Herkese dokunulabilir
Herkes dokunulabilir olmalıdır!
İşine gelmeyeni söylüyor diye kimse susturulmaya çalışılmamalıdır!
Hem de devlet ve de hukuk kullanılarak susturulmamalıdır.
Çünkü hem hukuk hem de devlet ifade hürriyeti için vardır!
Suç varsa hukuk devreye girmeli ama suç da uydurulmamalıdır.
Suç iddia edenler iddiasını ispatlamakla mükelleftir. İftira atılıp, ”suçsuzluğunun ispatı” istenmemelidir!
“Kimler, korku ikliminden ve umutsuzluktan beslenir?”
Bu sorunun cevabı tarihtedir. Oraya bakarak anlaşılır. Hiç bir şey, sonsuza kadar karanlıkta kalmaz.
Belki korku ikliminin hakim olduğu yerlerde, bir süreliğine bazı şeylerin üstü
örtülebilir!
Ama o bile bir yere kadardır.
Birilerini şeytanlaştırarak, birilerini düşmanlaştırarak, bahsettiğimiz korku iklimini devam ettirmek isteyenler çıkacaktır mutlaka!
Ötekiştirerek bir tarafı bloke edenler, istediğini elde ederse bu yöntemi hep kullanmaya devam edeceklerdir.
Kutuplaşmadan medet umanlar, arkasında toplananları bir arada tutma adına, karşılarında yer tutanlara hakaretler yağdırıp, düşman gibi göstermekle, taraftarlarının kafasında oluşabilecek muhtemel soru işaretlerini de ortadan kaldırmak ister elbette!
Zor zamanlardır o zamanlar!
Bazen, bu korku dağlarının aşılmaz olduğu, yıkılmayacağı düşüncesi oluşur zihinlerde.
Aslında yıkılmaz denilen o yüksek korku dağlarını aşmak ya da yıkmak bir cesur çıkışla tuz buz olabilir!
Yeter ki insan umudunu ve de cesaretini kaybetmesin.
Bir “öğrenilmiş çaresizlik” içine hapsolmasın beyinler!
Eğer öyle olursa, başarmaya olan inancın yerini, bu olumsuzluğu, “değiştirmek için yapabileceği hiçbir şey olmadığı “ düşüncesi alır!
Hayvan sever de olsak biliriz ki, bilim insanları, bilimsel bazı deneyleri hayvanlar üzerinde gerçekleştirirler.
Yazının konusu olan “Öğrenilmiş Çaresizlik” ile ilgili olarak en net bilgi veren deney kanaatimce şudur:
“Köpeklerin denek olarak kullanıldığı bu deneyde araştırmacılar, köpekleri iki farklı kafese yerleştirirler. Bu kafeslerin zeminine yerleştirilen bir düzenekle köpeklere elektrik verilebilmektedir. Ancak kafesler arasında bir fark vardır: Kafeslerden birinde köpeklerin basarak elektrik şokunu durdurabilecekleri bir düğme bulunmaktadır. Diğer kafeste ise bir durdurma düğmesi yoktur. Köpeklere belli aralıklarla elektrik şoku verilir. Bir süre sonra elektrik şokunu durdurma düğmesi olan kafesteki köpekler, düğmeye basmaları gerektiğini öğrenirler ve şok verildiğinde düğmeye basarak çektikleri acıyı durdururlar. Ancak diğer kafesteki köpekler, bir durdurma düğmeleri olmadığından sadece çaresizlik deneyimi yaşarlar. Bir süre sonra bütün köpekler başka bir kafeste toplanır, bu kafeste bir şok durdurma düğmesi yoktur ancak kafesin çitleri köpeklerin kaçmalarına izin verecek kadar alçaktır. Elektrik şoku verildiğinde düğmeli kafesten gelen köpekler, çitten atlayarak kafesten kurtulurken düğmesiz kafesten gelenler kafeste kalarak, elektrik şokuna maruz kalmaya devam eder.
Birinci kafesteki köpekler elektrik şokunu durdurabileceklerini ve bunu yapabilmek için bir yol aramaları gerektiğini öğrenmişlerdir. İkinci kafesteki köpekler ise sadece çaresizliği deneyimlemişlerdir. Bu köpekler elektrik şokunu durdurmak için hiçbir girişimde bulunmamışlar, pasif bir şekilde acı verici şokun bitmesini beklemişlerdir.
Genel olarak bu deney; bireyin bir alanda olumsuz sonuçlardan kaçamayacağı ile ilgili bir deneyiminin nasıl farklı olumsuz durumlardan da kaçamayacağına inanmasına yol açtığını göstermiştir.
Çaresizliği öğrenmiş olan bu köpekler, farklı bir ortama yerleştirildiklerinde de şoktan kaçamayacaklarına inanmaya devam etmiş, tamamen özgür ve diğer kafesten gelen köpeklerle eşit şartlara tabi oldukları halde acıdan kaçmaya teşebbüs dahi etmemişlerdir.( http://www.olaganustukanitlar.com/ogrenilmis-caresizlik-nedir)”
İnsan umudunu kaybetmemeli.
Her zaman bir yolu vardır.
Ve niyet cesarettir.