Kendisi, Dolmabahçe Mutabakatı'nın mimarlarından!
Hani şu malum “çözüm süreci”nin yani Açılım Süreci'nin ateşli savunucusu ve bu konuda gayret sarfedenlerden!
AKP-HDP ortak mutabakata varmışlardı da Doğu ve Güneydoğu'da özerklikler ilan edilip, hendekler kazınmaya başlamıştı.
Sonrası?
Sonra onların bu yanlışın bedelini Türk Milleti'nin çocukları canlarıyla ödedi.
“Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir !” demişler ya.
İşte bu “açılımcı” ve de “çözülümcü”, eski bakan Yalçın Akdoğan, siyaset ve ahlak ilişkisi hakkında ne demiş:
“Siyasi hareketlerin uzun soluklu bir başarı ortaya koyabilmesi, siyasi ahlaka ve değerlere dayanan bir çizgide yol yürüyebilmesiyle mümkündür.
Ahlak olmadan adalet, adalet olmadan siyaset mefkûresi olmaz. Ahlaklılık sadece siyasetin bireylere dönük yüzünü oluşturmaz, örgütsel ve kurumsal boyutlarda bir karşılık bularak gerçekleşebilir."
Doğru tespit.
Altına imzamı atarım.
Açılım sürecindeki tutumuna şiddetle karşı çıkmıştım. Ama bu sözlerin altına imzamı atarım.
Doğrudur.
Siyasetin bir yüzü ferdin ahlakına bakar. İçinde bulunulan yapı, bu; parti, örgüt, tarikat, cemaat, vakıf, dernek, Sivil Toplum Kuruluşu vs. olabilir. Ahlakın, kurumsal anlamda karşılığı yoksa ferdin ahlakı da kaybolup gider bu hengamede!
Belediyede çalışıyorsunuz. Ekibin bir parçasısınız. Kimse ahlakınıza ve dürüstlüğünüze laf edemez.
Belediyeyi Sayıştay denetliyor ve yapılan usulsüzlük ve yolsuzlukları rapor ediyor denetçi!
Gereği yapılmalı!
Yapılıyor da zaten.
Denetçi görevden alınıyor!
Sizin fert olarak dürüst olmanız yetti mi yolsuzluğun üzerine gidilmesine?
Hayır!
Neden?
Ahlakın örgütsel ve kurumsal karşılığı yok da ondan!
Sizin dürüst ve ahlaklı olmanız:
Yetimin hakkına el uzatılmasına,
Haram-Helal gözetilmemesine,
Haksız mal edinmek için rüşvet alınıp verilmesine,
Allah'ın adı kullanılarak kamu malının zimmete geçirilmesine,
İşi ehline vermek yerine torpil yapılmasına,
Ve israfa,
Ve gösterişe,
Ve kibire,
Ve haksızlığa,
Engel olabildi mi?
Sırtında, cehenneme odun taşımak bu değilse nedir?