Dalkavuk kime denir?
Menfaati olduğuna inandığı veya bir çıkar beklediği kişi veya kapıya kul köle olan, elini eteğini öpen kimselere mi?
Menfaatin çeşidine bakmaksızın, kişiliğini pazara çıkaran kimseye mi?
Mutlu Sözlük'te bu kelimenin karşılığı olarak; “piyazcı, yağcı, yalamacı” yazılmış! Bazen ,bizim göremediğimiz bir menfaat söz konusu olabilir. O sebeple yapılanın dalkavukluk olduğunu anlamak zordur. Menfaat, her zaman elle tutulur, gözle görülür bir şey olmayabilir. Hak edilmeyen bir övgü mesela!
Dalkavuk, kazanacağına inandığı ata oynar çoğunlukla.
Çünkü gücün etrafında dolaşmayı, oralarda görünmeyi sever. Menfaati oradadır zira. Tıpkı ışığın etrafında toplanan sinekler gibi !
Gücün el değiştirme ihtimalini hep yedekte tutarlar.
Bu yüzden, dalkavukluğunu yaptığı yer veya kimse, gücünü kaybetse bile onlar yeni kapıyı aralamışlardır çoktan.
Efendileri değişir sadece. Onlar, yeni sahiplerine karşı da dalkavukluğunu icra ederler.
Eskiden, Osmanlı zamanında, basbayağı rayici bile belli bir meslekmiş dalkavukluk ama günümüzdeki dalkavukluk gibi değil tabiiki !
Ama bugünküne benzer yanı da yok değilmiş!
Tarihten iki dalkavukluk örneği ile yazıyı noktalayalım.
"Eskiden konaklarda dalkavuk bulundurmak adetmiş. Konağın birinde bir gün, Bey demiş ki:
- Bir dalkavuk alacağım, filan gün imtihan var, sağa sola haber salınız. Derken o gün gelmiş, kapının önünde dalkavuk adayları sıra olmuş. Biri içeri alınmış. Bey sormuş:
- Sen dalkavuk musun?
- Evet efendim.
- Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
- Olur mu efendim? Ben, filan bey'in yanında şu kadar, fişmekan bey'in yanında da bu kadar sene dalkavuk olarak çalıştım.
Bey:
- Olmadı, sen çık. demiş.
Derken ikinci, üçüncü... adaylar gelmiş, konuşma hep aynı, cevaplar hep aynı. Bey, dalkavuğunu bulamayacağını düşünmeye başlamış ki, içeri biri girmiş. Bey:
- Söyle bakalım sen dalkavuk musun?
- Evet efendim.
- Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
- Hayır, hiç benzemem efendim.
- Dur bakayım, biraz da benziyorsun galiba.
- Evet efendim. ben biraz da dalkavuğa benzerim.
Bey hemen dışarı haber salmış:
- Tamam ben dalkavuğumu buldum."
Şimdiki dalkavuk hikayesi de; haftalardır Binali Yıldırım'ın istifasına gerek olmadığını ve hatta istifa etmemesi gerektiğini savunup, istifasını isteyenlere edilmedik hakareti bırakmayıp, Yıldırım'ın istifa edeceği netleşince, bu sefer de "istifa"nın, ilkeli bir tavır olduğunu söyleyerek alkışlayanlara…
“Patlıcanı çok seven padişah, "Şu musakkaya bir türlü doyamıyorum" deyince, dalkavuğu da hemen "Siz söyleyince ağzımın suyu akıyor. Akşam olsa da yesek' dermiş.
Padişah, imambayıldıyı övünce, dalkavuğu da "Şu imambayıldıyı icat edenin mekanı cennet olsun" diye övgüye geçermiş.
Padişahın canı karnıyarık çekse, dalkavuğu yalanmaya başlarmış.
Lakin gün gelmiş, padişah patlıcandan bıkmış, "Şu patlıcanın nesini beğenirler ki..." diye söylenmeye başlamış, dalkavuğu da atılmış:
- Yenmesini yasaklamak lazım padişahım!
Bu değişime şahit olanlardan biri dalkavuğa sormuş:
- Hani sen patlıcanı çok severdin, öve öve bitiremezdin, şimdi nasıl böyle kötülersin, nasıl bu kadar değişirsin?
Dalkavuk cevap vermiş:
- Ben patlıcanın değil, padişahın dalkavuğuyum!”
Selam olsun:
Sözü namus bilenlere,
Yerine getiremeyeceği sözler vermeyenlere,
İçinden pazarlığı olmayanlara,
Çıkarları uğruna iftira, hırsızlık, haksızlık yapmayanlara,
Yalan nedir bilmeyenlere,
Kaypaklığı hiç sevmeyenlere,
Risk almaktan asla çekinmeyenlere,
Kibirden, büyüklenmeden uzak olanlara,
Aşırılıklardan kaçınanlara.
Vesselam.