Kimileri gözü açıkken görmez! Onun göremediğini, gönlüyle görenler vardır.
Derler ki eğer bir duyunuz eksikse diğer duyularınız güçlenir.
Gözünüzle kokulmaya ya da burnunuzla görmeye alışırsınız.
Bu minvalde bir hikaye.
Katıldığım bir Toplam Kalite Yönetimi seminerinde, gösterilen bir Power Point sunusundan alıntı yapacağım. Sunumun hikaye metni şöyleydi:
“Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
“Buraların yabancısıyım” demiş.
“Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.”
Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
“Ben de buraya ilk defa geliyorum” demiş.
“Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.”
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.
“Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz?“ diye gülümsemiş çocuk.
“Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.”
“İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne
malûm ?”
“Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez,” diye atılmış çocuk.
“Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.”
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde farketmiş çocuğun kör olduğunu.
Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini farkettiğini. Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:
“Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim,” demiş, “Görmeyi o kadar çok özledim ki. Sizinkiler sağlam öyle değil mi?”
Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:
“Artık emin değilim” demiş. “Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür.”
Gösterdim... gördü anlamına gelmez
Söyledim... duydu anlamına gelmez
Duydu... doğru anladı anlamına gelmez
Anladı... hak verdi anlamına gelmez
Hak verdi... inandı anlamına gelmez
İnandı... uyguladı anlamına gelmez
Uyguladı... sürdürecek anlamına gelmez...”
Sizce de öyle değil mi?