Hani bir Doçentimiz vardı!
Televizyonda tartışmalara katılan.
Ebubekir Sifil'di adı.
İslami İlimler Fakültesi öğretim üyesiydi !
Katıldığı programlarda görevi icabı yaptığı açıklamalarla irşad ediyordu toplumu bir bakıma!
Hatta bir programda “Deve sidiği şifadır !” diye tutturmuş karşısındaki konuşmacıya kök söktürmüş, televizyonları başındaki seyirciye bu önemli bilgiyi ulaştırmak ve doğrulamak için az uğraşmamıştı!
Sosyal medyayı da aktif olarak kullanan bu doçentimiz, yaşanmakta olan ekonomik kriz ve dövizin yükselişi ile ilgili bir paylaşımda bulunmuş.
Kendisi İslami İlimler Fakültesinde ya! Açıklaması da bu minval üzerine.
Peki ne demiş dolar konusunda hocamız :
"Yaşadığımız, adı konulmuş bir istiklal savaşıdır. Bu savaşta tarafsız kalmak, sessiz kalmak düşmanla işbirliğidir. Elinde dövizi, altını olanların bozdurup TL'ye çevirmesi “farz-ı ayn”dır" demiş!
Şaşırmadım.
Çünkü bu iktidar döneminde, dini ilim tahsil eden veya dini konularda kendisini söz söylemeye yetkin gören bazılarının iktidarın söylemlerine dinden dayanak araması alışkanlık haline geldi !
Hatırlayın!
Referandum döneminde “Evet demek farzdır” diyerek ilmini siyasetin emrine veren koca koca “Prof”ları!
Ama adamlar haklı!
Halk nazarında hala prim yapıyor böyle söylemler!
Böyle yazdık diye “dövizimiz var da bozdurmuyoruz !” gibi de anlaşılmasın.
Dövizim yok. Dolayısıyla da çağrının muhatabı değilim !
Ama, Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı'nın bir televizyon programında söyledikleri aklıma gelmedi değil !
“Ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede. Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halkın ferasetine ben güveniyorum. Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış cahil halk. Türkiye'nin okumuş kesimi profesörden başlayarak geriye doğru en tehlikeli olanlar üniversite mezunları. Olayları en rahat okuyanlar ilkokul mezunları. Üniversite ve sonrası çok vahim.”
Bu sözler, bugün bu noktaya nasıl geldiğimizin ipuçlarını taşıyan önemli sosyolojik tespitler değil mi sizce de ?