Her şeyi başlatan kendisiydi halbuki !
Selahattin Demirtaş'ın cezaevindeyken aday gösterilmesine karşıydı anladık! Ben zaten Demirtaş'ın partisine de ideolojisine de silahlı örgütü arkasına alıp da siyaset yapmasına da karşıyım.
Ama Demirtaş'a ve diğer cumhurbaşkanı adaylarına laf sokayım derken ağzındaki baklayı da çıkarıvermişti!
"Peki, ülkü ve ülke sevdalısı olan, davalarının gözü kara yiğitleri olarak bilinen mesela Alaattin Çakıcı, mesela Kürşat Yılmaz, 100 bin ülkücünün imzasıyla aday gösterilseydi, bu kahramanlarımız için de cezaevinden çıkarılmaları için bir kampanya yapılacak mıydı? Bu kardeşlerimizi taş duvarların ardında çürümeye terk etmek ne kadar adil ve adaletlidir? PKK'lı alçaklar, FETÖ'cü caniler, vatan ve millet düşmanları demokrasi ve özgürlük adına sahiplenilirken, kaderlerinin kurbanı olmuş mağdurlarla ilgili lehlerinde hukuki ve ahlaki bir düzenleme yapılması, onların aydınlığa kavuşturulmaları tez elden sağlanmalıdır. Kader mahkumlarının talihini değiştirebilir, onların elinden tutabilir, zincirlerinden ve zindanlardan onları çekip çıkarabiliriz" demişti!
“HDP imza toplamaya gerek duymadı, çünkü TBMM'de grubu vardır. Diğerleri ise CHP ve FETÖ'nün çağrı ve çabalarıyla imzalarına kavuştu. Yani 100 bin imzayı toplayan adayım diye sahneye çıktı. Millet ittifakıymış, bunlardan çıksa çıksa ihtilaf ve ihanet çıkacaktır.”
Diye de ilave etmişti hatırlarsanız.
Millet İttifakı ne alaka? Millet İttifakı'nı “İhanet” ile suçlamak nasıl bir hezeyan?
Laf olsun sepet dolsun işte!
Yani Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaza af istiyordu!
Alaattin Çakıcı da bu jest karşısında duyarsız kalmamış, kendilerine bizzat teşekkür de
etmişti!
Sonra?
Efendim Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi'nde tam da seçimden iki gün önce 22 Haziran), Alaattin Çakıcı'ya süresiz sağlık kurulu raporu düzenlenmiş!
“Çakıcı'nın 16 hastalığından 6'sı ölümcül risk taşıyor. Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü derecedeki akrabaları ve yakın arkadaşları ile haftanın 7 günü saat 09.00 ile 20.00 arasında görüşmesi, kendisini yeniden hayata bağlayabilir. Yine de her şeyi Allah bilir. Odasında her türlü açık görüş yapabilir.”
Yani Allah'a havale bir iş yaptıkları!
Sonra raporu veren, altında imzası bulunan, onaylayan kimler varsa soruşturma açılmıştı.
Neticede görevden alınmalar falan yaşanmıştı !
Bu görevden almalara tepki gösterdi Bahçeli !
Türkiye'nin tek sorununun Alaattin Çakıcı olmaması gerektiğini belirtmiş ve sorumlu olarak Sağlık Bakanlığını işaret ederek :
“Ülkemizde çok yönlü sosyal, siyasal ve ekonomik sorunların yoğunlaştığı ve derinleştiği bu süreçte Türkiye'nin ve yönetiminin tek sorunu sayın Alaattin Çakıcı olmasa gerek. Alaattin Çakıcı hakkında daha önce verilen sağlık raporuyla ilgili kuşkular Sağlık Bakanlığı tarafından bugüne kadar incelenerek pekala sonuca ulaştırılabilirdi." Demişti.
Evet doğruydu dedikleri!
Türkiye'nin tek sorunu Alaattin Çakıcı değildi elbette!
Ama bunu gündeme getirip, üstelik Çakıcı'yı ülkücü hareketin kahramanı gibi lanse eden kendisiydi! Fırat Çakıroğlu'nun adını ağzına bile almayan, Önkuzu'ları, Özmen'leri, İmamoğlu'nu ve binlerce ülkücü şehidi anmayan Bahçeli !
Tabii Ülkücü hareketin kahramanlığı Çakıcı'ya kaldıysa !....
Bahçeli'nin söz konusu açıklaması üzerine Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada Devlet Bahçeli'yi eleştirmiş ve değerlendirmelerinin de “gelişmelerle ilgili yeterli bilgiye ulaşılamamış olmasından kaynaklandığını” öne sürmüştü.
Sonra Bahçeli'nin Savunma Bakanı Semih Yalçın girdi topa !
“Türkiye'nin bekası uğruna MHP'nin gösterdiği fedakarlığın yeterince takdir edilmediğini” Tabii “Türkiye'nin bekası” derken partisinin bekasından bahsettiğini anlamadığımızı sanıyor!
Bir de neyden vazgeçip, ne için veya kim için fedakarlık yaptıklarını söylemiyor Bay Yalçın!
Neden ilke ve ülkülerinden vazgeçip kendilerine “ağzından salyalar akan siyasetin zavallısı “diyenlere sığındıklarına da açıklık getirmemiş !
Sanki kendileri ne yaptıklarını anlamış gibi, ortaklarının kendilerini anlamadığından dert yanıyor !
Sonra lafı, Sağlık Bakanlığı'nın Bahçeli'ye verdiği cevaba getirmiş. Belli ki çok içerlemiş!
"Genel Başkanımızın bir süredir ısrarla kamuoyuna aksettirdiği uyarıcı mahiyetteki görüşlerinin seçkin devlet geleneklerimiz yok sayılarak Sağlık Bakanlığı tarafından alelade birinin açıklamasıymışçasına saygı ve ölçülerine dikkat edilmeden mütalaa edilmesi, kabul edilemez.” Demiş !
Yani diyor ki bizim genel başkanımız alelade biri değildir! Tamam Sağlık Bakanlığı'ının incelemesi gerektiğine dair açıklama yapmıştır ama muhatabı, yani cevap vermesi gereken, bakanlık gibi alelade bir kurum olmamalıdır. Bu devlet geleneğine yakışmaz!
Açıklamayı duyan da Sağlık Bakanlığı'na sorulan soruya sanırsınız ki Tarım Bakanı cevap vermiş!
Bu Alaattin Çakıcı konusunu da ismini de ortaya atanın kendileri olduğunu unutmuş gibi o da aynı telden çalıyor :
"Türkiye'nin bunca derdi varken, Alaattin Çakıcı konusunun hayat memat ve prestij meselesi, kavga vasıtası haline getirilmesi ne anlama gelmektedir? MHP'nin millet vicdanından beslenen siyasi müessiriyeti ve özgül ağırlığı kimleri neden rahatsız etmiştir ve etmektedir? “
Tabii bu konuyu nasıl edip de FETÖ'yle irtibatlandıracağı konusunu merak edenler için de bir cümle kuruvermiş!
Alaattin Çakıcı konusuna gösterilen özenin, FETÖ'nün siyasi ayağı konusunda da izhar edilmesini beklediklerini” eklemiş sözlerine!
Bunun için kılını bile kıpırdatmayan ortakları ve de ortağını küstürmek istemeyen kendileri!
Biz de bekliyoruz FETÖ'nün siyasi ayağının ortaya çıkarılmasını hem de 16 Temmuz 2016'dan beri!
Tabii ki bir ittifak vardı.Ve en çok da tek başına kendini ifade etmekte sıkıntı çeken MHP için elzemdi. Açıklamasını biraz sitem ederek bitirmiş cumhur ortağına :
"Cumhur İttifakı bir koalisyon değildir ve milli mutabakat ruhuna dayalı bir demokratik protokoldür. Bu protokolün ruhunu zedeleyenler, ona gereken içtenliği göstermeyenler bilmelidir ki MHP, fedakarlığının ve hoşgörüsünün istismar edilmesine izin vermeyecektir. Türkiye'nin uğraşacak bunca meselesi varken MHP'nin hassasiyetleri üzerinden kriz ve anlaşmazlık üretmeye çabalamak, ayağına kurşun sıkmaktır. Bu böyle bilinmelidir."
İktidarın yani ortaklarının nelerini hoş gördüklerini belirtmemiş oysa!
Hoşgörülerinin istismar edilmesine izin vermeyeceklermiş !
Ne yapacaksınız izin vermeyip de?
Partinin aklı fikri Beştepe'de ipotekli!
Eee ortakları da haklı !
Bunların hoşgörüsünde sınır yok ki!
Sadece İyi Parti ve muhalefetin diğer unsurları bu hoşgörünün kapsama alanı dışında !
Yoksa Bahçeli'yi partinin başında tutmak ve koltuğunu sağlama almak karşılığında iktidara açtıkları kredinin sınırı yok gibi!
Öyle Çakıcı ile falan bitecek gibi değil!