Haber başlığı ya da anonsu şöyle:
“Başörtülü kadına saldırı!”
“Başörtülü genç kıza saldırı!”
“Başörtülü hamile kadına çirkin saldırı!”
Saldırıya uğrayanın kadın olması değil önemli olan!
Genç bir kız olması da önemli değil!
Hatta hamile olması bile önemli değil!
Ya nedir önemli olan?
Başındaki örtü müdür?
O kadının ya da genç kızın başı açık olsa, haber başlığı böyle mi olurdu ?
Yani saldırıya uğrayanın kadın veya genç kız olması kesmiyor mu bizi?
Bu tip haberleştirmeler, başı açıklara saldırıyı meşru görenleri cesaretlendirmez mi?
Hemen belirteyim de yanlış anlamaların önünü keseyim peşinen.
Şiddetin her türlüsüne hele kadına yapılanına karşıyım.
Burada bir çifte standarda dikkat çekmeye çalışıyorum.
Mesela geçenlerde, Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde, Kartepe ile İzmit Umuttepe arasında sefer yapan belediye halk otobüsünde başına gelen bir olayı, üniversite öğrencisi bir genç kız sosyal medya hesabında paylaşmış:
"Bugün Kocaeli-İzmit saat 13.45'te 255 nolu otobüste yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Sınavıma gitmek için otobüse bindim. Videodaki beyefendinin yan koltuğu boştu ve ben otobüse bindiğimde çantasını koyarak engelledi. Ayakta bekledim. Bir süre sonra karşısındaki koltuk boşaldı ve oturdum. Beyefendi bana doğru 'Senin değerli bir hazinen olsa saklamaz mıydın? Karşımda oturma kalk, gözüm sana kayıyor' dedi. Şok oldum ve bana ne cüretle bunu söylediğini sordum. Ve bunları sadece giyinişimden dolayı duydum. 'Allah bunları yasakladı. Karşımda oturma' dedi. Sinirlenerek yerimi değiştirdim ve ona rağmen susmayıp beni aşağılamaya devam etti.
Çevresindeki kişilere beni göstererek, 'Bu kız ne kadar doğru? Gözüm ona kayıyor' gibi cümlelerine devam etti. Ben dayanamayıp, 'Ailem bile bana karışmazken siz nasıl karışıyorsunuz' dedim. Ve bunun üzerine, 'Ailenden de senden de hayır gelmez o zaman' dedi. Daha sonra şoför yolda durdu. Bana 'Sus artık. Adam sana bir şey demedi. Yolcuları rahatsız etme. Kimse seni duymak zorunda değil' dedi. Adam da şoför beye teşekkür etti. Otobüsün plakasını aldım ve şoförü şikayet ettim. Fakat bu saygısız adama dair otobüse bindiği saat ve indiği yer hakkında başka bilgim olmadığı için bu yolla bulup, şikayet etmek istiyorum. Gündüz vakti herkesin önünde sözle tacize uğradım. Ve asla susup oturmayacağım. Hiçbir kadın böyle adamlar yüzünden korkarak yaşamak zorunda değil. Onlar kendilerinde bu hakkı buluyorlarsa ben de o hadsizler ceza alana kadar bu yaşadığımın arkasındayım."
Gözüne sahip olamıyormuş adam!
Gözü kayıyormuş milletin orasına burasına!
Kimsenin kılığı kıyafeti seni ilgilendirmez denilmesi gerekirken ona arka çıkan ve de suçluyu teşhis eden sürücüye ne demeli?
Benzer olaylarla son dönemlerde sıkça karşılaşıyor olmamızın altında acaba bu kendine göre kişisel ahlak zabıtalığına soyunmanın prim yapacağını zannetmenin bir katkısı olduğunu sanıyorum.
Çünkü “Kabataş yalanı” örneği yaşanmıştı!
Tersinden durumlarda da aynı kanaati taşıyorum.
Mağdurun başının açık veya kapalı olması kanaatimi değiştirmez!
Aynı zamanda saldırganın da siyasi tercihi ve dünya görüşünün değiştirmeyeceği gibi!
Mesela, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç'un, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin'in kürsüde konuşmasına müsaade etmeyerek:
"Ulan, böyle bir Grup Başkan Vekilliği olmaz" diyerek, "Lütfen, bu kadına haddini bildirin Sayın Başkan" diye bağırması bir çirkinliktir.
Bu talihsiz olay hakkında, AKP milletvekilleri adına şu açıklamayı yapan Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız'ın şu sözlerine katılmamak mümkün mü ?
Türkiye'de insanların hayat tarzlarının, kılık ve kıyafetlerinin, ne yapıp yapmayacaklarının tamamen kendilerine, fikirlerine, inançlarına, dünya görüşlerine ait bir konu olduğunu, onların nasıl davranacakları, ne giyip giymeyecekleri tamamen kendi takdirleri olduğunu belirten Yıldız, "Başkalarının çeşitli kılıklar altında bir otoriteye atıf yaparak insanların ne yapacaklarına karar verme hakkını kendilerinde görmeleri, bu doğrultuda ısrar etmeleri, kendilerini hakikatin otoriteyle teçhiz edilmiş adresi olarak görmeleri, buna uymayan görüntüler karşısında hezeyana kapılarak had bildirmeye kalkışmaları asla kabul edilemez." Demiş.