Siyasi haberleri televizyondan değil internetten takip ederim.
Özellikle, patronlarının iktidarla ilişkileri bozulmasın diye haber çarpıtan, gerçeği gizleyip, algı yaratmaya çalışan kuşatılmış ve teslim olmuş televizyon kanallarını sevmem.
Sofradayken televizyon da açık olur bizim evde!
Artık hangi kanal açıksa ve hangi program varsa şansıma !
Zaten beni rahatsız edecek, sofradayken midemi bulandıracak bir kanal ise kumandayı isterim.
Geçtiğimiz günlerde, bütçe görüşmeleri yapılırken, meclisi ve tartışmaları gösteren bir habere denk geldi sofra!
Bir baktım bizim anlı şanlı Genel Kurmay eski Başkanı, şimdilerin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ı gösteriyor.
Ama ne gösterme !
Hulusi Bey, belli ki çok sinirlenmiş!
Artık kim hangi kusurunu yüzüne vurduysa?
Sinirden kıpkırmızı olmuş, kelimeleri bir çırpıda değil taksitle söylüyor!
Bağırıyor!
“Durun !” diyor.
“Dinleyin” diyor.
“Susun” diye çığlık atıyor ama dinleyen yok!
Ama Allah'tan yanında, bu durumlara alışkın, hemşerimiz kadın milletvekili var!
Evet Hulusi Bey emrediyordu!
Ama orası, sağa sola emirler yağdırdığı Genel Kurmay binası, oradakiler de emir-komuta zinciriyle kendine bağlı asker değildiler!
Sorular karşısında kekeleyip duruyordu!
“Keşke Yunan galip gelseydi !” diyen Fesli meczupu, hem de üniformayla ziyaretini soruyorlardı!
“Durun “ diyordu.
Atatürk'e “firavun” diyen Nuri Pakdil'i ziyaretini soruyorlardı !
“Susun” diyordu.
Akit'in Fetö'cü yazarı Mehtap Yılmaz'ı ziyaretini soruyorlardı!
“Dinleyin” diyordu.
Kimbilir belki emre uyup dinleselerdi, Mehtap Hanım'a ,15 Temmuz'da, boynuna takılan kementin izlerini gösterdiğini söylerdi!
Bu adam, 15 Temmuz ihanetinde bizim ordumuzun komutanıydı !
Darbeciler boğazını sıkıp bırakmışlardı !
Ömer Halisdemir de bu ordunun bir subayıydı. Allah rahmet eylesin.
“Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.”
Demiş Üstad Necip Fazıl Sakarya Türküsü'nde !