Başka ülkelerde rastlayamazsınız.
Rüşvetle iş vardır ama yapması gerekeni bir lütufmuş gibi başa kakmak sadece bizim memlekette vardır.
Mesela bir öğretmensiniz, bu görevin karşılığı para alıyorsunuz.
Öğrencinizin velisine :"Çocuğun buraya geldiğinde ona koskoca alfabeyi öğrettim. Okumayı, sayıları birbirine çarpmayı öğrettim" Der misiniz?
Derseniz o velinin size minnettar olması mı lazım?
İnsan gibi muameleden bahsetmiyorum. Bir 'başa kakma'dan söz ediyorum.
Nasıl ki bir lokantaya gittiğimizde yemeği getiren arkadaşın:
"Bak nasıl aç haldeydin ! Ben yemek getirdim de karnın doydu!" demesi tuhaf ve yersiz ise işte öyle.
Karayolları Genel Müdürü'nün bu görev için aldığı bunca maaşı unutup: "Bu yolu senin rahatın için ben yaptırdım. Bak senin için nasıl çalışıyorum." Demesi gibi.
Veya görevi zaten şehrin altyapısıyla, yoluyla, suyuyla, peyzajıyla ilgilenmek olan belediye başkanı:
“Yolunuzu yaptık. Bakın kaldırımları yaptık. Suyunuz akıyor. Kanalizasyonunuzla ilgilendik. Bakın çiçek bile diktik!” dermi?
Derse minnet mi duymak lazım?
“Ben bunları yapacağım !” diye göreve gelen biri, bunları bir lütufmuş gibi sunarsa, başa kakarsa, vatandaşa düşen görev nedir o zaman?
Üreticiye destek olmuş mu?
İstihdama yönelik yatırım yapacaklara imkanlar sunup, bu beldeyi yeniden cazibe merkezi yapmaya yönelik adımlar atmış mı ?
Artması gerekirken, sürekli azalan nüfusu burada tutabilmek için ne gibi çözümler üretmiş?
Bunlar sorulur. Sorulması lazım.
Sorulmuyorsa şayet problemi başka yerde aramaya gerek yok!
Çözüme katkı sağlamayanlar, sorunun bir parçası olurlar.