Evet her şey kişisel bekanın korunması için iktidarın devamı içindir.
Birlikteliklere, ittifaklara böyle bakmak lazım.
Birgün, gerektiği için biriyle, öbür gün şartlar icabı başka biriyle birlikte olmanın bir adı olmalı!
Aldatıldığını, kandırıldığını söyleyip ertesi gün başkasıyla birlikte poz vermenin başka ne sebebi olabilir ki?
Hayatı bu seviyede devam ettirmek için ,kendisine bu yolda sağlayacağı avantajları düşünerek katlanır sevmese de dün yanına bile yaklaştırmadığına! Ağız dolusu hakaretler ettiğinin elini tutar bakmışsın ki!
Aslında kandırılan falan kendisi değildir elbette. Millettir kandırılan. Onların kandırıldığına inanarak! Hoş millet de kandırılmaya teşnedir zaten. Bir rahatsızlık duymamaktadır. Yeter ki platonik aşkları kendisini terketmesin, yalan da olsa güzel sözler söylemeye devam etsin!
Evet kişisel beka'nın devamı için kiminle birlikte olunacaksa olunur. Kiminle görüntü verilecekse verilir! İsterse geçmişte kanlı bıçaklı olup yüz verilmemiş olunsa bile!
Geçmişte kandıranların kimler olduğunu gördükten sonra bugünkü birlikteliklerin, kandırılma noktasını şimdilik bilemeyiz! Ama yaşananlara bakılınca olabilecekleri de az çok tahmin edebiliyoruz. Kimbilir belki biz yanılırız! Birbirlerinin yaptıklarını görmezden gelerek belki de birlikteliklerini devam ettirebilirler! Ama yine kandırılan millet olur.
Bu minval üzere, 5 Eylül 2018 tarihli Yeniçağ Gazetesi'nde Murat İde'nin “Fotoğrafta Bozkurt, ittifakta ayı! Yazısından alıntılar yapacağım.
“Bakmayın Kırgızistan'daki pozlara..
Dün 'Eşref-i mahlukla dolaşıyorum' diyerek, Bozkurt'a 'hayvan' göndermesi yapıyor, bugün, Bozkurt'ların Başbuğu Alparslan Türkeş'i anan, "Bütün Dünya kurban olsun, Türk'ün Başbuğ Türkeş'ine" dizelerini alkışlıyor..
Tüyleri diken diken olmuşlar var, görüyorum.. Ama dün de Şivan'ı alkışlıyordu o eller..
Ne var yani, doğrusu bu işte" diyenleri duyar gibiyim..
İşin aslı öyle değil..
Masaya hiçbir resmi sıfatı olmayan Bilal'i oturtabilen gayriciddilik, "Milliyetçi" görünen manevraları hep ihtiyaç halinde yapıyor..
Değilse, 'Çözüm Süreci'nin Türk aleyhtarı duruşu bir vahiyle değişmedi..
Aslında tek sebep var, 'Şahsi Beka' riske girdiğinde, ittifak da, müttefik de dakkada değişiyor..
**
Nitekim bakın 16 yıllık iktidara, sayın müttefikleri;
-AB beslemesi kaypak liberaller..
-Yetmez ama evet tuzağına düşen sosyalistler..
-Serok apo deyip, bağımsız kürdistan(!) ilan eden HDP'liler..
-Bütün bu sürede akıl hocası ve 15 Temmuz alçaklığının müsebbibi F-Tipliler..
Bir siyaset düşünün ki, icabı halinde herkesle kol kola girebiliyor..
Aklı başında biri, bugün ihtiyaç duyduğu için koluna girse, samimiyetine inanabilir mi?
Söylemek zorundayım; Aldananlar var..
"Bugün niye bunları yapıyor?" demiyorum..
Diyorum ki;
-Bunları inandığı için, şart olduğu için değil, şahsi bekası gerektirdiği için yapıyor..
Bir yanım "Buna da şükür" derken, diğer yanım, "Bu noktadan dönüş ağır fatura çıkaracak" diyor..
Çünkü biliyorum ki, eninde sonunda bitecek..
yılda 80 farklı yönden esen rüzgara kapılmış bir savrulmanın ve tüm ittifaklarını dağıtmış bir hesapçılığın, yarın andaki müttefikini nasıl hançerleyeceğini beklemekten başka çare yok..
**
Elbette faydacı davranmayı gerektiren anlar, durumlar, pozisyonlar olabilir.. Ama burada gerekçe KUT'saldır; Millî menfaat.. Yani 'Kişisel beka hesapları' değil..
Ancak pozisyonunu, ittifakını, müttefikini hep 'Şahsi saltanat, güç, iktidar' hesapları belirliyor..
**
O yüzden değil mi;
Dış politika stratejisinde AB'yi hedefledikleri ilk yıllarda müttefikleri, 'Entelektüel ve diplomatik' cehaletlerini-eksiklerini tamamlayan kıvrak liberallerdi..
O yüzden değil mi;
İnsan hakları edebiyatına sağlam yatırım yapan AB'ye şirin görünmek için, bugün gaz sıktıkları Cumartesi Anneleri'ni Dolmabahçe'de ağırlayarak, sosyalistlere şirin görünme çabaları.. (Gerçi orada anneden çok baba vardı.)
O yüzden değil mi;
Bugün Aytmatov'un önünde poz verirken, dün "Habur'da güzel şeyler oluyor" diyerek, Dolmabahçe'de mutabık kalarak, bölücü siyasetle ittifakları..
Bugün 'Bozkurt' önünde poz verirken, dün, İngiliz uşağı Şeyh Sait'in adının Diyarbakır'da bir meydana verilmesine sessiz kalan ittifakları..
O yüzden değil mi;
Bugün terörist dediği F tipinin lideri için, 12 yıl boyunca "Hasret bitsin, dön" çağrıları yaptığı, "Ne istediler de vermedik" diyebildiği fetö ittifakı..
**
Bugün olanlara ya da bugünkü duruşa "Neden?" demiyorum..
Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı'nı, Aytmatov'un kabri başında, kardeş ülke liderleri ile 'Bozkurt' önünde görmeye itirazım olabilir mi?
Dünyanın geldiği noktada, Türk Milleti'nin öncelikli stratejik hedefinin, kimilerinin rüya olarak yorumladığı 'Turan' gerçeği olduğu ortadayken, ben buna itiraz edebilir miyim?
Gelin görün ki, bu işte de bir tuhaflık var..
Aytmatov ve Bozkurt önünde poz verirken, yeni müttefiki Rusya.. Yani, 1922'den bu yana "Türklüğü ezen" Sovyet aklının yetiştirmesi..
Küçük resimde "Türk" pozları verirken, büyük resimdeki müttefikin Stalin aklının bakiyesi Rusya olması hiç mi kafamı karıştırmasın..
Bir dostumun tanımıyla 'Av-Rusyacılık' ne zamandan beri 'Millî' çizgi oldu?
**
Bakın Stalin dedim.. 1922'de iktidara gelen bu arkadaşın hayatı ve politikaları hep ne üzerine kurulu; Türklüğü ezmek..
Bir avuç Rus'un yaşadığı koca coğrafyayı Rus emperyalizmine hizmet ettirmek.. Ki coğrafya büyük oranda Türk coğrafyası..
Türk Milleti, 1922'de Anadolu'da, dünyanın ilk anti-emperyalist Kurtuluş Savaşı'nı zaferle taçlandırırken, aynı yıl, büyük Turan coğrafyasında devreye giren bir el, Stalin maşasıyla, Türk Milleti'nin üzerine Rus emperyalizmini çöktürmüş..
Ne tesadüf değil mi?
Tıpkı, Sovyetler dağılmadan 2 yıl önce, Türk dünyasıyla Türkiye'nin arasına hançer gibi saplanan Karabağ işgalinin zamanlamasındaki gibi..
Bunların beslendiği dergahın bir başka ismi de, Azerbaycanlı Türk'lere bomba yağarken, "Onlar Şii" diyebilecek kadar lakayttı.. Damar aynı damar, taaa Osmanlı'da Mısır'dan getirilen sözde ulemalar..
O lafı eden de oradan besleniyordu, bunlar da..
Nitekim, Aytmatov ve Bozkurt önünde fotoğraf verirken, beri yanda Türk Milliyetçisi Cevadbeyli'yi İran'a iade etmek üzere kampa kapatan da bunlar..
**
Demem o ki, Kırgızistan'daki fotoğraflara bakınca, hem hoşuma gidiyor, hem de bu tarihsel derinlik ve donanımdan yoksunluğa dertleniyorum..
Masaya oğlu Bilal'i oturtabilecek kadar gayriciddi duruşun, Türk dünyasıyla buluşurken, müttefikinin de Rusya olmasına şaşırmıyorum nedense..
Çünkü iktidarı boyunca hep yaşadı bu karmaşayı.. "İcapçı siyaset" böyle bir şey demek ki..”