Öğle ezanı okunmuş.
Caminin içine girenler var öğle namazını eda etmek için.
Bir de cenaze var namazı kılınacak dışarda.
Bir kısım insanlar da belli ki cenaze namazı için gelmişler ve bahçede bekliyorlar.
Cenaze namazını kılacaklar ve mevtaya son görevlerini yapmak için gelmişler ve namaz için camiye de girmemişler.
Neyse?
Camiden çıkanlar ve bahçede olanlar saf tuttular cenaze namazı için.
Caminin imamı geldi tam cenaze namazını kıldırmaya hazırlanıyordu ki, arka saflardan birinden işaret geldi herhalde. Bekledi bir an. Sonra bir zat-ı muhterem geldi. Hocanın sırtından cübbeyi, başından sarığı aldı. Alelacele giydiği cübbenin ensesine katlanmış yakasını bile düzeltmeden kaptı mikrofonu. Belli ki acelesi vardı.
Cemaat kalabalıktı.
“Cenaze namazını tarif edecek herhalde” diye düşünürken:
“Görüyorum ki, caminin içindeki kadar da dışarıda insan vardı. Namaz için camiye girmeyen. Allah'ın emrini yerine getirmeyen. Hiç olmadı. Burası Foça değil, Karşıyaka değil. Burası Niksar!
Abdestsiz cenaze namazı kılınmaz! Şimdi, aranızda abdesti olmayanlar gitsin abdest alsın “
Demek ki karnı şişmiş.
Hani İzimir'in ilçesi ya saydıkları!
Cemaate ne demek istediğini anlamışsınızdır herhalde!
Cenaze sahiplerine ayıp olmasın diye kendisine bir şey denilmedi o anda.
Yoksa!
Biz, siyasilerin üslubunun çirkinliğini eleştirip duruyoruz ya!
Sonradan öğrendim. Bu sözleri cemaate sarfeden de, müftüymüş! oradaki cemaatin abdestini bozduran.
Sonra kendisiyle aynı zihniyettekilerle bir araya gelip nasıl laf soktuğunu da gerine gerine anlatmıştır belki de !
Orada ayıbını yüzüne vurmadık ama burada bu uyarıyı yapalım istedik.
Ama ya orada cenaze olmasaydı ve bu sözler sair bir vakitte söylenseydi cemaat yine vakarını korur muydu bilemem.
Aman ha!
Din görevlileri daha çok dikkat etmeli ağzından çıkana.
İtibar ve saygınlık erozyonuna katkı sağlamamalı söyledikleriyle.
Ve millete ayar vermekten kaçınmalılar.
Milletin sessizliğini haklı olduklarına da yormasınlar.
Sessizlik de bir yere kadar değil mi?