“Alışmak sevmekten daha zor geliyor,
Alışmak bir yara bağrımda kanıyor.”
Diyor Selami Şahin şarkısında.
Alışmak gerçekten o kadar zor mu? Bu biraz da göreceli bir durum değil mi?
İnsanın kolayca alıştığı durumlar vardır. Kimbilir belki de alışmak işine geliyordur! Alışmaya mecbur kaldığı, alışmak zorunda olduğu durumlar vardır. Belki zor olan alışmak budur! Alışmak kelimesinin, eski Türkçe al (hile), ve Türkiye Türkçesinde al-ık (aldanmış) grubu, ya da “al-mak” fiili arasında yapısal ve semantik bir bağ, var mıdır bilmiyorum!
Ama Türk Dil Kurumu “ Alışkanlık” kelimesiyle ilgili şunları söylüyor :
Alışkanlık: “Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, ünsiyet.”
Tıp Terimleri Kılavuzu'nda “Alışkanlık”:
“İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış.”
Eğitim Terimleri Sözlüğü'nde “ Alışkanlık”:
“Bir edim ya da etki karşısında canlı bir varlığın kazanmış olduğu değişmez tutum. 2. Bir şeyin sık sık yinelenmesi sonunda oluşan huy ve alışkı”.
Felsefe Terimleri Sözlüğü'nde “ Alışkanlık” :
“İç ve dış etkilerle eylem ve davranışların yinelenmesi, hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren, koşullanmış davranış ya da tepki biçimleri. Alışkanlıkların toplamı, insanın bir tür "ikinci doğası"nı oluşturur. Alışkanlık, bir yalınlaştırma olduğu, özel bir dikkat çabasını gereksiz kıldığı için düşünsel yükü azaltır; ancak düşünce ve davranışlarda bir katılaşma yarattığından bunların gelişimini engelleyici etkisi de vardır.”
Ruhbilim Terimleri Sözlüğü'nde “ Alışkanlık”
“Düzenli ve sürekli olarak kendini gösteren, öğrenilerek edinilmiş yalın davranışlar.”
Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü'nde “ Alışkanlık” :
“Bir ilacın tekrarlanarak kullanılması sonucunda oluşan psişik bağımlılık durumu.”
Olarak tanımlanıyor.
“Eli alışsın” ! deriz. Bir yer için, “ayağı alışsın” deriz!
Dili alışması vardır !Gözün alışması vardır!
Alışan el, alışan ayak, alışan dil, alışan göz sanki insana ait değilmiş gibi! Sanki bağımsız hareket edebiliyormuş gibi!
Halbuki alışan bizizdir!
Alışan insanın kendisidir!
Alışmak, aslında şarkıda söylendiği gibi zor da değildir! Belki uzun sürer alışmak ama alışır insan!
Turgut Özal ne demişti millet için : “Alışırlar”
Hatta o zamanlar, önünde “Alışamadım” yazan tişört giyenler bile zamanla alıştılar duruma !
İlk karşılanıldığında verilen tepkiler daha sonra yerini alışkanlığa bırakıyor. Halkın bu kolay alışma huyunu bilen siyasiler de ona göre davranıyorlar. Aslında bedelsiz gibi gözüken alışmanın yüklü bir faturası vardır elbette. Alışmak kolay itiraz zordur ve hatta bedeli de vardır. Bugün olmazsa yarın karşısına çıkartırlar faturayı. Evet itiraz etmek insanın rahatını bozar, konforundan eder! O yüzden alışmak işine gelir bazılarının! O yüzden seslerini çıkarmazlar olan bitene ! Geriye dönüp nelere alıştığımızın çetelesini tutacak değilim elbette. Ama şu son dönemdeki halkın alışma hızı beni de şaşırttı! En az %50 alışma garantili neler oldu? : Dolar 6.50 oldu. Benzinin 1 litresi 7 lira. Enflasyon yüzde 20 ye dayandı. Türkiye'nin dev şirketleri battı. Binlerce kişi işten çıkartıldı. Millete ve devlete ait ne varsa sattık! Tarımı, hayvancılığı öldürdük! Samanı bile dışardan aldık! Şarbonlu inek ithal edenlerin televizyonlara çıkıp hep başkalarını suçlamasına şahit olduk! Ve hepsine alıştık! Artık ”Hasta ne yesin ?” diye sorulan doktorun “Ne verirseniz verin!” dediği hastaya döndük. Bünyemiz ne verirlerse onu kabul eder hale geldi! Biz yine suçluyu, sorumluyu tarihte arıyoruz iyi mi? Cumhuriyet tarihinin belki de en büyük krizini yaşıyoruz! Ekonomik seferberlik ilan edecek kadar ciddi boyutta ! Ama şu Kurban Bayramı'nın 9 günlük tatilinde, bütün tatil merkezlerinin tam kapasite dolu olduğunu görmedik mi? Bir bardak suyun 5- 10 lira olduğu yerde tatil yapanların kriz umurunda mı sanıyorsunuz? Ya da bu krizi çıkaran, patlak vermesine sebep olanların ,krizi fırsata çevirip siyaseten kazançlı çıkmalarını birisi izah etsin! Hem sebep oluyorlar hem de çare olarak kendilerini görüyorlar ! Pişkinlik mi? Yüzsüzlük mü? Beceriksiz ekonomi politikalarıyla ülkeyi krize sürükleyen sanki bendim! Üretim yapın dedikçe fabrikaları satan sanki bendim ! Sattıkça betona para gömüp müteahhitleri zengin eden sanki bendim! Dolar 4 liradan sıçrayıp 7 lirayı gördü! Bazı müdahalelerle 6.50'ye düştü ya ! Hemen başladılar yine :
“Yetkilerin tekelden toplanmasının işte faydalarını gördünüz, bakın dolar düştü!” demeye! Sanki 4 liraya çıkarken de 7 liraya çıkarken de kendileri yönetimde değilmiş gibi ! Bu gidişat değişir mi ? Değişir elbette! Ama önce milletin olaylara ve insanlara bakışını değiştirmesi lazım. Sorgulamayı öğrenecek! Bugün yaşadığı sıkıntıların sebebinin bugün kendisini yönetenler olduğunu bilecek! Bugün yapılanların 60-70 sene sene önce ülkeyi yönetmiş olanlara fatura edilmesini kabul etmeyecek! Kendini bu yolla avutmak isteyen şark kurnazlarına da sandıkta hesabını soracak !
Yoksa?
Yoksa buna da alışırız!
Alışmayla ilgili bir çok özlü sözümüz var ama buraya yazamam!