Evet yine içinde futbol-futbolcu, kulüp ve taraftar geçen bir yazı bu.
Ama burada geçen futbolcu aslında futbolcu değildir!
Taraftar, aslında taraftar değildir!
Kulüp de aslında kulüp değildir!
Aslında kontrat da bir nevi ittifaktır!
İyi futbolcuydu!
Tamam oynadığı takıma şampiyonluk yaşatamamıştı ama, seyircinin maça gelmesini sağlayacak gösterişli hareketleri de o yapardı hep. Yani geçmişi parlak bir oyuncuydu.
Bu adamı transfer edip şampiyonluğa oynayan takımlarına seyircinin tam desteğini de arkalarında görmek istiyorlardı kulüp yöneticileri. Özel seyircisi bile vardı adamın!
Aslında kulüp yöneticilerinin aklından geçiyordu ama henüz düşünme aşamasındaydılar.
Tam da o sırada oynadığı takımın küme düşeceğini anlayan bu gösterişli futbolcu “Ben sizin takımda oynamak istiyorum. Sizin şampiyon olmanızı istiyorum !” demez mi ?
Ne de olsa aynı şehrin iki takımıydılar! ”Bu futbolcuyu alırsak şehrin tüm taraftarını tribünlere çekeriz!” diye düşündüler.
Futbolcunun dikte ettirdiği şartları kabul edip kontratı onun istediği gibi yaptılar!
Sezon açıldı.
Kulüp yöneticileri hem şaşkın hem de kızgın!
Sebep?
Taraftar desteğini alacağız diye kontrat imzaladıkları bu futbolcu yeni, taraftar kazandırmadığı gibi ona zaten kızgın olan eski taraftarlarını da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar!
Futbolcu mu ne yapıyor?
Antrenmanlarda birkaç gösteri sadece!
Sahada yok!
Niye çalışsın ki ?
Yapmış kontratı koymuş cebine!
Çalışsa da kazanıyor! Çalışmasa da!
Tek çare bu futbolcunun da içinde bulunduğu takımla birkaç gösteri maçı yapıp hiç değilse biraz para kazanmak !
Bu futbolcu geldi diye tribüne gelmeyenleri kazanmak lazımdı!
Kulüp sözcüsü açıklama yaptı! Tribünlere tekrar gelmeleri halinde onlara sağlanacak imkanları açıkladı!
Bilet parası bile almayacaklardı! Yeterki onlar tribünlere geri dönsün, şampiyonluğa yürüyen bu takıma destek olsunlardı!
Stadın koltuklarını söküp sahaya bile atsalar razıydılar. Daha önce de stadı yakmış yıkmışlar sonra da beraber oturup maç seyretmişlerdi.
Stadın koltuğu ne ki? Yeter ki şampiyon olunsun!
Tam aklım böylesine futbolla meşgulken televizyonda konuşan adamın sesi dikkatimi çekti. Özelliği olan bir sesti ama söyledikleri daha da dikkatimi çekmişti;
“Seçimlerden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın kürtler konusunda o bölge insanını rahatlatacak bir takım girişimlerde bulunacağına inanıyorlar "
Yani Yeni Çözüm Süreci olabilir! Bunun Türkçesi bu! Gerçi konuşanın İngilizcesi de ileri düzeyde!
Söyleyen kişi sıradan biri değil! Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İlnur Çevik !
Yani taraftarı trübüne çekme taktiği!
Taraftarın tribüne gelmek için şartı da tek gösterdikleri o futbolcunun kadro dışı bırakılması olmasın!
Rakamlarla oynamayı seven o futbolcuyu tahmin etmişsinizdir artık!