir de taşra tabii ki .
Merkeze “Ulusal Basın” konulunca diğerlerine “Taşra” kaldı.
Zamanla “Yerel”e dönüştü bu tanımlama.
Ve “Yerel basın” denilmeye başlandı.
Yerel basın, yayınlandığı bölgede, halkın sorunlarına çözüm olabilmeliydi !
Yerel anlamda kamuoyunun oluşmasına katkı sağlamalıydı!
Bütün bunları yaparken, yerel yönetimleri de bir anlamda denetleme görevi yapmalıydı!
Ve eleştirerek kamu yararına çalışmalıydı ama iyilikleri de kamunun beğenisine sunmalıydı!
Sadece o beldenin değil bölgenin de sesi olmalıydı!
21 Ekim “Dünya Gazeteciler Günü” ymüş,
Ben sadece 10 Ocak, Çalışan Gazeteciler Günü'nü biliyordum!
Yıl 2006
Yer Niksar.
İşte bu; Dünya Gazeteciler Günü kutlamasından 10 gün sonra, yani 1 Kasım 2006 da yerel basına bir üye daha katıldı.
Hem de yaşadığımız yerde!
Niksar Danişmend Gazetesi.
“Güçlünün değil haklının sesi” sloganıyla.
Ve 14.yılını yaşayan bu gazete, bu sloganın hakkını verdi bugüne kadar.
Biten bu 13 yılda çok şeyler yaşandı, yaşadık.
Gerek mahalli, gerekse ulusal bazda, olaylara bakışı, olayları duyuruşu ve olaylara karşı tavır alışı, verdiği ve vermediği haberler itibariyle basının bir imtihana tabi tutulduğu günleri gördük!
Bütün bu zaman içerisinde, meslek ahlak ve ilkelerinden taviz vermeden hakkın ve haklının sesi oldu Niksar Danişmend Gazetesi.
İşin gereğini yaparken ticari kaygılarla davranmadılar.
Gazeteyi bir aydınlatma aracı olarak düşündüler, birilerine doğrultulmuş bir silah gibi görmediler.
Niksar Danişmend Gazetesi:
Yerel basın, yayınlandığı bölgede, halkın sorunlarına çözüm olabilmeliydi! Olmaya gayret etti.
Yerel anlamda kamuoyunun oluşmasına katkı sağlamalıydı! Bunun için çabasını kimse inkar edemez.
Bütün bunları yaparken, yerel yönetimleri de bir anlamda denetleme görevi yapmalıydı! Bunu da yaptı yapmaya da devam edecek inşallah.
Ve eleştirerek kamu yararına çalışmalıydı ama iyilikleri de kamunun beğenisine sunmalıydı!
Sadece o beldenin değil bölgenin de sesi olmalıydı! Bu konuda da üzerine düşeni yaptı.
Ve bu gazete, bugünlere Niksarlının işini iyi yapanlara olan güven ve desteğini kazanarak geldi. Önümüzdeki yıllarda da, sesi kısılan mazlumun sesi olarak yayım hayatına devam edecektir inşallah.
İlk yıllarında, arada bir yazı da gönderirdim Danişmend'e!
2015 yılında düzenli yazmaya başladım.
Bazen “ Diken “ olduk !
Bazen bir “Fiske” vurduk !
Bazen “Medya”ya “Büyüteç” tuttuk!
Asıl şimdi “Arada 1” yazıyoruz!
Bu köşede sizlerle dertleştim. Düşüncelerimi paylaştım.
Ve Niksar'da matbaacılığın duayeni Rami Usta'yı, matbaada işleri üstüne yıktığı Serhat Gümen'i, Danişmend Gazetesi deyince de Sedat Özata'yı unutmak olmaz!,
Matbaa çalışanları Rüstem Yavaş'ı, Harun Özdemir'i hele hiç olmaz!
Ve…
Eski yeni tüm çalışanları ve yazılarıyla bu zamana kadar katkı sağlamış herkesin,
Bana bu fırsatı veren, düşüncelerimi siz okuyucularla buluşturan Niksar Danişmend Gazetesi ailesinin 14.yılı kutlu olsun.