Dini görünümlü hayatın yani tarikat ve cemaatlerin kimlerin elinde nasıl bir ruh haliyle karşı karşıya kaldığının tipik bir örneği daha kendini açığa çıkardı!
15.02.2018 tarihli gazetelerde yer alan ve sosyal medyada hızla paylaşılan videodan duyduklarım beni pek şaşırtmadı desem yalan olmaz. Daha önce de böyle şarlatanların ve saçmalıklarının şahidi olduğumdan herhalde :
Uşşaki cemaati lideri Fatih Nurullah, cemaat üyelerine verdiği vaazda neden el öptürdüğünü anlatmış !
Videoda neden elini öptürdüğünü ağlayarak anlatan Fatih Nurullah müritlerine "Ben elimi öptürmeye meraklı değildim ama manevi bir uyarı aldım, bana dendi ki: 'Niye elini öptürmüyorsun? Elini öpen cennete gidiyor!' (Ağlamalar, haykırışlar…) Ben de otuz elim kırk elim olsa bile Ümmeti Muhammed'e uzatıyorum işte, var mı diyeceğiniz?" diyor.
Buna ben bir yorum yazmayayım şimdi.
Sadece bundan 9 sene önce "öpmek” ile alakalı bir olayı hatırlatayım size. Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'nde Manchester United'ı 25 Kasım 2009'da 1-0 mağlup ettiği maçı anlatan spiker Ertem Şener: "Tebrikler Rüştü. Ellerinden, her yerinden öpüyorum Rüştü" demişti!
Tarihi maç anlatımları arasında yerini almıştı bu ifadeler !
Kalemin ucunu yeni açtım. Bir yerlere batabilir! En iyisi bu ve uzmanlık isteyen benzeri konularda alanda yetkinliği bulunan bir ilahiyatçıya başvurmak.
Aradığımız cevapları İlahiyatçı Ali Rıza Demircan'ın Gazete Habertürk'ten Kübra Par'la 14.01.2018 tarihindeki röportajında sorulara verdiği cevaplarda bulabiliriz belki :
"İstanbul Müftüsü bu hafta, "Tarikatları denetleyecek bir yapının kurulması lazım" dedi. Tarikatları denetleyecek bir yapı kurulmalı mı sizce?
“Ortada bir tarikat var, bu tarikatın binlerce müridi var, bir taraftan hol-dingleşiyorlar ve MİT'in bundan haberi yok. Böyle şey olur mu? Tarikatların yüzde 80'i İslam'a zarar veriyor. Devlete zarar verip vermediğini söyleyemem ama İslam'a zarar veriyor. Çünkü İslam dışı bir yapıları var. Bizim tarikatlarımızda Kuran yoktur. Tarikatlarımızda aziz Peygamber'imizin sözleri, davranışları ve işleri ölçü değildir; tarikatlarımızda şeyh önemlidir. Tarikatlara bağlı olan çok değerli insanlar da var ama büyük bölümü cahildir. Ne Kuran bilir ne aziz Peygamber'imizin sünnetini bilir ne de fıkıh bilir. Onlar için din, şeyh efendinin söylediğidir. Bu, Mevlevilik'te de böyledir. Şu an Türkiye'de yaşayan tarikatların hepsi şahıs merkezlidir. Onlara itiraz ettiğiniz zaman, "Sen Kuran'ın zahirine hapsolmuşsun, Kuran'ın özüne inmek lazım" derler.
'ŞİRKTİR, PUTPERESTLİĞE ADIMDIR!'
Aziz Peygamber'imiz ilk Müslümanları öylesine yetiştirdi ki Peygamber'imiz bir emir verdiği zaman, eğer sahabelerden bir kısmı bu emri içine sindiremezse, "Bize olan bu emriniz Yaradan'ın emri midir, yoksa sizin kişisel değerlendirmeniz midir?" diye sorardı. Eğer Peygamberimiz "Kişisel değerlendirmem" derse, sahabe, "Ya Resulullah, bu görüş doğru değil" derdi. Yani ortada hakem Kuran'dı. Eğer siz bu tarikatlarınızı Kuran'ın, Peygamber'imizin hakemliğinden çıkarırsanız, bunlar şahısların egemenliğine giriyor. Tarikat şeyhine kutub veya gavs diyorsunuz. Doğu'daki tarikatlardan birinin yayınladığı takvimde, "Gavs-ı sani şöyle dedi" diyor. Gavs, "çağırdığınız zaman, dünyanın neresinde olursa olsun gelen adam" demektir. Bu, Allah'a özgü bir vasıftır. Bu şirktir, putperestliğe adımdır! Kutub da yalan, bunların anladığı mana da evliyalık da yalan. Bunların bağımsız kuruluşlar tarafından denetlenmesi gerekir. Hepten yasaklayamazsınız, demokrasiye ters olur. Devlet, herhangi bir sivil örgütü nasıl denetlemek zorundaysa bunları da denetlemeli...
Son dönemde "FETÖ'den boşalan yerlere belli başlı tarikatlar yerleşmeye çalışıyor" iddiası gündeme geliyor. Siz buna dair bir şey gözlemliyor musunuz?
Tarikatların yüzde 80'i İslam'a zararlıdır. "İslam'a zarar veren devlete de zarar verir mi?" tartışması benim alanımın dışında. Diyanet İşleri Başkanlığı, Fethullah Gülen'in konuşmalarını dinlemiş, kitaplarını, makalelerini incelemiş ve "İslam Dışı Görüşleri" diye bir kitap yayınladı. Edindiğim bir habere göre, 6 dilde FETÖ tanıtılacakmış. Buradan açık çağrı yapıyorum: Diyanet neden yaşayan tarikatları inceleyip onların eserlerindeki yanlışları anlatmıyor?
Toplumu da cahilleştiriyorlar mı?
Tabii ki cahilleştiriyorlar. Sorgulayacak güç yok. Tarih boyunca güçlü hocalardan, İslam âlimlerinden mürit olmamış.
Diyanet görevlilerinin verdiği kimi fetvalar çok tartışma yaratıyor. Diyanet'teki herkesin yetkin olduğunu düşünüyor musunuz?
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın merkez teşkilatında, bu dinin Kuran'a ve aziz Peygamber'imize dayanan hükümleriyle, tarihi eserlerdeki içtihatlarını birbirinden ayıracak kadro az. Diyanet, modernizm ile geleneğin arasında sıkışıp kalmıştır. Diyanet gerçeği bulup dile getirse bile Türki-ye'deki tarikatlar ve cemaatler ayaklanıyor. Bu sefer siyaset kurumu devreye giriyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, Cumhuriyet döneminden beri özgür bir kurum değil, siyasetin emrindedir. Bu yüzden de ciddi konulara el atamaz hale geldi.