Son yıllarda Arapça isimler moda oldu! İslam'da rol model olan isimlerin konulmasını kastetmiyorum elbette ki.
Anne-babasının koyduğu güzel Türkçe isimleri Arap kültüründen alıntı isimlerle değiştirenler de var. Bu yolla toplumda ismiyle statü kazananlar var ! Niksar'da şu an bilinen isimleri ebeveynlerinin koyduğu isimler olmayan tanıdıklarım var!
İsimlerini değiştirme gereğini niçin duydular? Sebebini kendileri bilir elbette! Ama içinde bulundukları sosyal çevreye uygun olmadığını düşünmüş olabilirler!
Yoksa durup dururken İlknur'u Sümeyye yapsınlar! Şenel'i ya da Güngör'ü Zübeyir olarak niye değiştirsinler?
Bir ilimizin Müftü Yardımcısı konuyla alakalı olarak şöyle demişti :
“Peygamber Efendimizin, “Çocuklarınıza güzel isimler koyunuz” hadisi şerifinden hareketle doğan çocuklara güzel isimler konulması lazımdır. Kur'an-ı Kerim'de isim koyma ile ilgili herhangi bir ayet bulunmuyor. İnsanların çocuklarına koyacağı isimlerle ilgili bir yönlendirme olmaz. İslam alimleri güzel isim anlamında çeşitli rivayetler ortaya koymuştur. İsim konusunda şu hususa dikkat edilmelidir. 'Kur'an-ı Kerim'de geçen isimleri evladımıza koyalım' diyen vatandaşlarımızın görüşleri sağlam bir görüş değildir. Anne ve babalar evlatlarına Kur'an'ın dışında da çocuklarına isim koyabilir. Bu kanaate Peygamber Efendimizin çocuklarına koyduğu isimler, çevresine koyduğu isimler, sahabe efendilerimizin isimlerine bakıldığında, şu kanıya varıyoruz. Toplumda, mahallede, o il ve bölge tarafından yadırganmayan, birileri tarafından tuhaf karşılanmayan her şey isim olarak konulmuştur.
Verilecek isimlerin çevre tarafından yadırganmaması gerekir. Doğa, tabiata ait isimler sahabe efendilerimizin çocuklarına isim olarak konulmuştur. Örneğin, ağaç ve gül isimleri Peygamber Efendimizin zamanında da kullanılmıştır. Şimdi de kullanılmasının bir mahsuru yoktur. Kur'an-ı Kerim'de geçen her kelime çocuklara isim olarak konulamaz. Kur'an da isim olmayan kelimeler mevcuttur. Örneğin, Aleyna vb. kelimeler çocuklara isim olarak konulmamalıdır. Kültürümüzde, çevremizde, toplum tarafından yadırganmayan isimler çocuklara verilebilir”
Arapların cahiliyye dönemindeki isimleri neyse o isimleri İslam ile müşerref olduktan sonra da aynen kullanmaya ve çocuklarına vermeye devam etmişlerdir.
Elhamdülillah Müslümanız. Türk'üz. Türk kültüründen isimler koymayı dine aykırı görenler var elbette içimizde !
Buraya bir yazıdan alıntı yapacağım. Yazıda geçen isimlerden peşin peşin özür diliyorum. Benim fikrim ,benim düşüncem değil. Tezatları göstermek açısından alıntı yapacağım.
“Meselâ, bizim milletimiz, Müslümanlığı seçtikten sonra bu işte daha hassas davranmış, dinî hassasiyetin dumura uğratıldığı Cumhuriyetten sonra ise, bu işin üzerinde o kadar hassasiyetle durulmamıştır. İşte o yanlış kullanılan isimlerin ekserisi de bu dönemde koyulup, kullanılmıştır.
Peygamberimiz (asm), sahabelerin, daha önceden koyulmuş ve yanlış manâlara gelen birçoğunun ismini de, zamanla değiştirmiştir. Zamanımızda bunu Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinde de görüyoruz. O da, neslinden geldiği Peygamberi (asm) gibi, yanına gelip talebeliğine intisab eden birçok kimsenin ismini değiştirmiştir. “Ziver” ismini “Zübeyir”, “Özer”'i “Üzeyir”, “Erdoğan”'ı “Rıdvan” yaptığı gibi...Milletimizce de, genellikle bu isimler hep en iyi şekilde kullanılagelmiştir. Çocuklara diğer peygamberlerin isimleri konulduğu gibi, bizim Peygamberimizin (asm) ismi de konulmuştur. Fakat Osmanlı, burada da hassas davranarak Peygamberimizin (asm) sembolleşmiş ismi olan “Muhammed”i, aynı mânâya gelen “Mehmed“ olarak kullanıp, hürmeten, “Muhammed” isminin sadece ona has olmasını istemiştir. Diğer isimleri olan, Mustafa, Mahmud, Ahmed'i ise, aynen kullanagelmiştir. Ve bunlar, hâlâ da, milletimiz tarafından kullanılan en güzel isimlerdendir.
Tabi, bazı yerlerde, anne baba veya büyüklere de danışılır bu isim hususunda. Onlar da, bazen isabetli, bazen de isabetsiz isim koyabilmektedir. Anadolu'da yapılan yanlışlardan biri de, adamın çocuğu oluyor, fakat yaşamıyor ölüyor. Artık yaşasın diye, çocuklarına, “Dursun, Durmuş” gibi isimler koyuluyor.
Öte yandan, manâsız veya saçma-sapan isimler de çok. Tabiî biz, bu isimlerde olanları rencide etmek için söylemiyoruz bunları. Ama bir gerçeğin teslim edilmesi açısından da doğruları ifade etmemiz lâzım.
Eski asırlarda Müslümanların canına okumuş “Cengiz, Hülâgu” gibi zalimlerin isimlerini de koyan var.
Bir de, bilerek veya bilmeyerek yabancıların isimlerini koyan var ki, bu da Müslüman için üzülecek bir şey. Tek partinin zulüm zamanındaki ceberut nüfus memurlarının işgüzarlığı ile birçok ismin mânâsı bozularak, güya Türkçe ses uyumuna uygun olsun diye değiştirilmişlerdir. “Abdullah”, “Aptullah” yazılmış. Yine sonunda din takısı alan birçok isim de manâsı bozularak kullanılmış. “Dinin kılıcı” manâsına gelen “Seyfeddin”i “Seyfettin” yapmışlar. Sanki “incirin kılıcı” der gibi!
Enteresan şeylerden biri de, dört büyük melekten üçünün ismi konulup, bir tek Azrail'in (as) ismi konulmamış. Her halde ölümden ürküldüğünden olsa gerek...”( Osman ZENGİN-20 Ocak 2013, -Yeni Asya Gazetesi)
Şimdi de Mevlüt Uluğtekin Yılmaz'ın 16 yaşındaki torununun konuyla ilgili yazdıklarına bir göz atalım.Kendisi, makalelerini vakit buldukça üyesi olduğu Türkçenin Diriliş Hareketi Derneği'nde yayınlıyormuş.
Bu isimler konusunda yazdığı yazıyı dedesine okutunca dedesi neden yazdığını sorunca bakın ne cevap vermiş:
"Bizler Türk ulusuyuz. Hiçbir Arap kendi çocuğuna Türk adı koymuyor. Bizim ulusumuz inanç konusunda hassas olduğundan çocuklarına Arap adı koymasını bir cahillik olarak nitelendiremesem de onların saflığına ve temizliğine veriyorum. Ancak bu böyle gidemez. Onları uyarmalıyız"
Peki yazı neymiş? İşte yazısı:
"Genç beyinleri adeta körleştiren ufuklarını sınırlandıran cemaatler, Cennet, Cehennem ve yasakları anlatmaktan ileri gitmeyen lafta Hocalar (!) ufuklarımızı ne kadar açabilir?
Dinle beyni yıkanan ve sorgulamaktan korkutulan bir toplumun akılsız iman ve düşüncesiz bir din anlayışının bizi uçuruma götüreceği gerçeği anlamaması en acı olaydır.
Bu yazıda ulusumuzun çocuklarına Arapça isimler koymasının nedenlerini sorgulayacağız.
Öncelikle size dedemle birlikte yaşadığımız bir anımı anlatmak isterim:
Ankara'da bir hastanedeyiz. Yeni doğmuş bir bebekle annesi sıra beklediğimiz doktorun odasına doğru yaklaştı ve beklemeye başladı. Annesine adını sorduk ve bebeğin isminin "Hımar" olduğunu öğrendik. Adını kimin koyduğunu sorunca da yanıt olarak "Köyün imamı" cevabını aldık. Anlamını bilip bilmediğini de sorduk tabii... Verdiği cevap; "Kuran'da geçiyormuş anlamını bilmiyorum ama mübarek isimmiş." oldu. Hımar, Arapça'da 'eşek' anlamına geliyordu oysa... Anlamını söyledik inanmak istemedi. İkna edene kadar öldük... Uzun çabalar sonucunda kadını ikna ettik. Çocuğunun ismini değiştireceğini söyledi. Sevindik tabii...
Sevgili Okuyucu,
Araplar putperestlik adlarını hiçbir zaman değiştirmediler. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in değiştirdiği isimler inancımız İslam'da kötü anlama gelen "Asi" yani isyankâr ya da "Cemre" yani ateş gibi adlardır.
Abdullah, Abdulkadir, Ebubekir, Fatıma, Ayşe, Emine gibi isimler Araplar tarafından kullanılmaktaydı ve inancımız İslam'dan önce de vardı. Yani o isimler önceden putperestlik adlarıydı. Dinimiz İslam inince böyle algılanır oldu.
Sevgili Okuyucu,
Bana bir Arap gösterin ki çocuğuna Türk adı koymuş olsun. Onlar "Türkler Müslümandır onların adını çocuklarımıza koyalım" demiyorlar. Ancak maalesef biz diyoruz. Onların adını kutsal sayıyoruz. Bunun yanlış olduğunu algılamamız gerekiyor.
Çocuklarımıza Arapça isimler koyarak ne biz ne de evlatlarımız daha iyi Müslüman olamaz. Müslümanlık adla değil, yürekle olunur!
Bunu yaparak daha iyi Müslüman olmadığımız gibi olacağımız tek şey Arap kültürüne asimile olmaktır! İsimlerin dini olmaz, milliyeti olur. Kimliğimizi, kültürümüzü korumak için çocuklarımıza Türkçe isimler koyalım."
Tabii ki herkes aynı ismi koysun demiyoruz. Ama kendi kültürümüzü de isimlerle yaşatalım.
Sultan Mehmed'e Fatih, Sultan Selim'e Yavuz'u veren bu kültürdür.
Alparslan'ı, Alp'i, Alperen'i, Kürşat'ı Arap kültüründe bulamayız.
Bizim, Amine'yi Emine yapan bir kültürümüz var.