Tabu, insan davranışlarının belli alanları ya da belli normlarla ilişkili olarak kutsal veya dokunulmaz olarak tanımlanmış oldukça güçlü sosyal yasaklara deniyor ya !
Kimine göre ırkçılık saydıkları “milliyetçilik” kimine “solculuk”, kimine “ dincilik” tabudur mesela!
Negatif ve pozitif anlamları olabilir.
“Biz gidersek “sol” gelir ! “
“Biz gidersek “ dincilik” gelir!”
“Biz gidersek “ milliyetçilik” gelir !”
Diyerek, topluma yeni tabular icad edip kendilerini tabulaştıranları görürüz etrafımızda
Olumsuz tabular dikip kendini olumlulaştırmak !
Sevdirerek kabul ettiremeyince kendilerini, korkutarak kabul ettirmeyi bir yöntem olarak görmek!
Oysa; ne tabuya, ne toteme gerek var değil mi?
İnsan da, eşya da, fikirler de tabiat da tabulaşmamalı!
Birilerine hayatı kolaylaştırırken, başkasına hayatı çekilmez kılmaz mı tabular?
Özünde yasak barındırır! Bir başkasının ruhunda delinip yıkılması gerektiği duygusunu yeşerten. Büyüten.
Fikirde taassup bir nevi kendi görüşünü tabulaştırmak mıdır acaba?
Etrafını kuşattığımız, kendine laf söylettirmediğimiz aksine ağzından çıkan her sözde hikmet aradıklarımızı, kendimizi tabulaştırmış olmayalım sonra ?
Bu kadar büyük inanışın hayal kırıklığı da aynı büyüklükte olur. Belki daha fazlası bile olur.
Tabusu olmamak bir nevi özgürlüktür bence.
Sınırlarını başkasının belirlemediği bir gönül ve ruh dünyasına, özgürlük denmese bile güzel olmaz mı?
Sevdiklerimizi, saydıklarımızı tabulaştırmayalım.
Sevilen ve saygı duyulan her değeri tabu zannetmek yanlışına da düşmeyelim ama !
Unutmayalım ki dünya, hiç ölmeyecek gibi sevilecek kadar güzel, ahiret de yarın ölecekmiş kadar önemli!
Tabular icad edip kırmayalım birbirimizi. İncitmeyelim.
Bugün dünya, yarın ahiret deriz ya !
Biz, bugünü ahiret gibi yaşayalım.