Hani sahip çıkılmadık, herkesin aklına estiği gibi davrandığı, girenin çıkanın belli olmadığı, sahibinin yani sorumlusunun bile ilgilenmediği yerler için kullanılır.
Kafasına göre takılan kuralsızlara sorulur: ”Burasını Kel Ali'nin bağı mı zannettin?” diye. Ya da ortaya söylenir:
“Bura da Kel Ali'nin bağına döndü!” diye.
Söz, Gaziantep kaynaklı imiş.
Kilis Postası'nda yazan Muhittin Beşe anlatıyor, o yörenin şivesiyle:
“Eskiden karasaban ile beygir veya katırlan çift sürerlerdi. Kel Ali rahmetlik de çiftçilik yapardı. Ekmeğini milletin tarlasını bağını zeytinini sürerek tımarını yaparak kazanırdı.
Şartlar ağır geçim zordu, rahmetlik çalışkandı. O gelir “benim tarlamı sür”, öteki gelir “sabah zeytine gidicik” derdi. Günleri koşuşturmakla geçerdi. Bir gün çocukları mehrim kalmasın deyi 150-200 tiyek bir bağ alır, milletin işine koşuşturmaktan bir türlü kendi işine gidemez bağını süremez. Karar verir. “Sabah kendi bağıma gidicim” der akşam eve kıramayacağı biri gelir: Sabah zeytine gidek Ali Emmi” der o da kabul eder. “Birkaç gün sonra kendiminkine giderim” der. İşlerin çokluğundan, koşuşturmaktan, bağının budamını yapamadığı, süremediği gibi bir türlü otunu da alamaz kimseyi de kıramaz milletin işini yapmaktan bir türlü kendi işini yapamaz. Kel Ali'nin bağının tiyekleri ottan tikenden gözükemez durumdadır. Bağ ottan içine girilemez hal almıştır. Bağın dalları zeytin fidelerine sarılmış ot tiken bir birine karışmıştır. Millet mantaradan geçerken otlu bağı görünce Kel Ali'nin bağı derler. O günden beri millet nerede bir otlu bakımsız bir bağ görse veya karışık bir şey görse “Kel Ali'nin bağına dönmüş “derler.”
İfadeler yöre şivesi. Ben dokunmadım.
Ben, Kel Ali'nin Bağı'nı bilmem. Ne yanından geçtim, ne içine girdim! Görmedim.
Niye anlattık?
Etrafta, kuralsız, destursuz, saygısız, sevgisiz, ardını güce yaslayan bir pervasızlıkla ve hoyratça davrananları görünce kendimi bir an Kel Ali'nin bağında zannettim de ondan!
Bağa sahip çıkması gereken de bütün bağların kendinin olduğunu sanarak oralı olmuyor olan bitene!
Yiyen yesin!
Götüren götürsün!
Sahipsiz gibi!
Nasıl olsa soracak olan da yok!
Belki o da bir başka bağdan götürmekle meşgul!
Bu bağın kendine ait olduğu Kel Ali'nin aklına gelmedikçe bunun sonu da yok gibi!
Kısaca, ülke 23 yılda Kel Ali'nin bağından da beter hale geldi..