Genel seçimlerde duyarız adaylardan “Seçilirsem herkesin vekili olacağım !” sözlerini.
Ama daha çok yerel seçimlerde duyarız:
“Seçilirsem herkesin başkanı olacağım ! “
Öyle olmaz tabii!
Parti rozeti dururken yakasında nasıl olacak o iş?
Hemen “ İcraatla olur !” dediğinizi duyar gibi oldum.
Peki icraatta öyle olduğunu hiç gördünüz mü?
Ben görmedim.
Parti teşkilatı boş mu duracak?
O kadar seçim çalışması yapanlar, seçilmesi için çalışanlar bu gayretlerinin karşılığını istemeyecekler mi başkandan?
Maalesef siyaset dediğimiz şeyin çarkı böyle dönüyor.
Belediyenin bütün imkanlarını partisinin hizmetine sunmayan birini o koltukta rahat bırakırlar mı sanıyorsunuz?
Baktılar ki onunla olmuyor istifa ettiriverirler! Dediklerini yapacak birini geriverirler yerine!
Böyle bir moda var biliyorsunuz!
İşte bu “Hepinizin başkanı olacağım !” sözü lafta kalmasın.
Biliyorsunuz “Rozetsiz başkanlık” sözünü ilk kullanan 31 Mart Yerel Seçimleri'nde CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Mansur Yavaş idi.
Seçilirse şayet, ben onun bunu gerçekten yapacağına inanıyorum.
Konuyla ilgili olarak Yeniçağ Gazetesi yazarı Servet Avcı,”Rozetsiz başkanlık” başlığıyla şunları yazmış:
“ ….Partizanlıktan şikâyet edip, gücü ele geçirdiğinde kendisi partizan kesilmek çelişkilerin en büyüğüdür... Tıpkı 'tek parti rejimi'nden şikâyet ederek yol alan bir siyasî anlayışın, imkânı yakaladığında o tek parti rejimini aratmayacak 'kendi tek parti rejimi'ni kurması gibi...
Zihinlerimizde ne kötü örnekler var, daha taptaze:
- Her köye yol götüreceğim ama öncelik için çıkan oylara bakıp, oradan başlayacağım!..
- Başka partiye oy veren belediye çalışanlarını işten çıkaracağım!..
- Akrabayı koruyup kollayacağım tabii!..
Oy isterken kimseyi ayırt etmemek ama seçilip sıra hizmete geldiğinde partiye, aidiyete, yakınlığa göre davranıp ayrımcılık yapmak!..
Oysa yapılması gereken, seçildikten sonra ilçe ilçe, mahalle mahalle haritalar çıkarıp insanları oy veren ve vermeyen diye ayırmak değil, hizmeti ihtiyaca ve aciliyete göre adaletle dağıtmak...
'Rozetsiz başkanlık' tam da bunun için gerekiyor: Ayırmamak, ötekileştirmemek, adil hizmet götürmek ve dolayısıyla kul hakkından kaçınmak... Yoksa "Şimdi sıra bizde" diyerek, 'senin adaletsizliğin sana, benim adaletsizliğim bana' türünden davranamaz, davranmamalı...
(…)
Görev süreniz bittiğinde, partili partisiz tüm kesimlerin sizi 'herkesin başkanıydı' diye saygıyla anmasından daha büyük bir kazanç olabilir mi? 'Kazanç' denince, insanlara 'imar rantı, peyzaj yoluyla paraları buharlaştırma, hafriyat gelirlerinin organizesi, otoparktan cukka vs.' gibi aşağılık kavramlardan başka değerler olduğunu hatırlatmak ve bu değerleri daha da yüceltmek işin doğrusu değil mi?
***
Kimi yerlerde 'hizmet' bir görev olmaktan uzaklaştırılıp, 'lütuf'a dönüştürülüyor... "Hadi yine iyisiniz" dercesine pankartlar görüyorsunuz: "Asfaltınızı yaptık, doğal gazınızı getirdik, şebekenizi yeniledik" gibisinden... Sanki esas görevleri 'siyaset' de, ilâve olarak halka bağışta bulunuyorlar!..
Bir öğretmenin 'çocuklara ders vermek'le, veya bir doktorun 'hastayı muayene etmek'le övünmesi gibi... Bu arada 'esas iş' belledikleri, "Hafriyat gelirlerine nasıl da çöktük, belediye şirketleri üzerinden ne de güzel götürdük, imar rantını başka kimseye kaptırmadık, belediyeyi milyarlarca lira borçlandırdık ama eşi dostu da abad ettik" diye açıktan övünen, pankart asan yok tabii!..
Belediye başkanları ve seçildikleri partiler; bilecekler ki, o şehrin havası, suyu, ağacı, taşı, toprağı, tarihî dokusu, yeni seçilen başkanın ve partisinin istediği gibi kullanacağı malı hâline gelmiyor...
Bütün bunlar o şehre ait ve seçilenler onların mülkiyet hakkına sahipmiş gibi davranamazlar, sadece hizmet için belirli süreyle gelmişlerdir... Onlara düşen, şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir olmaktır...
Öncelik adalet, adalet ve adalettir... Dolayısıyla 'rozetsiz başkanlık' ilk düğmeyi doğru iliklemektir...”
Ne dersiniz ilk düğmeyi doğru ilikleyebilirler mi gerçekten?
Başka yeri bilemem ama bizim buradan kim seçilirse seçilsin şahsen, ilk düğmeyi doğru iliklemesini beklerim.
Cumhurbaşkanı bile parti genel başkanı olup partili davranırken zor gibi görünüyor!
Maksat Niksar kazansın!