İstanbul'a hiç gitmedim.
O yüzden “gözümle gördüm !” diyemem!
Ancak okuduğumdan edindiğim bilgilere göre Üsküdar'da sahile çok yakın bir mahkeme varmış. Hem de tarihi... Adı Fatih Mahkemesi'ymiş... Bu ismi almasına sebep olan olayı şöyle anlatıyorlar:
İstanbul'un fethinin yeni gerçekleştiği bir dönem... Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un bir tepesine bugün kendi adıyla anılan Fatih Camisini yaptırmak ister. Bu iş için mimar Sinanlar'ın Atik olanını seçer. Fatih Sultan Mehmet caminin kubbesinin Ayasofya'dan da büyük olmasını ve İstanbul'un en büyük yapısı olmasını talep eder.
Atik Sinan, sütunları ölçüp biçer ve 3 arşın kestirir. Fakat bu sütunlar Fatih Sultan Mehmet'in istediği gibi büyük kubbeli bir cami inşası için kısadır. Padişah derhal Atik Sinan'a sütunları neden kestirdiğini sorar. Mimar mabedin bir deprem sırasında yıkılabileceğini hesaba katarak sütunları kısa tutmak mecburiyetinde kaldığını söyleyerek kubbenin Ayasofya'dan daha küçük olacağını söyler.
Fatih Sultan Mehmet, Atik Sinan'ın Ayasofya'yı kayırdığını düşünerek mermer sütunları kesen ellerin kesilmesini emreder. Mimar Atik Sinan bunu kasıtlı yapmadığını ve yapının bu kadar büyük sütunlar ile ayakta kalamayacağını söylese de elleri kesilir.
Atik Sinan derhal İstanbul'un ilk kadısı Hızır Bey'e giderek şikayetçi olur.
Yüklü bir tazminat
Hızır Bey Hz. Peygamber'in övgüsüne nail olan Fatih Sultan Mehmet'i şahitlerle huzuruna mahkemeye çağırır.
Fatih, mahkeme salonunda başköşeye oturmak ister, Kadı, “Hasmınla yüzleşmek üzere, mahkeme huzurunda ayakta dur!” der. Sultan ayakta durur...adı Hızır Bey "Sen, Murad oğlu Mehmet! Mahkeme edilmeden bu zatın elini kestirdiğin için kısas olunacaksın! Senin elin de onun ki gibi kesilecek" der. Fatih Sultan Mehmet adaletin icra olunduğunu bildiğinden karara boyun eğer ve sükûnet ile bekleyip ses çıkarmaz. Bu adil karar karşısında hayretler içerisinde kalan Mimar Atik Sinan gözyaşları içerisinde Padişahı affettiğini söyler.
Kadı Hızır Bey de Fatih Sultan Mehmet'in bu durumda mimarı hayatı boyunca besleyecek yüklü bir tazminat vermesine hükmeder. Fatih Sultan Mehmet ömrü boyunca Atik Sinan'a bakar.
Mahkeme çıkışında Fatih Sultan Mehmet, Kadı Hızır Bey'e dönerek “Eğer padişahlığımdan korkup haksız bir karar verseydin billahi kılıcımla kelleni kesecektim" der.
Hızır Bey'de kürsüsünün altında sakladığı topuzu çıkartarak Sultan'a "Hünkarım sizde padişahlığınızdan gururlanıp şeriat mahkemesinin kararını dinlemeseydiniz billahi bu topuzla başınızı ezecektim" der.
Adalet böyle bir şey!
“Devletin dini adalettir “
Verdiği kararla vicdanı karartmayacak da kanatmayacak da!
Herkese lazım …
Sultana da, garibana da, güçlüye de, güçsüze de!
Ve bir haber :
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencilerinin mezuniyet töreninde taşıdıkları Tayyibler Alemi isimli karikatürü Twitter üzerinden paylaşan ve retweet yapan milletvekillerinden şikayetçi oldu. Erdoğan'ın şikayeti sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Bürosu harekete geçti. Çoğunluğu CHP'li 68 milletvekili hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle haklarında dava açılmak istenen milletvekillerinin dokunulmazlıklarıyla ilgili de çalışma başlatıldı. Parlamenter bürosu, vekiller hakkında dokunulmazlıkların kaldırılması için fezleke hazırladı.”
Gönül isterdi ki tebessümle karşılansın bu mizah.
Tahammül edilsin eleştirel espri ve mizaha.
Espri de mizah da zeka ve duruş ister çünkü!
Gönül isterdi ki kendinden olmayanlar, senin gibi düşünmeyenler düşman sayılmasın.
Gönül isterdi ki toplumun adalet duygusu, adalete olan inancı sarsılmasın !
Ve gönül isterdi ki hukuk birine boyun eğdirmek için elde tutulan bir sopa olmasın !
Gönlüne göre değil maalesef.
Bu ülkenin, yerinden oynamış gerçekleri var!
Gülünüp geçilecek şeylere esip gürlemek moda şimdilerde.
Bir bakıyorum da, eski liderlerin iyi canı varmış!
Allah hepsine rahmet eylesin!
Rahmet okutanlara da rahmet okuyanlara da selam olsun.