Hani ticarette:
“Baktım olmuyor! Zararına verdim gitti! “ denilir ya?
Bazen karşılıksız sevilir.
Zararına sevgidir o!
Zarar da etseniz sevmeye devam edersiniz.
Memleket sevgisi işte böyle bir sevgidir.
Karşılık görmeseniz de sevmeye devam edersiniz.
İnsana duyulan sevgi değil, insani bir sevgidir.
Ve bu sevginin cinsiyeti yoktur!
Memleketin ağzı da yoktur dili de!
Belki bir gün cevap verecektir.
Belki bağrını açacaktır sana da, belki, sen onun cevap olduğunu anlamayacaksın sevgine!
Böyle bir sevgidir benim memleket sevgisi..
Hesapsız, beklentisiz…
Tarihe duyulan bir özlem,
Coğrafyaya duyulan bir hayranlık,
Kültürüyle yoğrulmuş bir hamur.
Şair Duran Ayyıldız'ın dediği gibi:
Dağın yeşil, bağın yeşil,
Bu ne bereket?
Yeşile mi kıyılmış nikâhın,
Gözünü sevdiğim memleket
Ve bu güzelliklere gözü kapalı bazı insanlarıyla.
Severim bu memleketi.
Hani klasik sorudur! Tanıştığınızda sorarlar:
“Hemşerim, memleket neresi?”
Gururla ve gözlerimiz ışıldayarak, göğsümüzü kabartarak, deriz ya adını:
“Niksar”
O an koca memleket Niksar olmuştur gözümüzde, Niksar da koca memleket.
Gözümüzde canlanan bir güzelliği, bin ayıbını örtmüştür o an.
Aklımıza gelmez yaşayanların bazı hoyratlıkları.
Güzel bakan, güzel görür misali.
Çirkinlikleri yok mudur? Vardır elbette.
Ama, nereden baktığınız veya nereye baktığınız da önemli değil midir?
Biz karşılık beklemeden zararına sevdik bu memleketi.
İyi olsun her şey isteriz.
İyi olsun insanlar deriz.
Memleketin iyiliğini, orada yaşayanlar da istemezse kim ister? diye soranlardanız.
Kötüsü var mı? Olsun!
Kötülüğün hükmü iyilik ortaya çıkıncaya kadardır.