Bizimkiler (siyasal İslamcılar) Arap hayranıdır. Hatta o derece ki Arapları sevmeyi dinle ilişkilendirenler bile vardır. 'Türkler Arapsız yaşayamaz', 'Biz Arapların gözüyüz, eliyiz' gibi anlamı kendinden menkul sözler sarfederler.
Kavmini sevmekle ilgili İslam'ın bakışı nettir. İslam, ırkçılığı reddeder ama kişinin kavmini sevmesinin de kınanamayacağını söyler.
Tamam “bizimkiler” Arap hayranı ama, bana biraz karşılıksız aşk gibi geliyor!
Mesela, büyük Arap lideri Cemal Abdülnasır:
'Ey Tanrım, sen Türklerin belâsını ver' demiştir.
Sadece o mu böyle düşünmektedir?
Hayır. Arap olup da eli kalem tutanlar, yüzlerce yıldır Türkleri kötülüyor, hakaret ediyor, başlarına gelen her felâketten de Türkleri sorumlu tutuyor!
Bu, sanki Arap kültürünün geleneksel tavrına dönüşmüş durumdadır.
Bu tavır, Arap kültürünün ayrılmaz bir parçası gibi.
“Prof. İlhan Arsel'in 'Arap Milliyetçiliği ve Türkler' adlı kitabına bir göz atalım.
982 tarihinde hazırlanan ve Amir Abu'l-Halit Muhammed b. Ahmed'e sunulan bir kitapta Kırgız Türkleri hakkında şunlar söylenmiştir: “Onların (Türklerin) hükümdarı Kırgız Han diye anılır. Bu millet vahşi yaratık tabiatındadır ve insanlarının haşin ve sert yüzleri vardır ve saçları seyrektir... Kanun nedir tanımazlar, merhamet nedir bilmezler, fakat iyi dövüşürler.. ve savaşçıdırlar çevrelerinde bulunan bütün ülkelerin halklarıyla husumet ve savaş halindedirler.. Ateşe taparlar.. ve ölülerini yakarlar.”
Toledo Kadısı Sa'id Al-Andalusi de 1068'de yazdığı 'Kitab Tabakat al-Uman' adlı çalışmasında ulusları bilimle uğraşıp ve uğraşmadıklarına göre iki kümeye ayırır ve Türkleri 'bilimle uğraşmayan' kümesine koyduktan sonra, bu kümede yer alan ulusların insandan ziyade hayvana yakın olduğunu belirtir!
12'nci yüzyılın ünlü İslam coğrafyacılarından olan İdrisi de kitabında Türklerin cahil, haşin, kaba, vahşi, savaşçı ve cesur, ama disiplinli olduğunu yazmıştır.
Aynı dönemde yaşayan Yakut adlı yazar Nisapur kentini alan Türkler hakkında hiç de olumlu şeyler yazmamıştır: “Kana susamış ve yağmacı Türkler şehrin çeşitli semtlerine saldırdılar, rastladıkları her insanı, yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin kestiler.bir tek duvarı ayakta bırakmadılar.”
İmam Gazali de Türklerin zekâ bakımından yetersiz olduğunu, dalalet içinde olduğunu, cehenneme layık bulunduğunu söyler.
Nasreddin Tusi de 'Ahlâk-ı Celâli' adlı kitabında Türklerin taş yürekli, güvenilmez, insan kadri bilmez, kadın düşkünü, hain, ciddiyetten uzak, fakat cesur ve cömert olduğunu yazmıştır.
13'üncü yüzyılın tanınmış Arap tarihçisi Alaeddin Ata Malik Cuvayni de Türklerin kalbinde rikkat, şevkat gibi duygular bulunmadığını, Türklerin habis ruhlu, gaddar, kaba kuvvetin temsilcisi kişiler olduğunu ileri sürmüştür. Türklerin geçtiği yerlerin harabeye döndüğünü, ot bitmez olduğunu yazmıştır.
İlginçtir, Türkleri yermeyen, tam tersine öven bir kişi, bilim adamı olarak en büyük saygıyı gören İbn Haldun olmuştur! İbn Haldun'a göre, Araplar medeniyet yoksunluğunun ve ilkelliğin temsilcisidir. Araplar, bütün milletler arasında sanata en az yatkın olan millettir. Buna karşın, Türkler'i hem savaş tekniğinde, hem sanat alanında, hem de bilimde övgüye değer bulur.” (Arapların gözüyle Türkler-Türker Alkan-08/07/2010-Radikal)
Geçmişte öyleydi de bugün bize bakışları değişti mi sanki?
Mesela biz, siyasal İslamcı olsun olmasın bütün Türk milleti, Kudüs'ün İsrail'in bölünmez başkenti olmasını, Batı Şeria'da İsraillilere ait yerleşim yerlerinin, Ürdün Vadisi'nin, Golan Tepeleri'nin vb. İsrail'in yasal mülkü olmasını öngören siyonist Yüzyılın Anlaşması planına tepki gösterdik.
Daha fazlasını Arap dünyasından bekledik ama, boşuna!
Tabii buradan payımıza bir hayal kırıklığı düştü ama, aklı devreden çıkaran, kör kütük Arap hayranlığı yaşayan siyasal İslamcılarda daha büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.
Umarız bu ülkelerin gerçekleri hayal alışverişi yapan siyasi İslamcı cenahın durumu anlamalarına katkı sağlar.
Kuveyt'teki Al Rai Televizyonunda 19 Kasım 2017 tarihinde yapılan tartışmada yüzde yüz Arap ve Müslüman olan bir zat aynen şunları söylüyor: "İsrail'i yağma ve işgal oluşumu olarak tanımlamak doğru değildir. Bu argüman hem dini hem de siyasi olarak çürütülebilir... Allah, Yahudilere o toprakları tahsis etti. Yahudiler orayı yağmalamadı. Yahudilerden önce o topraklarda olan her kimse; onlar yağmacı ve işgalcidir...İsrail, 1948 yılında kurulduğunda Filistin diye bir devlet yoktu."
Suudi yazar Ahmed El-Arfaj: "Saddam İsrail'in yarısını yakacağını söylüyordu, Kaddafi'de diğer yarısını yakmaya and içmişti. İkisi de öldü, fakat İsrail burada kalacak."
Muhammed El-Şeyh: "Evet, benim en büyük düşmanım İran, İsrail değil. Ülkem Persler tarafından saldırı altında. Sadece bir ahmak ve budala bizim için Filistin sevgimizin ülkemize olan sevgimizden daha üstün olduğunu düşünür."
Suudi Arabistan müftüsü; İsrail'e karşı savaşmanın caiz olmadığını ve Hamas'ın terör örgütü olduğunu iddia eden bir fetva yayınladı. Bu fetvanın yayınlanmasından sonra ise İsrail, müftüyü tebrik edip İsrail'e davet etmişti.
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Gargaş'ın "Arap dünyası Tahran ve Ankara tarafından yönetilmeyecektir" diyor.
Birleşik Arap Emirlikleri adına ABD'de lobicilik faaliyetleri yürüten bir kuruluşun, ABD'li bazı senatörlere Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusuna yönelik Barış Pınarı Harekatı'nı kınadığı vurgulanan mailler çekerek, "BAE, ABD Temsilciler Meclisinden geçen yasa tasarısı gibi Türkiye'ye karşı yaptırım adımlarını destekliyor." diye yazmıştır.
Suudi Arabistan Müftüsü Abdülaziz Ali Şeyhin geçtiğimiz yıl verdiği fetva şöyledir: "İsrail'le savaşmak caiz değildir. İsrail'e karşı mücadele eden Müslümanları savunan Hizbullah'a karşı İsrail ordusuyla iş birliği yapmak caizdir."
İsrail de bu âlim (!) zatı derhal tebrik etmiş ve kendisini İsrail işgali altındaki topraklara davet etmişti.
Salih Kallab da Ürdünlü yazar, eski Kültür ve Devlet Bakanı'dır. Bakın o ne diyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedefe koyarak "sadece Libya değil Osmanlı süvarilerinin atlarının nallarının değdiği her yeri Osmanlı mülkü ve kendisini de onun "mirasçısı" sayma hakkına sahip olabilir.. .Bu bölgede ve bir zamanlar Osmanlı devletinin uzandığı tüm toprakları geri almaya hakları varsa Arapların da İskenderun sancağını geri alma hakkına sahip olduklarını kabul etmeleri gerektiğini biliyorlar... Suriye Arap Cumhuriyeti'nin 15'inci ili olan Arap İskenderun Sancağı da eninde sonunda Suriye'ye geri dönecektir."
BAE adına ABD'de lobi faaliyetleri yürüten Lübnan asıllı iş adamı George Nader'in, 2015'te Kızıldeniz'de bir yatta beş Arap liderle gizli toplantı yapar. Nader, Arap liderlere "Körfez İşbirliği Konseyi ve Arap Birliği'nin yerini alacak, Libya ile birlikte 6 ülkenin bir araya gelmesiyle bölgesel yeni bir oluşum" teklifinde bulunur. Nader, konuşmasında "Bu yeni oluşumun Türkiye ve İran'ın nüfuzuna karşı bölgede ABD yönetimi tarafından itibar görecek bir güç haline gelebileceğini" söyler. (Arap ülkeleri ne diyor? - Özcan YENİÇERİ - 07 Şubat 2020 Yeniçağ)