TRT'yi biliyorsunuz. Devletin radyo ve televizyonu!
Yani tüm Türkiye'nin radyosu ve televizyonu.
Tüm siyasi ve kanaatlere, kurum ve kuruluşlara eşit mesafede olması gerekiyor !
Yani tarafsız yayıncılık yapması, herhangi bir kişinin, grubun, partinin, cemaatin sesi gibi davranmamaları gerekiyor.
Zira, vatandaştan para kesilerek TRT'nin kasasına aktarılıyor.
Bu paralar, sadece sesi olmaya gayret ettiklerinden kesilmiyor !
Son yıllarda iktidarın borazanlığını yapmakta sınır tanımadıkları ortada.
Hatta iktidardan önce muhalefete cevap vermekte, yandaş medyadan sıra kapmaya çalışıyorlar !
TRT'nin elektrik katkı, bandrol, reklam ve diğer olmak üzere son 14 yıldaki toplam gelirinin 17 milyar 898 milyon TL. olduğu iddia ediliyor.
TRT'nin 2004-2017 yılları arasındaki sadece Elektrik Payı ve Bandrol Gelirleri toplamı; 7 milyar 389 milyon 8 bin dolarmış !
2004-2017 yılları arasında Türkiye'nin ortalama nüfusu yaklaşık 73 milyon olduğu varsayılırsa, son 14 yılda bandrol ve elektrik paylarından TRT'ye her bir vatandaşın kişi başına aktardığı para 100 Dolar'a tekabül ediyor herhalde!
Bu hesaba göre, 4 kişilik bir ailenin 14 yılda TRT'ye ödediği miktar 400 Dolar, karşılığı bugünkü kur üzerinden yaklaşık 2.400 TL olmuş oluyor!
Vatandaş, periyodik zamlardan sonra elektrik faturalını neredeyse ödeyemez duruma gelsin! Elektriğe yapılan her zam, TRT'nin keyfine keyif katmasına sebep oluyor.
Elektrik zammı deyip geçmemek lazım.
Son bir yılda sanayi elektriğine yüzde 44, konut elektriğine ise yüzde 33 zam geldi!
Tabii TRT'nin kasasına giren para da artıyor haliyle!
Ne yapıyorlar bu kadar parayı?
Bu paranın aşağı-yukarı 1 milyardan fazlasını, “dış yapımlar” adı altında tabiri caizse kendi yandaşlarına aktarıyor!
TRT halktan aldığı parayı artırayım, yatırım yapayım diye düşünmüyor, son kuruşuna kadar savuruyor.
Tabii bir kısmını da muhalefetin sesinin soluğunun kesilmesinde, programlar yaptırarak harcıyor.
Toplumun genelinden para alıyor aman toplumun genelini kuşatan, tarafsız bir yayıncılık yapmıyor.
Elleri vatandaşın cebinden çıkmıyor ama!
O kadar kör gözüm parmağına program yapıyorlar ki!
Bir dönem, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde danışmanlığını yapan Karar gazetesi yazarı Akif Beki bile, TRT'de yayınlanan 'Doğrusu Ne' adlı programa tepki göstermiş.
Programın, muhalefetin iktidara olan eleştirilerini yalanlama üzerine kurulduğuna dikkat çeken Beki, “Muhalefete karşı iktidarı savunmak, cevap yetiştirmek, iddialarını çürütmek TRT'ye mi düşer?” diye sormuş. “TRT'nin yaptığını Çorumlu yapmaz” başlıklı yazısında!
“İzlemediğim için haberim yoktu. Meğer epeydir 'Doğrusu Ne' diye bir mini program yayınlıyorlarmış, namı almış yürümüş, kötü şöhretli bir fenomen haline gelmiş de duymamışız bile.
"Yalanların sonu gelmez, doğrusu ne demedikçe" sloganıyla hazırlanan kamu spotu gibi bir klip bu.
Muhalefetin iktidara yönelttiği eleştiri ve suçlamaları yalanlayarak güya işin aslını ortaya çıkarıyor, halkı aydınlatıyorlar.
İlk kez Türkiye-İzlanda maçı öncesinde denk geldim. İstanbul boğazındaki imar yetkisinin İBB'den alınıp Cumhurbaşkanlığına bağlanacağına dair iddiaları çürütmenin gayreti içindeydi.
Yalnız, bunu AK Parti'nin ve Cumhurbaşkanlığının yerine geçerek yapıyordu. İktidar ağzıyla muhalefete söylenmek üzerine kurulu bir dosyaydı.
Cumhurbaşkanlığını yıpratmak adına böyle yalanlara tevessül ettiği için kendinden utanması gereken muhalefeti ayıplıyor, bir güzel paylamayı bile ihmal etmiyordu.
Sanki AK Parti ve Cumhurbaşkanlığı sözcülerinin ağzı var ama dili yok. Kendilerini ifade etmekten acizler. Bu yüzden de normalde mikrofon uzatarak iki tarafın da iddia ve görüşlerini yansıtmaları gerekirken iktidar adına konuşma görevini resen üstlenmiş TRT'deki arkadaşlar.
Var mı öyle yağma; iki tarafı da dinledikten sonra kimin haklı, kimin haksız olduğuna karar vermeyi izleyicinin takdirine bırakacak değiller ya!...
Şansa havale edilemeyecek kadar mühim iş. İzleyici jürisi adına son hükmü de onlar veriyor. Tabii ki muhalefetin her zamanki gibi yalan söyleyip iftira attığını, iktidarınsa yine doğrudan şaşmadığını tespitle galibi ilan ediyorlar.
Velev ki dedikleri gibi olsun...Muhalefete karşı iktidarı savunmak, cevap yetiştirmek, iddialarını çürütmek TRT'ye mi düşer?
Aile şirketine bağlı bir özel TV kanalı olsa kim karışır, beğenmeyen izlemez. İsterse siyasi polemiklerde taraf tutar, isterse bir partiye borazanlık yapar, isterse baştan sonra zangoçca partizan çığırtkanlık hizmeti verebilir.
Ama TRT; siyasi görüşüne, partisine bakılmadan herkesten alınan vergilerle yapıyor o yayınları. Hangi kitaba sığar!
İktidarla muhalefet tartışıyor, siyasi bir polemik bu, karşılıklı atışıyorlar. Çok meraklıysan uzat mikrofonunu, iki tarafın argümanlarını da yansıt.
Hatta kurgun, sunuş biçimin, alıntı seçimlerinle tartışmayı iktidar lehine zekice manipüle de edebilirsin.
İlla tarafgir ve partizanca kayıracaksan bile kitabına uydur bari. Böyle bodoslama, böyle kaba saba, böyle kör göze parmakla olacak şey mi!
Sadece TRT'nin inandırıcılığına ve güvenilirliğine darbe vurmuyor bu yöntem. Bu iş bilmez işgüzarlığı, bu tembel gayretkeşlikle desteklediklerini zannettikleri iktidar tezlerinin de içini boşaltıyor, ağırlığını hafifletiyorlar.
Ona ne şüphe; 'yalanların sonu gelmez, doğru ne denmedikçe' de...Gerçeği farfaralıkla, yaygaracılıkla ilanihaye bastırmak da mümkün değil.
Cumhurbaşkanlığındaki ilgililer bile görse 'gölge etme, başka ihsan istemez' der böyle yaranmacılığa. İzlemiyor, fark etmiyor olmalılar."
Hani, yüksek yargıdan, veya üniversiteden falan, hoşlarına gitmeyen sözler söylenirse, muhalefet anlamında sözlerse, ne deniliyordu kendilerine :
“Çıkarın cüppeyi parti kurun!”
Biz de TRT'ye mi diyelim!
“Siyaset yapmayı bırakın! Parti kurun o zaman!”
Ama vatandaşın parasıyla değil, kendi paranızla!