Demiş ki:
“Yıllarca sıkıntı çektik, hamdolsun bugünlere gelindi. Bizim gibi sıkıntı çekenlerin daha çok birbirine kaynaşmış bir şekilde burada olduğunu görüyorum. Gençlerin de imam hatip ruhuyla buraya gelmelerini özellikle diliyorum, istiyorum. Sıkıntı sadece başörtüsünde değildi, hepimizeydi. Hep horlandık. Stadyumlara gittiğimizde bizimle alay ettiler. Bizi biraz da motive eden buydu. Hamdolsun bugün bu yerlere geldik. Ezan sesi geldiğinde camiye giden yönetici istemediler. Sıkıntı buradaydı. Bu nedenle imam hatip ruhu ayakta. İmam hatipli olmaktan mutluluk duyuyorum.”
Kim demiş bunu?
YSK (Yüksek Seçim Kurulu ) Başkanı Sadi Güven !
Bakmayın soyadının “Güven” olduğuna !
Güvensizlikte zirveye taşımıştır başında bulunduğu kurumu!
Neden kendilerine güven duyulmadığının bir belgesidir sarfettiği sözler.
Gücü eline geçirmeye çalışırken cemaat olgusuyla hareket edenlerin ülkenin başına ne gaileler açtığını görmedik mi ?
“İmam Hatipli olmak ayrıcalıktır ! “ deniliyor.
Neden ayrıcalıklıdır?
Çünkü bu okullardan mezun olanlar nezdinde bu okullardan mezun olmak hamiline kart gibidir. Her yerde önceliklidir.
Örgütlüdürler.
İmam Hatip okulunun bulunduğu her yerde bir “İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği “ vardır.
Ehliyet, liyakat, bilgi, beceri, donanım ve meziyetin aranmadığı yerde aranan tek kriter haline gelmiştir sanki !
Sahip olduğu bilgiden, okuduğu okuldan dolayı hak etsin veya etmesin peşin bir itibar sahibidirler!
Toplumda otomatiğe bağlanmış bir saygınlıkları vardır!
Toplum nezdinde, sahip olunan bilginin davranışa dönüşüp dönüşmemesi o kadar da önemli değildir!
Bu yazının amacı bu okulları eleştirmek değildir. Bu okullarda okumanın bir ayrıcalık ve imtiyaz haline getirilmesidir.
Biliyorum. Okuduğunu anlamaya çalışmayıp, “Neden İmam Hatip düşmanlığı yapıyorsun ?” gibi klişe bir soru soracaklar da vardır.
Mesele, bu okullara ayrıcalıklı okul muamelesi yapılmasıdır!
Mesele, bu okul mezunlarına, diğer okul türlerinden mezun olanlara gösterilmeyen bazı imtiyazlar tanınmasıdır.
Mesele, her hangi bir göreve getirilirken –bitirilen liseyle alakasız- görevle ilgili hiçbir kriter aranmayıp sadece “imam hatipli olma” nın kriter sayılması.
İşte YSK Başkanı, imam hatipli olmanın ayrıcalık olduğunu söylüyor.
Tarafsız olması gereken bir kurumun başı !
Tarafını belli etmiş olmuyor mu?
Bilmiyorum. Belki de tarafını belli ederek kendini güvenli alana çekiyor !
Mezun olduğu okulla gurur duymasını bir vefa sayıp takdir ediyorum. Ancak bu gururu keşke başında bulunduğu kurumun yaptığı işlerde de duyabilseydi !
Kaldı ki tarafsız ve adil olması gereken bir yargıç !
Seçimlerle ilgili olarak kendisine gelen bir başvurunun sahibinin imam hatip mezunu olmaması durumunda, takınacağı tavırla ilgili ihsas-ı rey gibi değerlendirilmez mi bu söylediği sözler ?
Yani itiraz edildi YSK'ya. Ama itiraz eden de imam hatiplere sıcak bakmıyor diyelim. Sayın başkan neye göre nasıl karar verir sizce?
Üniversite mezunlarının bile bir işe girme de okuduğu lisenin referans alındığı bir ülke olmamalı benim ülkem.
Ve de kimseye ayrıcalık tanınmamalı!
Vaktiyle kendilerine yapılan haksızlıkları, gücü eline geçirince başkalarına haksızlık yapmak kimseyi iyi Müslüman yapmaz ! Velev ki imam hatipli de olsa!