Danıştay'ın “Andımız” ile ilgili kararından sonra uygulamanın tekrar başlayacağını umanlar –ben pek ummuyordum-bir hayal kırıklığı yaşadılar.
Güya partisiz! olan bazı bakanların onları atayan iradeden farklı olarak kendi bağımsız iradesini ortaya koyabilecekleri varsayımının yanlışlığı ve boşuna bir beklenti olduğu bir kez daha ortaya çıktı!
Milli Eğitim Bakanlığı kararı temyiz etti. Etmesine etti de Milli Eğitim Bakanlığı'nın temyiz dilekçesi skandal ifadelerle dolu!
Maksat zaten Andımız'ı mahkeme kararıyla tarihe gömmek!
Danıştay'ın bu konudaki kararına “İyi niyetli değil !” gibi ifadelerle karşı çıkanların da iyi niyetinden ben emin değilim! Ne olacak?
Biliyorsunuz Kamu-Sen'e bağlı Türk Eğitim Sen'in başvurusu neticesinde (2013) bu kararı 2018 yılında aldı Danıştay!
Eğitim Bakanlığı, “eğitim sendikalarının taraf olarak davayı açma ehliyetlerinin olmadığı” gibi bir iddiayla başlamış dilekçesine.
Esasında bu dilekçe dolayısıyla Türk ve Türklüğe bakışların da ortaya koymuşlar.
Andımız'daki Türklüğe ilişkin ibareler hakkında kimlik kavramına ilişkin açıklamalarda bulunmuşlar. Türk ulusal kimliğinin tarih sahnesine çok geç çıktığı belirtilen dilekçede, Osmanlıcılık ve Fransız İhtilali'ne de değinilerek “Türkler kendi çağdaşı unsurlara göre ulus bilincine en geç ulaşan topluluktur. Türkiye Cumhuriyet'ini kuran kadro zaten gecikmiş olan süreci hızlandırmak için yoğun çaba harcamıştır. Özellikle 30'lu yıllarda benimsenen politika, artık toprak bütünlüğünü garanti altına alan bir ülkenin milli bütünlüğünü de sağlamasıydı. Öğrenci Andı da bu amaçla benimsenmiş ve ilkokullarda okutulmaya başlanmıştır. Ulus bilincine geç ulaşan bir toplumda bu çeşit sembol ve ritüellerin kullanılarak, ortak bir milli kimlik inşa edilmeye çalışılması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak 2023 yılında yüzüncü yılını dolduracak olan Türkiye Cumhuriyeti'nde toplumun zaten bir milli kimlik kazanmış olduğunu kabul etmek gerekir. Yani Öğrenci Andı işlevselliğini yitirmiştir. Hal böyleyken 21. yüzyıl Türkiye'sinde 30'lu yılların ritüellerini benimsemek anakronik (çağdışı) bir yaklaşım olacaktır” denilmiş.
Eğitim Bakanlığı'nın Türk tarihini bilmemesi düşünülemeyeceğine göre, “Türkler kendi çağdaşı unsurlara göre ulus bilincine en geç ulaşan topluluktur.”
Ne demektir?
Andımız'ın okutulmasındaki amacı “ (…) ülkenin milli bütünlüğünü sağlamak” olarak kabul eden Eğitim Bakanlığı, Andımızı yasaklayarak ülkemizin milli bütünlüğüne ne gibi bir katkı sağlayacağını düşünmüştür?
“30'lu yılların ritüellerini benimsemek anakronik (çağdışı) bir yaklaşım olacaktır” diyenlerin daha eski zamanlara ait ve halen devam ettirdikleri ritüelleri
yok mudur?
Andımız için “Öğrencilerin her gün 'papağan gibi' tekrarlayacakları sözler”, “çağdışı ve bilimsel değil”,” faşizm ve komünizm uygulamalarına benziyor” diyen Eğitim Bakanlığı, okulların ideolojikleşmesi ve askerileşmesine Andımız'ın sebep olduğunu iddia etmiş temyiz dilekçesinde!
“Okulların ideolojikleşmesi”!
Bu kavramın hakkını veren eğitim bakanlığı diyor bunu?
Peki başka?
“Öğrencilerin her gün 'papağan gibi' tekrarlayacakları sözler yerine, konuşup tartışarak ve yaşayarak edinecekleri özellikler günümüz eğitiminin önemli bir kısmını oluşturmaktadır.”
Sanki andımızı okuyanlar, başka bir şey konuşmuyorlarmış gibi, tartışmıyorlarmış gibi, yaşamıyorlarmış gibi!
Bununla da yetinmemiş Eğitim Bakanlığı, Öğrenci Andı'nı okuyan kuşakları üstü kapalı olarak eleştirmiş!
“Andımızı 1933 yılından itibaren söyleyen kuşakların And'daki ifadelere ne denli uygun yurttaşlar olarak geliştikleri, etkisini anlamak açısından konu bir bütüncül yaklaşımla değerlendirilmelidir” demişler.
Valla ben Andımızı okuyarak yetiştim gayet memnunum kazandırdıklarından!
Eğitim Bakanı da andımızı okumuştur ilkokuldayken!
Onda aynı etkiyi yapmamış demek ki?
Aslında evelemenin gevelemenin manası yok !
“Biz çocukların her sabah “ Türküm, doğruyum, çalışkanım….” demesini istemiyoruz! “ denilse anlarım.
Hem ne demek “Varlığım Türk varlığına armağan olsun !” değil mi?
Ne mutlu Türküm diyenler, varlığını armağan eder nasıl olsa!
O kahramanlar sayesinde de birilerinin saltanatı zarar görmez hemi de !
Bakanlığın başındaki “milli” eğreti duruyor! Milli Piyango'daki gibi !
Türklük duygusuna ideoloji diyen bakanlığa milli falan da diyemem!
İcra ediliş şekline itirazı anlarım ama içeriğine itiraz ideolojik davranmanın daniskasıdır!